Dolar
46,8425
0,04%
Euro
53,5733
-0,01%
Sterlin
62,7169
-0,02%
Bitcoin
2.963.127
-0,57%
BİST-100
14.450,61
0,18%
Gram Altın
6.230,404
-0,64%
Gümüş
61,08
-1,58%
Faiz
40,29
0,00%

Nevbahar Koç'un Boğaz'daki yalısını gezen dünyaca ünlü iç mimar Martyn Lawrence Bullard, Koç'la ilgili bilinmeyen bir detayı paylaştı

Önce yalıyı gezdi, ardından yıllar öncesine uzandı. Dünyaca ünlü tasarımcı Martyn Bullard, Nevbahar Koç’un 20’li yaşlarında Los Angeles’ta asistanı olarak çalıştığını açıkladı. Bullard, “Tasarımı benden öğrendi. Bugün Türkiye’nin en etkili hayırseverlerinden biri, harika bir anne ve sanat hamisi oldu. Onunla gurur duyuyorum” dedi. Nevbahar Koç ise kayınpederi Rahmi Koç'un hediyesi olduğunu belirttiği yalıda yaptığı değişimleri detaylarıyla anlattı.

07.07.2026 09:31Güncelleme: 07.07.2026 09:54
Nevbahar Koç'un Boğaz'daki yalısını gezen dünyaca ünlü iç mimar Martyn Lawrence Bullard, Koç'la ilgili bilinmeyen bir detayı paylaştı
16px
32px

Burak ARTUNER


Londra doğumlu ve Los Angeles merkezli ünlü iç mimar Martyn Lawrence Bullard; Cher, Sharon-Ozzy Osbourne, Eva Mendes, Edward Norton, Tommy Hilfiger, Kris Jenner ve tüm Kardashian ailesi gibi dünya yıldızlarının evlerini tasarlayan, dünyanın en prestijli otellerine imza atan bir isim. Architectural Digest’in dünyanın en iyi tasarımcılarını sıraladığı prestijli AD100 listesinde tam 18 yıl üst üste yer alarak kırılması zor bir rekora imza atan Bullard’ın İstanbul seyahati bu kez tamamen özel bir proje içindi.

İSTANBUL’UN TASARIM ARŞİVİ MASAYA YATIRILDI

Ünlü mimar, Homeworthy YouTube kanalında hazırlayıp sunduğu “Live, Love & Decorate” serisinin merakla beklenen İstanbul bölümünün çekimlerini gerçekleştirdi. Yaklaşık 1 saat süren özel programda; Boğaz kıyısındaki tarihi yalılar, Rumeli Hisarı’nın gölgesindeki saklı bahçeler, Osmanlı sanatının yaşayan koleksiyonları ve modern İstanbul’un uluslararası tasarım dili dünyaya tanıtıldı.

Zeynep Fadıllıoğlu’nun malikanesi, Serdar Gülgün’ün Osmanlı sanatına duyduğu tutku ve İrem Kınay’ın tarih ile doğayı harmanlayan yaşam anlayışının ekrana geldiği programın finalinde Bullard, Kapalıçarşı’nın koridorlarında adeta bir keşif turuna çıktı. Çarşıdaki el dokuması kumaşları, pirinç işçiliğini ve asırlık zanaatkarlık geleneklerini inceleyen ünlü mimar, Kapalıçarşı’yı “dünyanın en büyük tasarım arşivlerinden biri” olarak nitelendirdi.

Programın en çok ses getiren ve merak edilen kısmı ise ünlü iş insanı Ali Koç’un eşi Nevbahar Koç’un, kapılarını ilk kez bu kadar detaylı açtığı tarihi Boğaz yalısı oldu.

NEVBAHAR KOÇ’A ÖVGÜ DOLU SÖZLER

Mimar Martyn Lawrence Bullard, çok yakın dostu olan Nevbahar Koç’un yalısına adım atar atmaz hayranlığını gizleyemedi. Boğaz’ın tam ortasında yer alan bu yalıyı “büyük bir şehirde yaşanabilecek en büyüleyici, en kıskanılacak yerlerden biri” olarak tanımlayan Bullard, evi gezmeye başlamadan önce dostluklarının geçmişine dair de önemli bir bilgiyi paylaştı:

“Nevbahar evlenmeden önce, 20’li yaşlarında Los Angeles’ta benim asistanım olarak çalışıyordu. Tasarım süreçlerini, neyin işe yarayıp neyin yaramayacağını, tasarım teorisini benden öğrendi ve en iyisini öğrendi. Şimdi ise Türkiye’nin en etkili hayırseverlerinden biri, harika bir anne ve sanat hamisi oldu. Onunla gurur duyuyorum.”

"YALIYI BU HALE GETİREBİLMEK İÇİN ÇOK UZUN SÜRE ÇALIŞTIM"

Nevbahar Koç ise ünlü mimarın bu sözlerine, tasarım eğitiminin hayatında çok büyük bir rol oynadığını belirterek karşılık verdi: “Tasarım aslında matematiksel bir şey. Tasarım teorisini öğrenmek hayatım boyunca bana çok yardımcı oldu. Ancak bu yalıyı bu hale getirebilmek için gerçekten çok uzun süre çalıştım. Çünkü burası mimari açıdan zor bir yerleşime sahip; geleneksel yapısı gereği bir büyük salon ve ona açılan dört küçük odadan oluşuyor.”

Yalının salonunu süsleyen tablo da dikkat çekti. Tablodaki kadın ve erkeğin Nevbahar Koç-Ali Koç çifti olduğu sanılıyor.

“ALİ’NİN BABASI BU EVİ BİZE VERDİ, EŞİM ALİ DE BURADA BÜYÜDÜ”

Yalının aile içindeki manevi değerine ve tarihine de değinen Nevbahar Koç, evin eşi Ali Koç için önemini şu sözlerle anlattı:

“Burası iki çocuğumuzla birlikte yaşadığımız tam bir aile evi. Eşim Ali Koç da bu evde büyüdü. Ali’nin babası Rahmi Koç bu evi bize verdi. Biz de yalıyı devraldıktan sonra, aslına sadık kalarak yeniden modernize ettik. Neyse ki Ali de çok zevklidir, kendine has bir tarzı ve stili vardır.”

"YALI TIPKI VENEDİK GİBİ..."

Boğaz’da şu an orijinal dokusunu koruyan çok az yalı kaldığını vurgulayan Nevbahar Koç, yalı kültürünü şu sözlerle özetledi:

“Boğaz’da geçmişten günümüze orijinal haliyle kalabilmiş yaklaşık 90 yalı var. Yalı, geleneksel Türk-Osmanlı mimarisinde doğrudan suyun kenarına, genellikle ahşap malzeme kullanılarak inşa edilen çok değerli ve özel bir ev türüdür. Suyun üzerinde olması sebebiyle adeta Venedik’i andırır.”

Mimar Bullard’ın, yalının suyla olan bu temasının tıpkı Venedik gibi olduğunu onaylaması üzerine Nevbahar Koç, esprili ve çarpıcı bir gerçeği de paylaştı: “Kesinlikle öyle. Hatta yalılar suyun üzerinde olduğu için bazı noktalardan yavaş yavaş aşınmaya ve çökmeye başlar. Bu yüzden her 10 yılda bir yalıyı bu çökmelere karşı onarmanız gerekir.”

KIRMIZILAR VE AMSTERDAM’DAN GELEN MURANO CAMLARI

Yalının dekorasyonunda Nevbahar Koç’un kendi kişisel beğenileri, orijinal Osmanlı ceviz mobilyaları ve Venedik çizgileri bir arada harmanlanmış durumda. Evin genelinde hakim olan kırmızı tonlar ve şiirsel hava Martyn Lawrence Bullard’ın gözünden kaçmadı. Evi gezerken modern ögelerin de yerel kültürle birleştiğini belirten ikilinin sohbetinde, oturma odasındaki Murano cam objeler dikkat çekti. Nevbahar Koç, bu objeler için, “Bunları Amsterdam’dan satın almıştık. İlk aldığımda ‘Bunlarla ne yapacağız?’ diye düşünmüştüm ama bu eksantrik havaya çok yakıştılar” dedi.

"TÜRK KÜLTÜRÜNDE SEDİR VE KANEPELERİN BÜYÜLÜ BİR TARİHİ VAR"

Evin içinde yer alan küçük bir odada Koç, arkadaşına Mert Alaş ile ortağı olduğu alkol markasından bir içki sundu. İkili, Türk kültüründeki oturma alışkanlıkları üzerine de konuştu. California ve Los Angeles’taki rahat, eforsuz yaşam tarzını sevdiğini belirten Koç, resmi ve rahat oturulamayan "soğuk" evlerden hoşlanmadığını söyledi.

Bullard ise yalıdaki geniş sedir ve kanepelerin Türk kültürünün bir parçası olduğunu belirterek, “Bu aslında kültürel bir durum. İngiltere’de uzun süre yüksek kaliteli, daha resmi mobilyalar tercih edilmiş olabilir ama Türkiye’nin kültüründe insanlar her zaman sedirlerde, rahat kanepelerde vakit geçirirdi. 19. yüzyıl Osmanlı harem resimlerine bakarsanız, kadınların hep bu tarz geniş ve rahat sedirlerde uzandığını görürsünüz. Bu çok büyülü bir dünya” açıklamasında bulundu.

"BİR YANIMIZ AVRUPA, BİR YANIMIZ ASYA"

Yalının en büyüleyici kısmının ise gün doğumu ve gün batımının izlendiği bahçenin olduğunu söyleyen ünlü mimar, yalıda yaşamanın adeta bir lütuf olduğunu vurgulayarak, “Bir yanda Avrupa, diğer yanda Asya... İki kıtanın ortasında, 15 milyon insanın yaşadığı bu devasa şehirde suyla bu kadar iç içe ve izole olmak inanılmaz bir yaşam tarzı. Burası Doğu ve Batı’nın en özel sentezi. Tüm ailenin, çocukların bir arada olduğu, gerçek İstanbul’u yaşayan mucizevi bir ev” diye konuştu.

patronlardunyasi.com