Meliha Okur'un iddiası
MELİHA OKUR: TMSF, 4 MİLYAR DOLARI ŞENER VE UNAKITAN'IN İZNİYLE SATIYOR.

Meliha Okur'un yazısı
Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF), döviz olarak eline geçen 4 milyar dolarlık özelleştirme gelirini Ankara'dan aldığı izin ve onayla satıyor.
Onayı kim verdi?
TMSF'den sorumlu Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Maliye Bakanı Kemal Unakıtan verdi. Hatta, miting meydanlarında vatandaşa "Borç alan emir alır. Biz emir almıyoruz, borç ödüyoruz" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bile bu iş için izni var.
Peki, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ne yapıyor? Yılmaz, konuyu biliyor, ama sadece izliyor. Başkan'ın işi zor.
Otorite kim?
Diyeceksiniz ki; TMSF'nin işi ne?
TMSF, özerk bir kurul. Batık tahsilatı yapmakla yükümlü. Artık tahsil ettiği para da bütçeye gelir olarak aktarılacak.
Tahsilat kurumunun satış yetkisi var mı?
Birçok kişi, "Elbette batık alacakları tahsil etmiş. TMSF'nin elindeki dövizi TL'ye çevirme hakkı var" diyor. Ama biz, bugüne kadar bu özelleştirme ya da satış gelirlerinin döviz ya da TL cinsinden farketmez, Merkez Bankası'na yatırıldığını gördük.
Sonuçta Merkez Bankası devletin "tek" bankası. Devletin parası zorunlu olarak Merkez Bankası'nda tutulur.
Merkez Bankası para politikasının otoritesi.
Eğer döviz bozdurulacaksa Merkez Bankası tarafından yapılır. Merkez Bankası "Açık Piyasa İşlemleri" kanalıyla, yapılan işlemlerden sonra geriye bir miktar para kalmışsa, kalan parayı tekrar geri çeker.
Piyasada dövize müdahaleye ihtiyaç var ise uygulanan para programına ve hedeflere göre Merkez Bankası bir oyun kurucusu olarak devreye girer. Kısacası Merkez Bankası otoroite olarak piyasayı düzenler.
Güven sorunu
Gelin görün ki; küresel türbülansın Türkiye'yi salladığı bir ortamda her bir taraftan sesler yükseliyor. Merkez Bankası, 'geçmiş dönemde takındığı ortodoks tavrı takınmasın' diyenler Merkez Bankası'ndan döviz piyasasına müdahale etmesi için bastırıyor.
Ama o da ne?
Ortaya birdenbire TMSF çıkıyor. Ve bir haftada 700 milyon dolar civarında döviz satıyor, "3 ayda 4 milyar doları satacağım" diyor.
TMSF, piyasa düzenleyici bir kurum değil. Üstelik, türbülansın bu kadar şiddetli olduğu bir dönemde bu satışlar, Merkez Bankası'nın politikasını etkiliyor.
Merkez Bankası güven kaybeder.
İşte bu noktada sorarım size, böyle bir satış izin olmadan yapılabilir mi?
Sinek küçük mide bulandırır.
İnşallah hayırlı olur.
Sonraki türbülans Kıbrıs
Açıkçası 2006 yılı zor bir yıl. Dş politik gelişmelerin bizi zorlayacağı kesin. Irak, İran sorunu izlenirken AB ile "Kıbrıs yolculuğu" yılın ikinci yarısında küresel türbülansı başka bir cephede hızlandıracak. Bu durum ekonomiyi etkilerken iç siyasetin daha da ısınmasını beraberinde getirecek. Gelişmeler en çok döviz piyasasını etkileyeceği için Merkez Bankası'nın vereceği sınav aynen "popstar yarışması" gibi olacak.
Bize göre, Türkiye'nin önündeki en büyük engel yine Türkiye'nin kendisi. Yabancılar, "Bize rağmen, bize yatırım yapıyorlar." İşte güzel olan bu.
ABD’de önce hikâyesini anlattı, sonra Chobani milyarlarca dolarlık bir markaya dönüştü. Türkiye’de ise önce Fenerbahçe, ardından “Türkiye’ye yatırım için bundan daha iyi zaman olamaz” sözleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kabul, ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanlığı ve son olarak Erzincanspor sponsorluğu… Hamdi Ulukaya’nın peş peşe attığı adımlar, yalnızca birbirinden bağımsız gelişmeler mi, yoksa Amerika’da başarıya ulaştığı iş modelinin Türkiye’deki ilk satırları mı? Bence Hamdi Ulukaya, Türkiye'de büyük bir yatırım hazırlığı içinde ve bu gördüklerimiz de sürecin parçası...
#ChobaniHazar bölgesi petrol tedarik zincirinde önemli bir gelişme yaşandı. İngiliz enerji şirketi BP, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nın (BTC) işletmeciliğini Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR'a devretti. Hazar Denizi'ndeki petrolü Türkiye'nin Ceyhan Limanı'na taşıyan hat, 2006 yılında tam kapasite hizmet vermeye başlamıştı. Hat yıllık 50 milyon ton ham petrol taşıma kapasitesine sahip.















