Kıbrıs'ta şimdi de Hellim kavgası
Kıbrıs'ta gerginlik durulmuyor. Kıbrıs Rum tarafının Doğu Akdeniz'de petrol arama girişimiyle yükselen gerginlik 'hellim peyniri kavgasıyla' farklı bir boyuta taşınıyor.

Ruhi Sanyer'in haberi
İki toplum arasında daha önce de sıkıntıya neden olan 'hellim' bu kez AB Adalet Divanı yolcusu.
Rum tarafının hellimin AB'de bölgesel ürün olarak tescillenmesine yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, söz konusu ürünün yüzyıllardır Kıbrıslı Türk ve Rumlar tarafından birlikte üretildiğini, KKTC'nin ihracatında da önemli yer tuttuğunu belirterek, "Devlet ve üreticiler olarak mücadele başlattık. AB Adalet Divanı'na vermeye kadar bütün yolları deneyeceğiz" dedi.
Girne'de İstanbul'dan gelen gazetecilerle bir araya gelen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, petrolden hellim sorununa, yabancının KKTC'de mülk edinmesinden Kıbrıs meselesinin çözümüne kadar pek çok konuda görüşlerini açıkladı.
Rum yönetiminin petrol arama konusunu gündeme getirmesinin petrol zenginliğinden yararlanmak için olmadığına inandığını belirten Talat şunları söyledi: "Birincisi Kıbrıs'ta 'Ben egemenim, ben söz sahibiyim' demek istiyor. İkincisi gelecek yıl güneyde seçim var, petrol vaat ederek oy alma politikası bu uğraşın bir parçası."
Geçtiğimiz günlerde Brüksel'de iki önemli görüşme yaptığını hatırlatan Talat, bunlardan ilkini AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile gerçekleştirdiğini söyledi. "Kıbrıs sorununu çok iyi biliyor" diye nitelediği Rehn ile Doğrudan Ticaret Tüzüğü meselesini konuştuklarını aktaran Talat, tüzüğün ilk etapta KKTC açısından çok büyük getirisi olmayacak gibi, 'ne üretiyor, ne satacak' gibi göründüğünü, ancak çok önemli adım olacağını kaydetti.
Doğrudan ticaret meselesi
Talat, daha önce ticari olarak en büyük partnerlerinin AB iken bunun 'çok normal olarak' değişmeye başladığını ve en büyük partnerin Türkiye olduğunu kaydederek, ithalatta bunun mantıklı olduğunu ancak ihracatta pek de öyle olmadığını söyledi.
Talat, bu durumu, "Çünkü Türkiye ile ne sanayi de ne de tarımda rekabet edebilecek durumdaydık; işçilik ücretleri ve verimlilik nedeniyle. Buna rağmen bu kaçınılmazdı" diye açıkladı. Talat, şunları söyledi: "Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün hayata geçmesi KKTC ekonomisinin şeklini değiştirecek. Daha pahalı ama daha kaliteli Avrupa piyasasına üretim başlayacak. Bu da daha iyi bir ekonomiye yol açacak diye düşünüyoruz. 'Şu malları hemen satalım'dan çok, bizi ekonominin yeniden yapılanmasında yeni ve üst çizgilere taşıyacak. Rehn ile görüşmemizde bunun üzerinde durduk. Doğrudan ticaretin limanlarımızdan yapılan ticaret olduğunu çok iyi anlattık. Bizi bir şey kaygılandırıyor.
KKTC'nin etkin kontrolünün bulunmadığı, mal satışı için başka özel tüzüğün olması, yani doğrudan ticaretten kaçıp kuzeyde üretilen malların bir şekilde Avrupa piyasasına girişi gibi algınlanması, AB'ye şimdiden uyarıda bulunduk. Kıbrıs limanlarından doğrudan ihracat olduğunu anlattık. Anlaşıldığını gördük, ne kadar uyulur uyulmaz bilmiyorum." Talat, daha önce doğrudan ticaret tüzüğünü sadece İngiltere'nin desteklediğini, şimdi ise çoğu ülkenin destek vermeye başladığını kaydetti.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Belçika Dışişleri Bakanı ile de görüştüğünü hatırlatarak, Kıbrıs Rum tarafının yıllardır çok başarılı kampanya sürdürdüğünü söyledi.
'Kıbrıs gerçeğini bilmiyorlar'
"İnsanların elindeki bilgi notları tamamen Rumların hazırlayıp verdiği bilgi notları ve Kıbrıs'ın gerçekleriyle ilgili hiçbir şey bilmiyorlar" diyen Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'nin temsili konusunun gündeme girdiğini, kendi temsilcileri olmasının çok büyük bir avantaj getireceğini, bunu Avrupa Parlamentosu'na da taşıyabilirlerse çok olumlu olduğunu dile getirdi.
Kıbrıs'ta bütünlüklü çözümün önemini vurgulayan Talat, şöyle devam etti: "Kıbrıs Rum tarafının bütünlüklü çözüme bir ilgisi yok. Niye olsun ki? Sayın liderlerinin BM'de söylediği gibi Ozmosis yoluyla (ufak ufak baskılarla, zaman içinde yavaş yavaş) Kuzeyi kendilerine katmak istiyorlar. Bu zaman içinde de çözüm olmaması lazım. Bu nedenle BM içinde müzakerelerden kaçıyorlar, bunun yerine AB içinde bizimle boğuşmayı seçiyorlar. Hangisi çıkarlarına ise orada oluyorlar. Bu aslında sağlıklı, çünkü biz bir şey yapmak istediğimizde onlar koşup engellemek istiyorlar. Yani önce biz bir şey yapıyoruz. Koşma kovalamaca yaşanıyor ve bu Avrupa'da da dünyada da öfkeye neden oluyor."
'Hedef bütünlüklü çözüm'
Mehmet Ali Talat, alınacak çok mesafe bulunduğunu, izolasyonların kaldırılmasında kritik eşiğin doğrudan uçuşlar olduğunu vurgulayarak, "Bunu aştığımız takdirde gerisi çorap söküğü gibi gelir. Aşmak kolay değil, olmazsa da çalışmalarımız adım adım devam edecek" dedi.
İzolasyonların kalkmasının çok yönlü yararı olacağına işaret eden Talat, Tayvan gibi bir model istemediklerini, yani Kıbrıs Rum tarafının izniyle uçuşların olması, onların izniyle uluslararası kuruluşlara üyelik gibi açılımların kendilerini tatmin etmediğini söyledi.
Talat, "Biz Kıbrıs'ın kurucu ortağı idik, bütünde var olan haklarımızı istiyoruz" dedi. Mehmet Ali Talat, izolasyonların kaldırılmasıyla yetinemeyeceklerini ama bütünlüklü çözüm yolunda bunun çok önemli bir adım olduğunu, böylelikle Kıbrıs Türk halkının ekonomik olarak rahatlamasını da sağlamış olacaklarını kaydederek, "Nihai hedef KKTC'yi örneğin New York'ta temsil etmek. Avrupa Komisyonunda bir Kıbrıslı Türkün komiser olması gibi uluslararası temsiliyet açısından bir ortaklığı elde etmek. Yani izolasyonların kaldırılması önemli ama hedefimiz bütünlüklü çözüm" diye konuştu.
'Hellimi iki toplum da üretiyor'
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, KKTC'de kişi başına gelirin 10 bin doları aştığını, son nüfus sayımıyla bu rakamın değişebileceğini, son 3-4 yılda büyümenin yüzde 10'un altına inmediğini belirterek, ekonominin gelişmesindeki en önemli faktörlerin inşaat, eğitim ve turizm sektörü olduğunu anlattı.
Kıbrıs'ın meşhur hellim peynirine ilişkin bir soru üzerine Talat, hellimin Rumcada Hallumi şeklinde söylendiğini aktardı. Rum tarafının hellimin AB'de bölgesel ürün olarak tescillenmesine yönelik çalışmalar yürüttüğünü, oysa hellimin yüzyıllardır Kıbrıslı Türk ve Rumların birlikte yaptığı bir ürün olduğunu dile getirdi. "Dolayısıyla Rum tarafı bu şekilde tescil ettirirse, Kuzey Kıbrısı dahil etmeyeceği için Türkiye bile Gümrük Birliği nedeniyle bunu bizden almakta zorlanacak. Bizim için çok büyük tehlike. Biz de devlet ve üreticiler olarak mücadele başlattık.
AB Adalet Divanı'na vermeye kadar bütün yolları deneyeceğiz. Brüksel'de bu konu da gündemdeydi. Bu yönde birkaç gün önce müracaatlar yapıldı. Danimarka gibi jenerik isim iddiası ihtimalleri de var. İhracatımızda çok büyük yer tutuyor. Şu anda sübvansiyon verdiğimiz için ihraç ettikçe zarar ediyoruz. Bir nokta daha var, Türkiye'de hellim peyniri derler yani jenerik ismiyle tanımlarlar yani bir çeşit peynirdir. Ama biz hellim deriz çünkü hellim peynir değildir, hellimdir."
Akdeniz'de petrol kavgası
Rum tarafının petrol çalışmalarına ilişkin bir soru üzerine KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, şu yanıtı verdi: "Rum tarafı petrol konusunu niye gündeme getirdi? Kişisel olarak petrol zenginliğinden yararlanmak için olduğuna inanmıyorum. Birincisi Kıbrıs'ta 'Ben egemenim, ben söz sahibiyim' demek istiyor. İkincisi gelecek yıl güneyde seçim var, petrol vaat ederek oy alma politikası bu uğraşın bir parçası. Bilim kurgu diye niteliyorum. Zaten rezerv tahmini yok, iş araştırma işidir."
Talat, soru üzerine AB'in Kıbrıs Türk toplumu ifadesinden vazgeçmediğini ama bu ifadenin kendilerini tatmin etmediğini belirterek, "Biz halkız, Kıbrıs Türk halkıyız. BM çerçevesinde de Kıbrıs Rum tarafıyla en büyük kavgalarımızdan biri de metinlerde toplum ifadesi geçsin mi geçmesin mi meselesi. Bana KKTC Cumhurbaşkanı denmesini şu aşamada beklemiyorum ama Kıbrıs Türk toplumu lideri yerine Kıbrıslı Türklerin lideri denmesini tercih ediyoruz" dedi.
'Rum tarafının gürültü yeteneği '
Rumların AB nezdindeki bilgi notlarına ilişkin bir soru üzerine Talat, "AB'deki tüm toplantılarda Rumlar var. Bizzat oradalar. Biz bilgi notu göndersek ne olur ki? Kıbrıs Rum tarafı çok gürültü çıkarma yeteneğine sahip, bu konuda gücü ve büyüklüğüyle kıyaslanmaz bir kapasitesi var. Bundan ülkeler çok korkuyor, ABD bile bu gürültüden etkileniyor" diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, AB nezdinde Türkiye'nin üzerine düşenin yapıp yapmadığının sorulması üzerine, "Türkiye yapıyor ama daha fazlasını yapabilir mi bilmiyorum. Çok hassas bir denge var. Rum tarafı KKTC'nin Türkiye tarafından idare edildiğini düşünüyor ve görüşmeleri bile Türkiye ile yapmak istiyor. Çok dikkatli bir politika gütmek lazım. Biz bilgi notlarımızı Türkiye'ye gönderiyoruz bazen Türkiye istiyor biz hazırlıyoruz ve Türkiye bunları bütün dünyaya dağıtıyor. Ama Rumlar kadar etkili olamıyor" karşılığını verdi.
Yabancının mal alımı
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yabancı uyrukluların mal almasına dair de, konunun Bakanlar Kurulunun iznine tabi olduğunu, yabancıların ya daire ya konut ya da araziden birini alabildiklerini, tümünü birden alamadıklarını söyledi.
Üniversiteler konusundaki bir soruya ilişkin Cumhurbaşkanı Talat, kuzeyden güneydeki üniversitelere gitme kısıtlamasının olmadığını, ancak oradaki üniversitelerin ücretlerinin yüksek, kalitesinin de kuzeydekilerin üstünde olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu:
"Rum tarafı üniversite sektörünü bir sektör olarak görmedi. O nedenle bizdeki kampüsler güneyde yoktur. Öğretim üyesi zenginliği açısından da çok çok iyi durumdayız. Hem buradan hem de Türkiye'den öğretim üyelerimiz bulunuyor. Bu nedenle bizim üniversitelerimiz oldukça iyi durumda."
Soyer: Besicilik sektörümüz zarar görür
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Rumların hellim peynirinin isim hakkını almak için Avrupa Birliği'ne başvurduklarını belirterek, "Biz de Kıbrıs'ın tümüne ait hellim'i kaptırmamak için Avrupa Birliği'ne başvurduk." dedi.
'Ortadoğu'yu gezdiler'
Soyer, geçen yıl KKTC Türk Hava Yollları'nın Ercan-Gaziantep seferlerinin başladığını belirterek şunları söyledi: "Bu yolla Arap ülkeleriyle ticareti geliştirmeyi hedefledik. İhraç malları arasındak en önemli kalem hellim peyniri idi. Ancak Rumlar, tek tek Arap ülkelerini dolaşarak Hallumi adını verdikleri hellim peynirinin kendilerine ait olduğunu ve bizim bu adla ihracat yapamayacağımızı öne sürdüler. Aslında hellim ya da hallumi adı, eski Mısır dilinde mısır anlamına gelen allum'dan geliyor. Biz de bunu ileri sürdük. Şimdi Brüksel'de de bunun mücadelesini veriyoruz.
Eğer AB onların isteği doğrultusunda karar verirse biz de peynirimizi hellimin adını onların istediği gibi Yunanca ve hallumi olarak değiştirmeyeceğimiz için bu ihracatı yapamayacağız. Halbuki KKTC her yıl 30 milyon dolarlık hellim peyniri ihraç ediyor. Bunun için de 15 milyon dolarlık sübvansiyon veriyoruz. Bunun nedeni de hayvancılığı desteklememiz. Eğer hellim ihraç edemezsek hayvancılığımız da sıkıntıya girecek."
'Tango iki kişiliktir, Rum tarafı istemiyor'
Kıbrıs sorununun çözümünde öngördüğü sürenin ne olduğunun sorulması üzerine KKTC Cumhurbaşkanı Talat, "Süre öngörmem mümkün değil. Tango iki kişiyle yapılır ama Rum tarafı oynamak istemiyor. Ne zaman hazır hale gelir bilemiyoruz" görüşünü aktardı.
AB'den gelen 250 milyon avroluk yardımın hatırlatılması üzerine de Talat, AB Komisyonu'ndan bir ekibin KKTC limanlarını incelediğini, önümüzdeki günlerde havalimanlarını inceleyeceğini aktararak, "Dolayısıyla AB ile ilişkilerimiz gelişiyor. Bu 250 milyon avroluk yardım sayesinde oluyor. En azından bu ilişki altı yıllığına sürecek" dedi. Talat, Fransa'nın Güney Kıbrıs'la anlaşmasının hatırlatılması üzerine de "Burada Fransa garantör ülke gibi olamaz. Böyle kaygısı olacağını sanmıyorum. Bu anlaşma yoklukla maluldür. Ama anlaşmanın içeriğini bilemiyorum" diye konuştu.
Kumar için yeni düzenleme
Kumar konusunda bir soruya da Talat, hükümetin bu konuda yasal düzenleme çalışmaları olduğu yanıtını verdi. "Bana göre kumar turizminin çok büyük getirisi yoktur" diyen Talat, bu alanının kontrollü ve turizmin çeşnisi şeklinde düzenlenmesi gerektiğini, yasal düzenlemede kumarhanenin otele ait olacağını, bu hakkı otelin başkasına devredemeyeceğini söyledi.
Radikal