Geri çağırılan, üretim hatası olan araçlar e-Devlet üzerinden ve markaların web sitelerinden yapılan kontrol ile görülebiliyor
Türkiye’de üretim hatası olan araçlar E- Devlet üzerinden veya ilgili markaların web sitelerinde şasi numarası ile yapılan kontrol ile görülebiliyor. Gönüllü geri çağırma kapsamında ilan edilen araçlardaki güvenlik veya üretim hataları yetkili servisler tarafından ücretsiz olarak gideriliyor. İlan edilen risklerin giderilmemesi halinde, bu risk nedeniyle meydana gelebilecek bir kazada “objektif iyi niyet kuralları” çerçevesinde hareket etmeyen bir araç sahibi veya sürücü hukuken sorumlu olabiliyor. Ülkemizde 35 milyon kayıtlı araç bulunuyorken, her yıl yüzbinlerce araç üretici firmalar tarafından geri çağrılıyor.

Feramuz ERDİN
PD “Baş Küratörü” Toygun Atilla bugün Ford marka araçlarda yaşanan geri çağırma sürecini işleyen bir yazı yazdı. Aslında sadece Ford değil, bilinen tüm otomotiv markalarında imalat hataları veya güvenlik riskleri nedeniyle gönüllü geri çağırma süreci sık sık yaşanan bir durumdur. Araçlardaki güvenlik kusurlarının neden olduğu kazalardaki hukuki sorumluluk üretici ve kullanıcı arasında uzun süren hukuki süreçlere yol açabilmektedir.
“FRENİ PATLAYAN KAMYON” KLASİĞİ
Türkiye’de kamyonların sıkça karıştığı ölümlü kazaların faili olarak ilan edilen “fren patlaması” prensip olarak benim karşı olduğun bir tanımlamadır. Çünkü genelde sürücü tarafından kamyonun teknik özelliklerini zorlayacak şekilde sürüş yapılması sonucunda bazı sistemlerin devre dışı kalması söz konusudur. Peki gerçekten araçta güvenliği etkileyen bir üretim hatası mevcutsa, bu durumu kim ortaya koyacaktır?
SİGORTACILIK VE BİLİRKİŞİ AÇISINDAN DURUM
Türkiye’de trafik kazalarında “bilirkişi” otomatik olarak atanmaktadır. Ancak bilirkişiler raporlarında genellikle yolun ve trafik işaretlerinin durumu ile sürücünün ve yayanın dikkat ve reflekslerini değerlendirmektedir. Araçlarda bakılan olumsuzluklar ise fren mesafesini etkileyen aşırı yük ve kabak lastik ile sınırlı kalabilmektedir. Sigorta şirketleri ise araçların sigorta veya kaskolarını yaparken gönüllü geri çağırma kapsamında olup olmadığına dair bir araştırma sorumluluğu üstlenmemektedir. Sürücünün gerekli cezayı alması halinde kamu vicdanı da rahatladığı için, aslında bir kazanın ardındaki kök sebepler çoğunlukla yeterince araştırılmadan kalmaktadır.
TÜRKİYE’DE GÖNÜLLÜ GERİ ÇAĞIRMA
Ülkemizde gönüllü geri çağırma kapsamındaki araçlar üretim veya satıştan sorumlu firmalar tarafından mevzuat gereğince E- Devlet üzerinden ilan edilmektedir. Firmalar ayrıca web siteleri üzerinden şasi numarası esaslı sorgulamaya da imkan vermektedir. Bazı firmalar da güvenlik riski taşıyan acil durumlarda bünyelerindeki iletişim merkezleri aracılığıyla araç sahiplerine ulaşmakta ve durumu bildirmektedir.
HUKUKİ ANLAŞMAZLIĞIN ÇOK BOYUTLU TEMELİ
Bir kazaya (olaya) karışan bir sürücü frene bastığında gerçekten de fren üretimden kaynaklanan bir arızadan dolayı tutmadıysa bu durumda sorumluluk kimde olacaktır? Mevcut sistem çerçevesinde bu ihtimali birkaç aşamada ve birkaç açıdan değerlendirmek gerekebilir: Üretici firma veya bayi zaten geri çağrılan araçları hem E – Devlet hem de kendi web sitesi üzerinden kontrol edilebilmesi amacıyla ilan etmektedir. Ayrıca risk barındıran durumlarda araç sahibi ile doğrudan irtibata geçilerek durum aktarılmaktadır. Bir kaza sonrasında, aracın teknik sorunlarından kaynaklanan bir hukuki anlaşmazlık ortaya çıkarsa üretici firma doğal olarak üzerine düşeni yerine getirdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
Ülkemizde araç kazalarında sürücü, yaya, yol ve işaretleme durumları incelenirken, aracın teknik durumuna genellikle değinilmemektedir. Öncelikle periyodik teknik muayene esnasında aracın risk barındıran geri çağırma kapsamında olup olmadığı tespit edilmelidir. Ardından sigorta şirketleri de geri çağırma verilerine erişerek aracın sigorta veya kaskosunu ona göre yenilemelidir. Araç sahipleri ve sürücüler ise belli periyotlarla E- Devlet veya ilgili markanın web sitesine girerek aracın durumunu kontrol etmelidir.
Çünkü mevcut sistemde, kazaya karışan bir sürücünün, kazanın araçtaki bir hatadan kaynaklandığını iddia ve ispat edebilmesi için yukarıda sayılan işlemlerin hepsini hukukta yer alan “objektif iyi niyet kuralları” çerçevesinde yerine getirmiş olması gerekir. 35 milyon kayıtlı aracın bulunduğu bir ülkede bu sorumluluğun sadece sürücüler üzerine bırakılmaması ve diğer paydaşların daha mevzuat aracılığıyla etkin roller üstlenmesi gerekir.
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER
















