NATO liderlerine hediye edilen Sarsılmaz tabancalarının rahmetli patronu Sarsılmaz Aliş'in kızı Nur Ala Aliş, babasının bilinmeyenlerini anlattı
Sarsılmaz Aliş'in kızı ve Sarsılmaz şirketinin ortaklarından Nur Ala Aliş, önceki gün Patronlar Dünyası'nda yayınlanan haberimize telefonda teşekkür etti. Sohbetimizde bugün dünya silah devlerinden biri olan Sarsılmaz'a adını veren ve 2000 yılında vefat eden babası Sarsılmaz Aliş'in bilinmeyen öyküsünü, hedef ve tutkularını anlattı. Ortaya 'Hatırası sarsılmaz', sevgi ve saygısıyla herkese örnek olabilecek bir 'baba-kız' portresi çıktı.

Burak ARTUNER
NATO Zirvesi'nin en konuşulan hediyesi Erdoğan'ın liderlere verdiği Sarsılmaz marka tabancalardı.
Sarsılmaz Aliş'in çocuklarına yazdığı ve Düzce'deki büyük fabrikanın girişinde bir taşa işlenen sözlerinin yer aldığı haberimizi yayınladıktan yaklaşık bir saat sonra telefonum çaldı.
Arayan bir arkadaşımdı.
Sarsılmaz Aliş'in kızı, şirketlerinden ortaklarından Nur Ala Aliş'in yazımı çok beğendiğini ve teşekkür etmek için benimle konuşmak istediğini söylüyordu.
Verdiği numarayı aradım.
Kendisiyle ilk kez konuşuyorduk ama sesindeki heyecan ve samimiyeti sezmemek imkansızdı.

Lisede okuduğu yıllarda Nur Ala Aliş ile babası Sarsılmaz Aliş, Mercan Yokuşu'ndaki merkezlerinin önünde.
"Öyle ve mutlu gururluyum ki..." diye başladı sözlerine...
"Sadece silahın NATO liderlerine hediye edilmesini değil, o silahın üretilmesini sağlayan babamı hatırlayıp, andığınız için size çok teşekkür ederim. Beni çok duygulandırdınız" diye devam etti telefondaki ses...
Konuşma sürerken Nur Ala Aliş'e babası Sarsılmaz Aliş'le ilgili sorular sordum o da cevapladı...
Ortaya; bugün dünya devi olan bir silah sanayi şirketinin ilk prensiplerinin, hedef ve motivasyonun ne olduğuna dair ipuçları veren patron bir baba ile kızının örnek alınacak ilişkisine dair bilinmeyen öykü ortaya çıktı.

SABAHIN ALTISINDA KALKAR BİRLİKTE İŞE GİDERDİK
Anlatıyor Nur Ala Aliş:
"Babam çok ama çok emek verdi. Sabah altıda kalkar, işine aşkla giderdi. Ben ortaokuldan itibaren her yaz tatilinde onunla sabahın o saatinde kalkar Mercan Yokuşu'ndaki ofisimize giderdim.
Liseyi Ata Koleji'nde bitirdim. Sonrasında babam beni Londra'ya işletme okumaya gönderdi. Londra'dan döndükten sonra babam vefat edene kadar Mercan'daki ofisimizde firmamız için çalıştım."
"Babanızın sizlere söylediği, kulağınıza küpe yaptığınız sözü neydi?" diye soruyorum Nur Ala Aliş'e, duraksamadan şöyle söylüyor: "Babam müşteri her zaman haklıdır derdi. Bunu aşılardı bize"

Nur Ala Aliş ve babası Sarsılmaz Aliş, Mercan'daki ofislerinde.
SUYUN İÇİNDE BALIĞA ATEŞ EDEN AVCI
Sonra fıkra gibi bir örnek anlatıyor: "Bir gün bizden aldığı av tüfeğiyle, kuş avlamak için göle giren bir müşteri geldi. Göle girmiş ama kuş yerine kendisine yaklaşan büyük bir balık görünce tüfeği suya sokup balığı vurmak için ateşlemiş. Ancak basınçla tüfek ikiye ayrılmış... Babam, müşteriyi 'tüfeğini yenileyeceğim ancak tüfeği boş ver kendini tehlikeye atmamak için bir daha suyun içinde ateş etme' diye uyarıp, yeni bir tüfek verip göndermişti... Müşteri gittikten sonra bizim tüfekle ateş etmesini düşündükçe bir hayli gülmüştük beraberce..."
Sonrasında ise gurur dolu bir ses tonuyla "Babam Sarsılmaz Aliş ile birlikte çok çalışmak çok ama çok zevkliydi ve öğreticiydi. Ders verdiğini fark ettirmeden hikayeler anlatarak öğretirdi" diyor.

Sarsılmaz Aliş, yurt dışına ihraç ettikleri ilk av tüfekleriyle ve kızıyla poz vermişti
İLK AV TÜFEĞİ İHRACATINI ABD'YE YAPTIK
Nur Ala Aliş, ilk ihracatlarının öyküsünü ise "1986 yılında Londra’da okurken Amerikalı bir müşteri ile İstanbul'a geldim babamla birlikte müşterimizi Düzce'ye fabrikaya götürdük. Amerikalı müşteri silahlarımıza hayran kaldı ve işlemeli ilk av tüfeği ihracatını ABD'ye yaptık" diye özetliyor.
Sonra babasının diğer sevdiği özelliklerini şöyle sıralıyor: " Ailesine, çocuklarına ve torunlarına bağlılığı, işine olan sevgisi sonsuzdu. Memleketini çok sever ve hep memlekete faydalı yenilikler peşinde koşardı. Çalışanlarına çok saygı duyardı. Bir gün mağazaya bir müşteri geldi, 'Babama patron sizsiniz değil mi?' diye sordu. Babam mağaza müdürü Orhan Bey'i gösterdi. Çalışanları da onu çok severlerdi, çünkü herkesin sıkıntısını onları gözlemleyerek anlar, sıkıntısı olanla konuşur ve mutlaka bir çözüm bulurdu."

Baba-kız Düzce'deki fabrikalarının bahçesinde üretimden çıkan tabancaları denerken.
TRAFODAN ÇIKAN YILANI OFİSTE YAŞATTI
Babasının doğaya ve hayvanlara karşı hassasiyeti olduğunu da belirten Nur Ala Aliş şu ilginç hikâyeyi de aktarıyor "Ayrıca doğaya ve hayvanlara karşı da bir hassasiyeti ve merhameti vardı. Mercan Yokuşu o zamanlar eski yapılarla doluydu, bir gün küçük bir yılan yavrusu çıktı elektrik panosunun içinden. Babam hemen yılanın yaşayacağı camdan bir kafes yaptırdı ve o yavru yılana bizimle yıllarca yaşadı ofisimizde. Ayrıca Bolu Dağı eteklerinde, Düzce'deki fabrikayı seyredebileceğimiz evimizde de iki kangal köpeği vardı, onları da çok severdi."
FELSEFE OKUR, ŞİİR YAZARDI
Babasının çok kitap okuduğunu şiir ve felsefeye ilgi duyduğunu da belirten Nur Ala Aliş, şiir de yazdığını söylüyor ve "Sarsılmaz Aliş'in kızı olmaktan hep onur duydum ve onun kızı olduğum için Rabbimin şanslı kulu olduğumu düşündüm" diyerek sözlerine son veriyor.


patronlardunyasi.com















