Dolar
45,7198
0,23%
Euro
53,0353
0,05%
Sterlin
61,8303
0,62%
Bitcoin
3.450.718
-2,68%
BİST-100
13.808,2
4,89%
Gram Altın
6.626,005
-0,56%
Gümüş
75,47
-1,55%
Faiz
44,24
0,00%

Murat Ülker: ‘Galatasaray Lisesi’nin sınavlarına bile girmedim. Frankofanlar 70’lerde çöküşe geçmişti’

Fenerbahçe Başkan adayı Hakan Safi’nin Galatasaray Lisesi açıklamalarıyla başlayan tartışmaya Murat Ülker “Ben Galatasaray Lisesi’nin sınavlarına bile girmedim. Frankofanlar 70’lerde çöküşe geçmişti” diyerek katıldı. Murat Ülker’in mesajları yalnızca bir okul tercihine değil, Türkiye’de patron sınıfının Fransız kültürel elitizminden Anglo-Sakson iş dünyasına uzanan değişen güç haritasına dair önemli ipuçları veriyordu. 

23.05.2026 04:58Güncelleme: 23.05.2026 05:08
Murat Ülker: ‘Galatasaray Lisesi’nin sınavlarına bile girmedim. Frankofanlar 70’lerde çöküşe geçmişti’
16px
32px

Toygun ATİLLA 

Fenerbahçe Başkan adayı Hakan Safi’nin “Galatasaray Lisesi’ni kazandım ama gitmedim” açıklamasıyla başlayan tartışma, görünen o ki artık çok daha büyük bir yere evriliyor.

MURAT ÜLKER’İN MESAJI 

Hakan Safi ile ilgili dün yazdığım “Mourinho’nun alışverişi ve Galatasaray Lisesi hikayesi” başlıklı analizimi kendisi ile paylaştığım Türkiye’nin en önemli iş insanlarından Murat Ülker’den dikkat çekici bir mesaj geldi.

“Ben Galatasaray Lisesi’nin sınavına bile girmedim. Frankofanlar 70’lerde çöküşe geçmişti.”

Doğal olarak şaşırdım. “Bu bomba haber Murat Bey, yazarım bunu” dedim.

HAKAN’A BURADAN ÇATILMAZ 

Yanıtı daha da dikkat çekiciydi: “Yaz arkadaş… Hakan’a buradan çatılmaz. Ben İEL’de Almanca okudum, teknoloji ‘in’ idi. Ama sonra İngilizce ve işletme gerekli olduğunu anlayınca Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim şükrolsun. Keşke de demem.”

ÜLKER, TARTIŞMAYI ENTELLEKTÜEL BOYUTA TAŞIDI 

Murat Ülker tartışmayı entelektüel bir boyuta taşımıştı.  Murat Ülker aslında yalnızca kendi eğitim tercihlerini anlatmıyor, Türkiye’de güç dilinin nasıl değiştiğini anlatıyordu. 

Bu sözler üzerine hem hafızamı tazelemek adına biraz okuma yaptım hem de Murat Ülker’in sözlerinin üzerinden tekrar tekrar geçtim. 

Söylediklerinin büyük bölümüne katılıyorum, katılmadığım bölümü ise yazının sonunda ifade edeceğim. 

TÜRKİYE’NİN MODERNLEŞME DİLİ 

Bir dönem Türkiye’nin modernleşme dili Fransızcaydı. Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar Fransızca bilmek yalnızca yabancı dil bilmek anlamına gelmiyordu. Bu bir sınıfsal kimlikti, Diplomasinin, hukukun diliydi. Kültürel elitizmin sembolüydü.

Galatasaray Lisesi’nin yıllarca taşıdığı ağırlığın temelinde de biraz bu vardı. Galatasaray yalnızca bir okul değildi; devlet bürokrasisine, diplomasiye, medyaya, kültür dünyasına ve belli sosyal çevrelere açılan güçlü bir ağdı.

İNGİLİZCE YÜKSELDİ FRANSIZCA GERİLEDİ 

1. Dünya Savaşı sonrası dünya değişmeye başladı. Avrupa merkezli eski düzen yavaş yavaş çözülüyor, Amerika yeni küresel güç haline geliyordu. Bunun doğal sonucu olarak İngilizce yükselirken Fransızca eski gücünü kaybetmeye başladı.

FRANKOFANLAR ÇÖKÜYOR 

Türkiye’de bunun eğitim dünyasındaki karşılığı ise çok net hissedildi. Murat Ülker’in “Frankofanlar çöküyordu” tespitini haklı çıkaran bir durum vardı. 

Bir tarafta Galatasaray Lisesi gibi Fransız ekolü diğer tarafta Robert Kolej, ardından Boğaziçi Üniversitesi gibi Anglo-Sakson çizgi yükseliyordu.

Bir başka güçlü damar ise Alman ekolüydü.

Özellikle 1960’lar ve 70’lerde teknoloji, mühendislik ve sanayi denildiğinde Alman disiplini büyük prestij taşıyordu. İstanbul Erkek Lisesi ve Alman Lisesi’nin ağırlığı da tam buradan geliyordu.

Murat Ülker’in: “Ben İEL’de Almanca okudum, teknoloji ‘in’ idi” cümlesi aslında dönemin ruhunu anlatıyor.

Şöyle ki. 

O yıllarda, Fransızca kültür ve diplomasi diliydi, Almanca mühendislik ve sanayi, İngilizce ise yükselen küresel ticaretin dili olmaya başlamıştı. 

ÖZAL DÖNEMİ KIRILMA YAŞANDI 

Asıl kırılma ise 1980 sonrası yaşandı. Turgut Özal dönemiyle birlikte Türkiye ekonomisi dışa açıldı. İthal ikameci ekonomi modeli gerilerken, küresel sermaye ve uluslararası finans sistemi Türkiye’ye daha fazla nüfuz etmeye başladı.

İşte tam o noktada patron ailelerinin çocukları için yeni soru “Çocuk hangi çevreye ait olacak?” şeklindeydi. 

Fransız kültürel sermayesine mi, Alman teknik disiplinine mi, Yoksa Anglo-Sakson finans dünyasına mı? 

Murat Ülker’in hikayesi de tam burada sembolleşiyor aslında.

Önce İstanbul Erkek Lisesi… Yani Alman teknik disiplini… Ardından Boğaziçi Üniversitesi…
Yani İngilizce, işletme, küresel ekonomi ve uluslararası network…

GALATASARAY LİSESİ TÜRKİYE’DE ETKİSİNİ HİÇBİR ZAMAN KAYBETMEDİ 

Şimdi gelelim Murat Ülker’e katılmadığım noktaya. 

Bence “Frankofanlar çöktü” cümlesini tarihsel olarak dikkatli okumak gerekiyor. Her ne kadar Murat Bey söylediklerinin büyük çoğunluğunda haklı olsa da Galatasaray Lisesi kısmına katılmıyorum. 

Çünkü Galatasaray Lisesi hiçbir zaman etkisini kaybetmiş bir kurum olmadı. Tam tersine…

Türkiye’de siyaset, hukuk, medya, diplomasi ve kültür dünyasında hâlâ en güçlü sosyal sermaye ağlarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu yüzden bugün hala Galatasaray Lisesi tartışmaları Türkiye’de bu kadar büyük yankı uyandırıyorsa, bunun nedeni yalnızca nostalji değil sosyal sermaye üretimi…

patronlardunyasi.com

benzer haberler
Mango’nun kurucusu Isak Andic’in ölüm soruşturmasında telefon detayı şüpheleri büyüttü
Mango’nun kurucusu Isak Andic’in ölüm soruşturmasında telefon detayı şüpheleri büyüttü