PD yazarı Yelda İpekli, Andrea Bocelli, Kayne West ve Ozan Güven üzerinden sanatın birleştiremediği duyguları kaleme aldı
Türkiye'de sanat dünyasında, tabiri yerindeyse 'fırtınalı' birkaç gün yaşandı. Andrea Bocelli ve Kanye West'in büyük yankı bulan konserleri ve Ozan Güven'in bir mekanda uğradığı protesto. Patronlar Dünyası yazarı Yelda İpekli, üç sanatçıyı 'sanatın birleştiremediği duygular' üzerinden kaleme aldı...

Yelda İPEKLİ
Çok konuşulduğu, tartışıldığı için bu Kayne West konusunda yazmayacaktım. Sonra fark ettim ki SANAT HER ZAMAN BİRLEŞTİRMİYOR, AYRIŞTIRIYOR DA… Tuhaf bir dönemdeyiz çok yazık.
Global arenadan farklı sanat dallarından -eski günlerdeki gibi- sanatçıların gelmesini hem turizm hemde ülkemizin marka algısı açısından çok ama çok değerli buluyorum. Bu konuya emek veren herkesi tebrik ediyorum.
Aynı dönemde Bocelli konseri Beşiktaş Tüpraş Stadyumu'nda sevenlerle buluştu.
“Romanza” albümünün 30'uncu yılına özel hazırlanan dünya turrnesi kapsamında gerçekleştirilen konserde Kenan Doğulu özel konuktu. Ben ne yazık ki katılamadım ama sevgili Beyhan çok sevdiğimi bildiğinden “Il mare Calmo Della sera” şarkısının Kenan Doğulu yorumunu benimle paylaştı. Kaçırdığıma çok üzüldüm.
Romanza albümü 1997'de ilk çıktığında dünya çapında 20 milyondan fazla satılmış özel bir albüm. 30 yıl olmuş, şaşırmamak mümkün değil. Andera Bocelli sadece bir tenor değil aynı zamanda önemli bir sosyal sorumluluk elçisi. Kurduğu Andrea Bocelli Vakfı (ABF) dezavantajlı durumdaki kişilerin ve toplulukların eğitim, sağlık ve sosyal entegrasyon yoluyla potansiyellerini ortaya çıkarmalarını amaçlayan uluslararası bir yardım kuruluşudur. Vakfın iyi niyet elçilerinden biri sevgili Beyhan Bağış’ın Bocelli - Türkiye ilişkileri konusundaki çabasını takdir etmeden geçemiyeceğim.
Gelelim Kayne West Konserine...
Sevenleri vardır, sanatını takdir edenler vardır kim ne diyebilir ki.
Her 'sanatçı'nın temsil ettiği, savunduğu bir felsefe mutlaka vardır. Hayat bakışları normal insanlardan daha derin, daha geniş ve mutlaka ki daha etkili. Yani bir sanatçı sadece sanatını icra etmez aynı zamanda bir dünya görüşünü de savunur.
West’in dünya görüşü –okuduğum, duyduğum, dinlediğim kadarıyla– ırkçı, Nazi destekçisi, kadınlara tavrı ve tecavüz dosyaları gündemde olan, Epstein dosyalarında adı geçen Diddy ile belli ki bir dostluğu var gibi asla desteklenmemesi gereken kanıtlanmış olaylardan oluşuyor. Ve tüm Avrupa, konserlerine yasak getirmiş. Böyle bir sanatçının konserine gitmeyi desteklemiyorum.
"E! O halde çoğu sanatçıyı aforoz mu edelim, Woody Allen, Da Vinci ve daha nicelerini yok mu sayalım" diyenler oldu. Cevabım çok net, bu sanatçılar dünya görüşlerini SANATIN ÖNÜNDE TUTMADILAR, sanatı dünya görüşelerini yaymak için kullanmadılar. Yaşadıkları dönemde belki de sosyal medya olmadığından biz onları hep sanat odaklı tanıdık bildik.
Ama aynı gün başka bir çelişki daha yaşayınca durum benim açımdan iyice tuhaf bir hal aldı.
Ozan Güven sosyal bir ortamda resmen taciz edildi. Evet, taciz edildi üstelik bir kadın tarafından. 5 davanın 4'ünden aklanan ve Deniz Bulutsuz'a uyguladığı şiddet nedeniyle de 45 gün hapis cezası alan ancak bu iddiaları reddeden Güven, saldırgan bir tavırla karşılaştı. Kadın haklarını savunmak bu şekilde mi olmalı? Zaten kadın hakkı, çocuk hakkından önce insan haklarına duyarlı olmamız gerekirken ego problemleri yüzünden böyle bir taciz, durumla çelişmiyor mu?
Millet olarak aklımız karışık. Neyi desteklediğimiz, neye sahip çıktığımız, neyi sevdiğimiz belli değil. Ne yazık ki 'sanat’ın birleştirici gücü bize işlemiyor. En çok buna üzülüyorum.
patronlardunyasi.com















