Finlandiya’daki bit pazarından aldığım 3 euroluk 1980 yılı takvimi, beni Güney Afrika’daki 46 yıllık bir hikayeye götürdü
Finlandiya’nın kuzeyindeki bir bit pazarından 3 Euro’ya aldığım 1980 yılı takvimi, beni Güney Afrika’nın Johannesburg kentine, silah ambargosunun nasıl aşıldığını kanıtlayan mahkeme kayıtlarına kadar götürdü.

Bit pazarlarına, eski kitaplara, evraklara ve eşyalara çocukluğumdan beri meraklıyımdır. İstanbul’da en sevdiğim mekanlar da bit pazarlarıdır desem sanırım yalan söylemiş olmam.
Zaman zaman satın aldığım eşyalara bakıp onların hikayelerini, nelere şahit olduklarını, eski sahiplerini ve taşıdıklarını enerjiyi düşünürüm.
Bu merakımı bir süredir yaşadığım Finlandiya’da da sürdürmeye çalışıyorum.
Bu hafta sonu Finlandiya’nın kuzeyinde, Laponya sınırında bulunan küçük bir şehir olan Kuusamo’yu ziyaret ettim. Şehrin en sevdiğim yerlerinden biri de, insanların masa kiralayarak ikinci el eşyalarını sattıkları bir bit pazarının olması.

KARAYOLLARI HARİTASINDAKİ AVRUPA TARİHİ
Rafların arasında dolaştım, kitapları karıştırdım, eski madalyalara baktım. İlk dikkatimi çeken şey, 1977 yılında basılmış, içerisinde ülkeler hakkında kısa bilgilerin, buji ve yağ değişiminden araç çalışmazsa ne yapmanız gerektiğine kadar anlatan dev bir Avrupa Karayolları kitabı oldu. O yıllarda Avrupa’nın haritası şimdiki gibi değildi. Belarus, Bosna-Hersek, Çekya, Estonya, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Letonya, Litvanya, Moldova, Sırbistan, Slovakya, Slovenya ve Ukrayna henüz ortada yoklar.
Kitabı kucakladım ve turlamaya devam ettim.
BAZI EŞYALAR SİZİ SEÇER
Eski mobilyaların arasındaki duvara asılmış 1980 yılı takvimi dikkatimi çekmişti. Aslında onu bir kaç ay önceki ziyaretimde de görmüş ancak satın almamıştım. 1980 doğumlu olduğum için sonrasında pişman olmuştum aslında. Bu kez yine oradaydı, beni beklemişti.
Seçme sırası her zaman insanda olmaz, bazen de eşyalar sahibini seçer. O takvim de aylarca beni beklemişti.
Üstelik beni seçtiğine kanaat getirdiğim bir diğer olay da kasada yaşandı. Ben etikette bir karalama ve sonrasında 3 rakamını görmüştüm. O şey karalama değil 2 rakamıymış. Yani bizim takvimin değeri bir anda 23 Euro’ya çıktı. Fiyat etiketini 3 olarak gördüğümü söylediğimde, kasadaki hanımefendi, “23 olduğunu sanmıyorum. 3 Euro’ya satın alabilirsiniz” dedi.
Derdimi kırık Fince ile anlatabildiğim için zafer kazanmış bir komutan edasıyla parayı ödedim.

10 BİN 500 KİLOMETREDEN NASIL GELDİ
Eve geldim ve çalışma odamda, bilgisayar başındayken görebileceğim bir yere astım.
Takvimin üzerinde dev bir bina fotoğrafı ve bir adres: “Photo Agencies PTY, Pallux House, Johannesburg”
İyi de, Johannesburg takvimi satın aldığım Kuusamo’ya kuş uçuşuyla yaklaşık 10 bin 500 kilometre uzakta. İlk düşündüğüm şey takvimin buraya nasıl geldiği oldu. Öyle ya, belki başkent Helsinki’den alsaydım takvimin güzergahı daha mantıklı olurdu. Oysa ki Kuusamo başkente yaklaşık 800 kilometre uzakta.
Takvimin buraya nasıl geldiğini öğrenmenin bir yolu yok. Belki o yıllarda Johannesburg’a giden bir Fin turist getirdi, belki de çalışanlarından biri Kuusamo’ya taşındı. Bu merakım baki olarak kalacak.
O BİNA HALEN DURUYOR
Sonra o binaya ne olduğunu merak ettim açıkçası. Aradan tam 46 yıl geçmiş. Bazen kendi kendime şehirlerin içinde tur attığım Google haritası açtım. Johannesburg’un çok yoğun bir bölgesi olduğu belliydi.Caddeyi boydan boya geçtiğimde binayı tanımıştım. Benim takvimdeki fotoğrafta, yan cephesinde Photo Agencies yazıyordu. Bu kez o yazının yeri boştu, diğer tarafa ise bir reklam asılmıştı.

PEKİ YA ŞİRKET NE DURUMDAYDI
Sonrasında ise şirketin durumunu merak ettim. Belki de halen faaliyettedir ya da kapanmıştır. Başladım araştırmaya.
İlk bulduklarım takvimin üzerindeki isimle uyumluydu. Photo Agencies, Johannesburg merkezli bir fotoğrafçılık şirketiydi. Ulaşabildiğim eski kayıtlarda şirketin 1950’lerin başında faaliyette olduğu görülüyordu. Fotoğraf makineleri, film ve sinema ekipmanları, projektörler ve çeşitli optik ürünler satıyordu.
1960’ların sonlarına gelindiğinde şirket artık oldukça büyümüştü. Eski ilanlarında Johannesburg’daki merkezini 5 katlı hizmet sloganıyla tanıtıyordu. Benim duvarımda asılı duran takvimdeki Pallux House işte bu şirketin merkeziydi.
Buraya kadar her şey normaldi.
Sonra arama sonuçlarında Photo Agencies’in adının hiç beklemediğim belgelerde karşıma çıktığını gördüm.
Silah ticareti.
Meğer fotoğraf makineleri, objektifler ve projektörler satan Photo Agencies aynı zamanda silah ve mühimmat ithal edip dağıtan bir şirketmiş.
Üstelik bunu Güney Afrika tarihinin en tartışmalı dönemlerinden birinde yapıyordu.
APARTHEID REJİMİNE SİLAH AMBARGOSU
Güney Afrika o yıllarda, beyaz azınlığın üstünlüğüne dayanan ve siyah nüfusa karşı sistematik ırk ayrımcılığının uygulandığı apartheid rejimiyle yönetiliyordu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 1963’te üye ülkelere Güney Afrika’ya silah, mühimmat ve askeri araç satışını durdurma çağrısı yaptı. Başlangıçta gönüllü olan bu ambargo, 1977’de kabul edilen 418 sayılı kararla tüm BM üyesi ülkeler için bağlayıcı hale getirildi.
Tam da bu dönemde Photo Agencies’in adı, Johannesburg’dan yaklaşık 350 kilometre uzaktaki, bugünkü adıyla Esvatani olan Swaziland’da görülen sıra dışı bir davada ortaya çıktı.
Photo Agencies, Brezilyalı silah üreticisi Amadeo Rossi’den bir parti av tüfeği satın almıştı.
Ancak ortada önemli bir sorun vardı: Güney Afrika’ya silah ambargosu uygulanıyordu.
Daha sonraki Esvatini mahkeme kararlarında da aktarılan eski Photo Agencies davasına göre, silahların belgelerinde varış noktası olarak Swaziland gösterilmişti. Amaç, sevkiyatın Güney Afrika’ya yönelik ambargoya takılmasını önlemekti.
Plan, silahların Johannesburg’daki Jan Smuts Havalimanı’nda alınmasıydı.
Fakat bir şeyler ters gitti.
Silahlar kâğıt üzerinde yazdığı yere, yani gerçekten Swaziland’a gönderildi.
Swaziland makamları da ülkeye gerekli izinler olmadan getirilen silahlara el koydu.
Photo Agencies bunun üzerine yaklaşık 14 bin 270 dolar değerindeki silahlarını geri alabilmek için Swaziland makamlarına dava açtı.
Ve şirketin ambargoyu aşmak için kurduğu sistem, böylece mahkeme kayıtlarına girmiş oldu.
ASLINDA TAKVİMİ DEĞİL 46 YILLIK HİKAYEYİ SATIN ALMIŞIM
Araştırmaya başladığımda bütün bunlardan haberim yoktu.
Ben yalnızca doğduğum yıl olan 1980’den kalma eski bir takvim satın almıştım.
Şimdi çalışma odamın duvarında duran o takvime baktığımda ise yalnızca günleri ve ayları görmüyorum.
Johannesburg’daki Pallux House’u, oradan binlerce kilometre uzaktaki Brezilya’yı, Swaziland’a gönderilen silahları ve yarım asır sonra bütün bunlardan habersiz bir şekilde Kuusamo’daki bit pazarında dolaşan kendimi görüyorum.
Hâlâ bilmediğim tek şey, belki de hikâyenin en merak ettiğim bölümü:
Bu takvim Johannesburg’dan Kuusamo’ya nasıl geldi?
Belki bunun cevabını hiçbir zaman bulamayacağım.
Ama artık bildiğim bir şey var.
O gün bit pazarında 3 Euro’ya satın aldığım şey yalnızca eski bir takvim değildi. 46 yıllık bir hikâyeydi.
patronlardunyasi.com















