Dolar
41,1429
0,02%
Euro
48,0752
0,05%
Sterlin
55,6235
0,09%
Bitcoin
4.477.772
-2,61%
BİST-100
11.288,05
-0,71%
Gram Altın
4.561,202
0,93%
Gümüş
39,79
1,79%
Faiz
43,99
0,00%

Büyük bir dönüşüm yaşayan Suudi Arabistan’ı anlamak: Dünü, bugünü, geleceği

Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk, Suudi Arabistan'ın dönüşümünü anlamak için dünü, bugünü ve geleceği anlamak gerektiğini vurguluyor. İşte Kutluk'un PD için Körfez ülkelerini mercek altına alacağı Körfez Serisi yazılarının ilki...

30.08.2025 07:56Güncelleme: 30.08.2025 08:03
Büyük bir dönüşüm yaşayan Suudi Arabistan’ı anlamak: Dünü, bugünü, geleceği
16px
32px

Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi Başkanı Kanat KUTLUK

Suudi Arabistan denildiğinde çoğunlukla petrol, kutsal şehirler ve kapalı toplum akıllara gelir. Oysa son 20 yılda sık sık ziyaret ettiğim ve değişimi yerinde takip eden biri olarak söylüyorum ki, Suudi Arabistan bugün sadece Körfez’in değil, dünyanın dikkatle izlediği bir dönüşüm hikâyesi yazıyor.

TARİHSEL KATMANLAR: ÜÇ COĞRAFYANIN BÜTÜNLEŞMESİ

Günümüzde modern Suudi Arabistan’ı anlamak için Osmanlı İmparatorluğu sonrası küresel ve bölgesel dinamikleri de düşünmek gerekiyor; o dönem Arabistan yarımadası, Riyad merkezli Suud ailesi ile Cidde merkezli Haşimi yöneticileri arasında bölünmüş durumdaydı. Bu tarihsel ayrışma, günümüzde hâlâ Batı (Hicaz), Doğu (enerji zengini petrol bölgeleri) ve Orta Arabistan (Nejd/Necid) gibi üç köklü coğrafyanın mevcudiyetiyle varlığını sürdürüyor. Bu iç dinamik, ülkenin hem siyasi yapısını hem de ekonomik dengelerini şekillendirmede kilit rol oynuyor.

İLK İZLENİMLER: MUHAFAZAKÂR BİR YAPI

Dubai’ye taşındığım 2006 yılında bile Birleşik Arap Emirlikleri bugünkünden daha muhafazakâr bir çizgideydi. O ortamı hatırlayınca Suudi Arabistan’ın o dönemki atmosferini tahayyül etmek zor olmuyor. Gizli ve katı kurallarla örülü, dışarıdan gelenlere mesafeli bir toplumdu.

Yirmi yılı aşkın bir sürede Suudi Arabistan’a elliden fazla iş seyahatim oldu; kâh kısa süreliğine, kâh haftalar süren projeler için. Sabır ve doğru stratejiyle uzun süredir sürüp gitmekte olan bir bayi ilişkisini yeniden canlandırdığımızı söyleyebilirim. Başarının sırrı: beraber çalışma ve doğru zamanlamaydı. Bir de “kibir” bu coğrafyada bazen olan ama kendilerine gösterilmesinden hiç de hoşlanmadıkları bir davranış.

DÖNÜŞÜMÜN İLK İPUÇLARINA TANIKLIK

2010 yılı başlarında Suudi Arabistan’da, bazı şeylerin değişmekte olduğunu ilk kez ciddi sekilde hissettim. Cidde yakınlarındaki KAUST (King Abdullah University of Science and Technology) kampüsünde ve Riyad’daki Shaikha Noora University’de yaşadıklarım hâlâ aklımda.

KAUST’ta, başı açık Amerikalı bir kütüphane görevlisini görmek beni adeta şaşkına çevirmişti—üstelik orada kadınlar araba kullanabiliyordu; o dönemde bu, henüz hiçbir şekilde gündeme gelmemişti, söz konusu dâhi olamazdı!

O anda kendi kendime sunu sormuştum:

“Neden böylesine kapalı bir ülke bir bilim merkezi kurmaya çalışıyor? Ülkede bunu destekleyecek bir toplumsal hayat yok ki.”

Şimdi anlıyorum ki ben sıralamayı yanlış algılamışım. Suudi stratejisi farklıymış: önce vizyonu ve kurumları inşa edip, sonra toplumu dönüştürmek. KAUST tam da bu dönüşümün öncü projesiymiş.

SARAY MI HAPİSHANE MI: RİTZ CARLTON RİYAD

Kral Selman tahta çıkmadan yıllar önce Riyad’daki Ritz Carlton Riyad’ın açılışındaydım. Kraliyet icin saray olarak inşa edilen ama açılışa yakın Ritz Carlton Riyad’ın işletmesi verilen bu otel açıldığı yıllarda ülkedeki otelcilik kalitesini yukari çekti. O dönem çalıştığım Amerikan şirketindeki yöneticilerimize bu otelin çamaşırhanesine oldukça masraflı, merkezi bir dozaj sistemi kurmamız gerektiği konusunda bayağı dil dökmüş ama başarı sağlayamamıştı, bana inanan iş ortağımız Abudawood ailesinin bizim işlerimize bakan yöneticisi Omar Abudawood olmuştu. Sonraları kendisi ile önemli başarılara imza attık. Güven ve birlikte çalışmanın neler başarabileceğini gördük. Ritz Carlton ise yıllar sonra, yolsuzluk soruşturmaları kapsamında birçok üst düzey ismin gözaltında tutulduğu bir “hapishane”ye dönüştü. Modernleşme ve geleneksel güç mücadeleleri arasındaki çelişkiyi o anda iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Mekke’de de dönemin Sağlık Bakanı’na zemzem bidonlarının hijyenik temizliğiyle ilgili ihale açıklamam gerekti—o küçük detaylar bile devlet mekanizmasının hassasiyetini gösteriyordu.

BUGÜNÜN DÖNÜŞÜMÜ: VİSİON 2030 VE ÖTESİ

Suudi Arabistan bugün, Vision 2030 ile adeta yeniden inşa ediliyor. Kadınların iş yaşamında görünürlüğü artarken, konserler, Formula 1 yarışları, Neom gibi mega projelerle sosyal hayat boyut kazanıyor. Büyük dönüşüm gerçekte yıllar önce atılan adımların üzerine inşa ediliyor.

2025 itibariyle Suudi Arabistan’da yaşanan ekonomik gelişmeler bu planlı ilerlemeyi desteklerken, adım adım ilerleyen projelerle hedeflenen dönüşümün görünen yüzleri inşa ediliyor:

  • Gayrisafi yurt içi hâsıla büyüme tahmini IMF tarafından yüzde 3,5’e yükseltildi; devlet destekli projeler ve enerji dışı talep büyümenin temel kaynağı.
  • Gerçek olmayan (non-oil) GSYH yüzde 3,9 oranında büyüdü; özel sektör katılımı yüzde 47’ye yükseldi.
  • S&P Suudi Arabistan’ın kredi notunu A’dan A+’ya çıkardı. Bu, reformların devam ettiğinin uluslararası teyidi oldu.
  • Haziran’da 83 yeni sanayi lisansı verildi ve 58 fabrika açıldı; toplam yatırım SR 2,85 milyar (yaklaşık 253 milyon dolar) olarak kayıtlara geçti.

MEGA PROJELER: DÖNÜŞÜMÜN FİZİKSEL YÜZÜ

  • NEOM: 26 bin 500 km² alanda tasarlanan, 460 bin kişilik istihdam ve 48 milyar dolar GSYH katkısı beklenen gelecek kenti olarak tasarlandı.
  • Jeddah Central: 20 milyar dolarlık proje; 25 bin kişilik istihdam, 12,5 milyar dolarlık GSYH katkısı hedefliyor.
  • Rua Al Madinah: 30 milyon umrecinin barınacağı ve 93 000 iş imkânı sunacak; GSYH’ye 37,25 milyar dolar katkı bekleniyor 
  • Qiddiya: Eğlence ve spor temalı mega şehir; 17 milyon ziyaretçi, 325 000 iş hedefliyor 
  • Soudah Peaks: Dağ turizmine odaklı 7,7 milyar dolar yatırım; 2 milyon ziyaretçi ve 7,8 milyar dolar katkı hedefi 
  • Red Sea Project: 50 otel ve 8000 oda kapasiteli lüks tatil destinasyonu 

TÜRKİYE VE SUUDİ ARABİSTAN TİCARİ İLİŞKİLERİ: RAKAMLARLA ANLATILAN İŞBİRLİĞİ

  • 2024 yılında Türkiye–Suudi Arabistan karşılıklı ticaret hacmi 8 milyar doları aştı; 2025 hedefi ise 10 milyar dolar.
  • Bu dönemde Türk müteahhitler 2,3 milyar dolar tutarında projeyi üstlendi; yıl sonunda bu rakam 3 milyar doları geçebilir.
  • Türkiye’nin 2024 ihracatında Suudi Arabistan %1,5 pay (%4 milyar dolar); yıllık %52 büyümeyle en hızlı artış gösteren piyasalardan biri.
  • Türkiye’nin toplam ihracatı 2023 yılında 356,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
  • 2020–2024 arasında Körfez ülkelerine (Suudi Arabistan dahil) yapılan toplam ihracat 126,7 milyar dolar oldu.

YATIRIMCI İÇİN COĞRAFİ VE SEKTÖREL STRATEJİ HARİTASI

Ülkenin üç coğrafyası yatırımcılar için farklı fırsatlar sunuyor:

  • Riyad–Necd (Orta): Finans, teknoloji, yönetim ve mega altyapı yatırımları.
  • Cidde–Hicaz (Batı): Turizm, hac-umre trafiği, sağlık ve kültürel sektörler.
  • Doğu (Petrol Bölgesi): Enerji, sanayi, petrokimya ve ağır sanayi.

Ayrıca, serbest bölgeler, düşük vergi rejimleri ve yabancı yatırım teşvikleri, Suudi Arabistan’ı yabancı yatırımcılar için cazip hale getiriyor.

TÜRKİYE’NİN 100 YIL ERKEN KURGUSU

Suudi Arabistan’ın bugün başarıyla uygulamaya çalıştığı “kurum öncesi dönüşüm” stratejisi bana Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemini hatırlatıyor. Atatürk’ün liderliğinde 1920-30’larda bilim, eğitim, kadın hakları ve toplumsal yapı aynı çerçevede dönüştürüldü. Yani küresel vizyonu, kurumsallığı ve toplum dönüşümünü, Suudi dostlarımız bugün kurmaya çalışırken, biz bunu tam 100 yıl önce hayata geçirmişiz. Bu fark hem tarihsel gururumuzu hatırlatıyor hem de Körfez’le ilişkilerimizi geliştirirken bize özgüven kazandırıyor.

SONUÇ VE DAVET

Suudi Arabistan bugün Vision 2030 ile sadece ekonomik bir güç değil, yeni bir toplumsal model inşa ediyor. İstatistikler, mega projeler, tarihsel dönüşüm benzerliğimiz… Hepsi aynı hikâyeye işaret ediyor: Sadece doğru zamanda doğru yerde olmak değil, beraber dönüştürmek gerek. Türkiye iş dünyası için Suudi kapıları artık daha geniş açıklıkta. Tarihsel perspektifimizle bu döneme dahil olmak, bizlere hep birlikte büyük avantajlar kazandırabilir. Yeter ki değerlendirmesini bilelim.

patronlardunyasi.com