Dolar
45,9301
0,05%
Euro
53,5293
0,22%
Sterlin
61,9089
0,14%
Bitcoin
3.188.792
-2,64%
BİST-100
13.935,9
1,69%
Gram Altın
6.682,973
0,96%
Gümüş
76,32
1,98%
Faiz
43,35
-0,91%

Marilyn Monroe'ya 100'üncü doğum gününde en sıra dışı anma Britanya Komünist Partisi'nden 'Yoldaş Marilyn' ifadesiyle geldi

Sinema tarihinin ve kapitalist düzenin 'Sarışın bomba'sıydı, dün 100'üncü yaş günüydü ve en ilginç kutlamalardan birini Britanya Komünist Partisi "Yoldaş Marilyn" paylaşımıyla yaptı. Peki bu paylaşımda aslında ne anlatılıyordu?

02.06.2026 08:28Güncelleme: 02.06.2026 08:38
Marilyn Monroe'ya 100'üncü doğum gününde en sıra dışı anma Britanya Komünist Partisi'nden 'Yoldaş Marilyn' ifadesiyle geldi
16px
32px

Burak ARTUNER 

Britanya Komünist Partisi'nin yayın organı olarak çalışan bir hesaptan yapılan paylaşım PD yazarı Feramuz Erdin'in dikkatinden kaçmadı. 

Feramuz Bey'in ilettiği ilginç paylaşım üzerine, bu yazıyı hazırladım. 

Resim

Paylaşımda şu ifadeler vardı: 

"Bugün, dünyanın Marilyn Monroe olarak tanıdığı Norma Jeane Mortenson'un doğumunun yüzüncü yıldönümünü kutluyoruz.

Burjuva basını, üretilmiş bir simgenin hayaletine bakmaya devam ederken, Britanya Komünist Partisi entelektüeli ve yoldaşı geri alıyor.

Onun politikası montaj hattından doğdu. Los Angeles'ın yetiştirme yurtlarından Radioplane mühimmat fabrikasına kadar, Monroe'nun sınıf bilinci, proletaryanın hayatta kalma mücadelesinin sıcağında dövüldü. Keskin zekaya sahip bir kadındı; onu yönetmeye çalışan erkeklerin IQ'sunu gölgede bırakan bir zekası vardı, ancak asalak stüdyo sistemi tarafından alınıp satılan, takas edilen bir meta haline indirgendi.

Son nefesine kadar onu izleyen FBI dosyaları, düzenin korktuğunu doğruluyor: Marx'ı okumuş ve Çin Devrimi'ni hayranlıkla karşılamış bir seks simgesi. Ella Fitzgerald için renk bariyerini paramparça etmek amacıyla platformunu kullanan militan bir ırkçılık karşıtıydı ve kara listeye alınmış oyun yazarı Arthur Miller'la evlendiğinde McCarthyci cadı avlarının korkaklığına karşı dimdik durdu.

Monroe'nun mücadelesinin sınıf sömürüsü ile ataerkil şiddetin kesişimi olduğunu tanımalıyız. Emekçisi kendi bedeni olan bir işçiydi; güzel ve sessiz olması talep edilen bir sistem tarafından süper-sömürülen biriydi. Hayatı, sermayenin erkek bakışına karşı sürekli bir isyan eylemiydi. 100. doğum gününde bir "bomba" kutlamıyoruz. Sınıfının kurtuluşunun cinsiyetinin kurtuluşundan ayrılamayacağını anlayan berrak zihniyetli bir sosyalisti onurlandırıyoruz.

Mutlu Yüzüncü Yıldönümü, Yoldaş Marilyn. Mücadele devam ediyor."

Peki bu sürpriz açıklamanın şifreleri neydi? 

1 Haziran 1926'da dünyaya gelen Marilyn Monroe'nun doğumunun üzerinden tam 100 yıl geçti.

Aradan bir asır geçmiş olmasına rağmen dünyanın dört bir yanında hâlâ onun fotoğrafları sergileniyor, kişisel eşyaları milyonlarca dolara alıcı buluyor, hayatı üzerine kitaplar yazılıyor ve filmleri yeniden gösterime giriyor. 

Kutlamalar aslında yalnızca bir sinema yıldızını değil, 20. yüzyılın en güçlü kültürel sembollerinden birini anıyor.

İngiltere Komünist Partisi'nin Marilyn Monroe'nun 100. yaşını kutlayan paylaşımı ilk bakışta tuhaf görünüyor değil mi ?

Marilyn Monroe, Hollywood'un ürettiği en büyük markalardan biri değil miydi?

Bir insanın değil, adeta bir şirketin adı haline gelmişti. 

Yüzü posterlerdeydi, reklam panolarındaydı, moda dünyasındaydı. 

Ölümünden onlarca yıl sonra bile dünyanın en değerli ticari figürlerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor. 

Bugün hâlâ onlarca şirket onun adını ve görüntüsünü kullanarak milyonlarca dolar kazanıyor.

Öyleyse komünistlerin Marilyn Monroe ile ne işi vardı?

Aslında cevap, Monroe'nun hayat hikayesindeki kilometre taşlarında saklı...

Patronlar Marilyn'i bir "ürün" olarak sevdi.

Hollywood stüdyoları için o sarışın bir yıldızdı.

Ancak perde arkasında farklı bir Marilyn vardı.

YOKSULLUK İÇİNDE BÜYÜMÜŞTÜ 

Norma Jeane Baker adıyla doğan genç kadın, yoksulluk içinde büyümüş, çocukluğunun önemli bölümünü koruyucu ailelerde geçirmişti. Şöhret onu kurtarmış gibi görünse de aynı şöhret zamanla onu tüketen bir makineye dönüştü.

Belki de bu yüzden Monroe, hayatının son dönemlerinde kendisine çizilen "aptal sarışın" kalıbına karşı savaş açtı.

Kendi yapım şirketini kurdu.

Monroe'nun 1944'te Radioplane Şirketi'nde çekilmiş bir fotoğrafı. (Solda)

Daha ciddi roller istedi.

Kendisini sadece bir beden olarak gören sisteme itiraz etti.

İşte tam bu noktada Marilyn, sol çevrelerin ilgisini çekmeye başladı.

ARTHUR MİLLER İLE EVLİLİĞİ 

Eşi ünlü yazar Arthur Miller, Amerika'daki antikomünist soruşturmaların hedefindeki isimlerden biriydi.

Monroe, McCarthy döneminin baskıcı atmosferinde eşinin yanında durdu.

Arthur Miller'la beraber.

Irk ayrımcılığına karşı mücadele eden sanatçılara destek verdi.

Efsane caz sanatçısı Ella Fitzgerald'a ırkçı saldırıların karşısına dikildi, bazı sahnelere çıkabilmesi için kulis yaptı ve nüfuzunu kullandı.

FBI PEŞİNE DÜŞMÜŞTÜ

Marilyn Monroe'nun adı, ölümünden yıllar sonra ortaya çıkan FBI belgelerinde bambaşka bir yönüyle gündeme gelmişti...

1950'li ve 1960'lı yıllar Amerika'da "Kızıl Tehlike" korkusunun zirveye çıktığı dönemdi. 

Senatör Joseph McCarthy'nin öncülüğündeki antikomünist kampanya sırasında sanatçılar, akademisyenler ve sendikacılar yakın takibe alınıyordu.

Marilyn Monroe'nun dosyası da bu süreçte kabardı.

Bunun temel nedeni, dönemin ünlü oyun yazarı ve daha sonra eşi olacak Arthur Miller ile ilişkisi ve Monroe'nun sol görüşlü entelektüellerle kurduğu dostluklardı. Miller, Amerikan Kongresi'nin yürüttüğü antikomünist soruşturmaların hedeflerinden biri olmuştu.

FBI kayıtlarında Monroe'nun bazı ilerici ve sol görüşlü isimlerle görüşmeleri, sivil haklar hareketine verdiği destek ve Latin Amerika'daki siyasi gelişmelere duyduğu ilgi not edildi. Özellikle Küba Devrimi sonrasında Monroe'nun bazı temasları güvenlik birimlerinin dikkatini çekmişti.

Ancak dosyalarda Monroe'nun herhangi bir komünist örgüt üyesi olduğuna ya da yasa dışı bir faaliyete katıldığına ilişkin somut bir kanıt bulunamadı.

Bugün tarihçiler, FBI'ın Marilyn Monroe'yu bir "güvenlik tehdidi" olarak değil, dönemin siyasi paranoyasının bir parçası olarak izlediği görüşünde birleşiyor.

KENDİ HİKAYESİNİ YAZDI

Bu kilometre taşlarına bakınca Marilyn Monroe bugün yalnızca kapitalizmin vitrin mankeni olarak görülmüyor.

Bazıları onu sistem tarafından tüketilmiş bir emekçi olarak da okuyor.

Belki de Britanya Komünist Partisi'nin paylaşımının altında yatan düşünce buydu.

Çünkü Monroe'nun hikâyesi, Hollywood'un en büyük başarı hikâyelerinden biri kadar, o başarıyı üreten sistemin insanı nasıl öğütebildiğinin de hikâyesidir.

Bugün Marilyn'in 100. yaşını kutlayanlar arasında müzeler, moda markaları, koleksiyonerler ve film stüdyoları var.

Ama aynı zamanda onu bir direniş sembolü olarak gören sol çevreler de var.

Bir asır sonra ortaya çıkan manzara şu:

Patronlar hâlâ Marilyn'i seviyor, ondan para kazanmaya da devam ediyor...

Komünistler ise Marilyn'i anlamının ötesinde sahipleniyor...

Belki de Marilyn Monroe'nun ölümsüzlüğü tam burada yatıyor.

Herkes onu kendi hikâyesinin kahramanı yapıyor.

Ama gerçekte Marilyn, ne patronların tamamen sahip olabildiği bir marka ne de ideolojilerin bütünüyle sahiplendiği bir figür.

O, 20. yüzyılın en büyük paradokslarından biri olarak yaşamaya devam ediyor.

Patronların gözdesi...

Komünistlerin yoldaşı...

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Darbeler, krizler geçti, hükümetler değişti, Koç Holding 100'üncü yaşına bastı
Darbeler, krizler geçti, hükümetler değişti, Koç Holding 100'üncü yaşına bastı#koç holding tarihi