Profesör Emel Doğramacı vefat etti, Türkiye'ye evladı Mehmet Gani Sönmez'i emanet etti
Bir akademisyen hayatını kaybetti. Prof. Emel Doğramacı... Bir iş insanını, bir kariyeri, bir dünyayı kuran anne aklı sessizce aramızdan ayrıldı.

Toygun ATİLLA
Patronlar Dünyası'nda gördüm Prof.Emel Doğramacı'nın ebediyete göçüp aramızdan ayrıldığı haberini...
Doğramacı soyadı tek başına bile üniversite, sistem, zihniyeti hatta bir kurumu ifade eder benim için.
O soyadının en bilinen yüzlerinden biri de rahmetli İhsan Doğramacı'dır.

İhsan Doğramacı.
Bugün sizlere, o soyadının belki daha az bilinen ama yaşadığı ömrü bilime, eğitime adamış ve dün aramızdan göçüp giden bir insandan, Prof.Emel Doğramacı'dan bahsetmek istiyorum.
Hayata Erbil'de başlamış, eğitim yolculuğu İngiltere'ye uzanmıştı.
University of Edinburg'ta alınan doktora...Sonrasında Türkiye...
Hacettepe Üniversitesi koridorlarında geçen yıllar, dekanlık...
Kurucu roller, Çankaya Üniversitesi...
Anadolu Üniversitesi 40. Yılda 40 Doktora Töreni. Emel Doğramacı ve İlber Ortaylı.
Bunlar görünen yüzü ya görünmeyenler ?
UNESCO masaları, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu'nda Türkiye temsiliyeti, Fulbright programı ile ABD'de ders anlatması...
Demek istediğim şu, Prof.Emel Doğramacı, Türkiye'nin dış dünyaya açılan yüzlerinden biriydi. Akademisyenliğinin, ülkeye verdiği hizmetin bir de ülke dışındaki vardı ki işte o çok kıymetliydi.
Bir başka yönü daha vardı. Anneydi...
O annenin yetişrdiği evlat ise bugün iş dünyasının çok yakından tanıdığı Eti Gıda Bağımsız Yönetim Kurulu üyesi, Süzer Grubu'na bağlı
Hırvatistan Kent Bank Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Gani Sönmez'di...
Biliyorsunuz, Tükriye'de başarı öykülerinin çoğu "patronlar" üzerinden yazılır Oysa o öykülern ilk cümleleri aile de, evde başlar.

Mehmet Gani Sönmez.
Bu yüzden Emel Doğramacı'nın vefatı bence bir kişinin kaybının çok ötesinde bir zihniyetin, eğitim anlayışının bir nesil yetiştirme modelinin kaybı...
Düşünüyorum...
Emel Doğramacı gibi insanlar hayatları boyunca gazetelere manşet olmaz, başarıları, vizyonları, hayata sundukları katkılar konuşulmaz.
Maalesef...
Ancak,
Onlar olmadan o manşetler yazılmaz. Bakın bunu sakın unutmayın...
Emel Doğramacı'da o isimlerden biriydi. 25.
Vehbi Koç ödülünü bu yıl sanatçı Canan Tolon, Ömer Koç'un elinden aldı.

Vehbi Koç Ödülü'nü Ömer Koç, Canan Tolon'a takdim etti.
Benim için Canan Tolon'da tıpkı Emel Doğramacı gibi bir zihniyetin, bir anlayışın bir neslin modeli...
Onu da tıpkı Emel Doğramacı gibi çoğu zaman manşetler de göremezsiniz ama o Türkiye'yi ve dünyayı güzelleştiren insanlardan biri.
Onun için Koç topluluğunu da hak eden bir sanatçıya hak ettiği ödülü sundukları için tebrik ediyorum.
Hayatı ve dünyayı güzelleştiren insanlardan birini de bugün arkadaşımız Elif Yıldız Harmankaya'nın yazısında okudum.
Paris'te sanatçı Henri Matisse'nin sergisini izlemiş, yazmıştı.
Elif'in yazısının başlangıcında ise Matisse'nin şu sözleri vardı: "Ne kadar uzun yaşarsak yaşayalım, umarım genç ölürüz"
Genç ölenlere ve o gençlerin yetiştirdiği zihniyetlere saygı ve minnetle...
patronlardunyasi.com















