Kanlıca'da bir tarihi yalı, kayıp mücevherler, şüpheli ölüm ve müebbete mahkûm Çetin Acar'ın 13 yıllık firarın ardından yakalanışı
Boğaz’ın kıyısındaki tarihî yalı, Tanzimat döneminden uzanan bir aile hikâyesi, kaybolan mücevherler ve şüpheli bir ölüm… Vanda Ayaşlı Esen’in trajedisi, 2008’de ortaya çıkarılan “tapu çetesi” dosyasının en çarpıcı sayfalarından biriydi. Yıllar sonra, hakkında müebbet ve 10 yıl hapis cezası bulunan Çetin Acar’ın yakalanması, eski dosyayı yeniden gündeme getirdi.

Burak ARTUNER
İstanbul Boğazı’nın kıyısında, Kanlıca’da bir yalı…
Dışarıdan bakıldığında Boğaz’ın tarihî güzelliğinin bir parçası. Oysa bu yalının hikâyesinde, bir ailenin geçmişi kadar karanlık bir suç dosyası da saklı.
Bir tarafta Tanzimat döneminin önemli devlet adamlarından Sadullah Paşa’nın ailesine uzanan bir geçmiş, diğer tarafta tarihî mülkleri ve servetleri hedef alan bir suç örgütü.

Çengelköy'deki gerçek Sadullah Paşa Yalısı.
Hikâyenin merkezindeki isim ise Vanda Ayaşlı Esen.
2007 yılında 93 yaşında o yalıda hayatını kaybeden Esen’in ölümü, ilk bakışta geride kalan bir hayatın sonu gibi görünüyordu. Ancak daha sonra ortaya çıkanlar, olayın çok daha karanlık bir hikâyenin parçası olduğunu gösterdi.
Aradan yıllar geçti.
Dosyanın en dikkat çekici isimlerinden Çetin Acar, 2021 yılında kesinleşen mahkeme kararıyla aldığı müebbet ve 10 yıl hapis cezasının ardından uzun süre firari kaldı.
Ve dün İstanbul Şişli’de yakalanmasıyla, yıllar önceki o yalı hikâyesi yeniden hatırlandı.
SADULLAH PAŞA’NIN AİLESİNDEN KALAN MİRAS
Vanda Ayaşlı Esen’in hikâyesi neydi?
Esen, Tanzimat döneminin devlet adamlarından ve şairlerinden Sadullah Paşa’nın ailesiyle bağlantılıydı.
Dönemin basınında, Sadullah Paşa’nın küçük gelini olarak anılan Esen'in sahip olduğu tarihî eşyalar ve aile yadigârları da olayın önemli bir parçasıydı.

Vanda Ayaşlı Esen.
Yalnız yalı, Çengelköy'deki Sadullah Paşa yalısı değildi.
Tek katlı yalının adı Halim Sadullah Ayaşlı yalısıydı.
Kanlıca’daki bu yalı, onun yalnızca yaşadığı ev değildi. Ailenin geçmişini, hatıralarını ve servetini temsil eden bir mirastı.
İddialara göre bu mirasın peşine düşenler, önce Esen’in güvenini kazandı.
2007’de yaşananların ardından ortaya çıkan soruşturma dosyası, yaşlı ve yalnız yaşayan kişilerin değerli gayrimenkullerini hedef alan bir yapılanmaya işaret ediyordu.
Bu yapılanmanın başındaki isim olarak gösterilen Çetin Acar, Vanda Ayaşlı Esen’in çevresine girdi.
Yanında bulunan Figen Gençsoy’u eşi olarak tanıtarak güven ilişkisi kurdu.
İddialara göre amaç, sadece yalının satışına aracılık etmek değil, Esen’in mal varlığını bütünüyle ele geçirmekti.
ÖNCE EVLATLIĞI KAÇIRILDI
Hikâyenin en sarsıcı bölümlerinden biri, Vanda Ayaşlı Esen’in evlatlığı İbrahim Ayaşlı Esen’in başına gelenlerdi.
Dönemin haberlerine göre İbrahim Ayaşlı Esen, 22 Nisan 2007’de kaçırıldı ve Mersin’de alıkonuldu. Daha sonra yaptığı açıklamalarda, yaklaşık sekiz ay boyunca esir tutulduğunu ve işkence gördüğünü anlattı.
Kurtuluşu ise bir film sahnesini andırıyordu.

İbrahim Ayaşlı, sekiz ay boyunca işkence gördü.
Kaçırıldığı yerde tutulduğu sırada bir fırsatını buldu ve yardım isteyen bir notu benzinliğin tuvaletinden dışarı attı. Notu bulan bir kişinin ihbarı üzerine güvenlik güçleri harekete geçti ve İbrahim Ayaşlı Esen, 24 Aralık 2007’de kurtarıldı.
Ancak o kurtulduğunda annesi hayatta değildi.
Vanda Ayaşlı Esen, 20 Mayıs 2007’de yaşamını yitirmişti.
Üstelik yalının tapusu, ölümünden yalnızca altı gün önce devredilmişti
Bu iki tarih arasındaki yakınlık, soruşturmanın en dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu.
MEZARI AÇILDI, ÖLÜMÜ SORUŞTURULDU
Vanda Ayaşlı Esen’in ölümü şüpheli bulununca mezarı açılarak otopsi yapıldı.
Dönemin haberlerinde, yaşlı kadının aç ve susuz bırakılması sonucunda hayatını kaybettiği bildirildi.
Böylece bir yalı ve tapu meselesi olarak görülebilecek olay, ölümle bağlantılı bir ağır ceza soruşturmasına dönüştü.
Soruşturma kapsamında, Esen’in banka kasasındaki değerli eşyalarının ve ziynetlerinin de kaybolduğu öne sürüldü.
250 bin dolar, 14 karatlık bir pırlanta ve Sadullah Paşa ailesine ait tarihî belge ve eşyalar kasadan alınmıştı.
İbrahim Ayaşlı Esen ise ailesinden kalan mücevher koleksiyonu ve diğer kıymetli eşyaların da kaybolduğunu ileri sürdü.
SAHTE VEKALETNAMEYLE DEVREDİLEN YALI
Soruşturmada, Kanlıca’daki tarihî yalının sahte vekâletnameyle Çetin Acar’a devredildiği, ardından başka bir alıcıya satıldığı tespit edildi.
O zamanki satış bedeli 6,5 milyon YTL'ydi.
Bir zamanlar Sadullah Paşa ailesinin geçmişiyle anılan yalı, böylece ağır suç iddialarının gölgesinde el değiştirmişti.
Üstelik bu olayın tek başına yaşanmadığı kısa süre içinde ortaya çıktı.
TAPU ÇETESİ ORTAYA ÇIKARILDI
2008 yılında İstanbul’da düzenlenen operasyonla, yaşlı ve yalnız yaşayan kişilerin gayrimenkullerini tehdit, kaçırma, sahte belge ve zorla imzalatılan senetlerle ele geçirdiği öne sürülen yapılanmaya yönelik geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı.
Dönemin basınında “tapu çetesi” olarak anılan yapılanmanın dosyasında, başka mağdurların yanı sıra Şemsittin Geçgil ve Fikriye Geçgil kardeşlerin başına gelenler de yer aldı. Bu dosyada iki kardeşin gayrimenkullerinin ele geçirilmesiyle bağlantılı kaçırma ve ölüm olayları soruşturuldu.
Çetin Acar’ın adı da bu dosyaların merkezindeki isimlerden biri olarak kayıtlara geçti.
2013’TE TAHLİYE, 2021’DE KESİNLEŞEN CEZA
12 Haziran 2008’de düzenlenen operasyonun ardından çok sayıda şüpheli gözaltına alındı.
Toplam 55 sanığın yargılandığı davada, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu kişiler hakkında çeşitli adli işlemler yapıldı.
Davanın odağındaki isim olan ve çete lideri olduğu ileri sürülen Çetin Acar 2013’te tahliye edildi.
Ancak dava yıllar sonra sonuçlandı.
2021’de sonuçlanan yargılama kapsamında Acar hakkında müebbet ve 10 yıl hapis cezası kesinleşti. Buna rağmen Acar, uzun süre yakalanamadı.

FİRARİ YILLARIN SONU: ŞİŞLİ’DE YAKALANDI
Yıllar süren takip dün sonuçlandı.
Hakkında kesinleşmiş müebbet ve 10 yıl hapis cezası bulunan Çetin Acar, İstanbul Şişli’de, oğlunun işlettiği otelde düzenlenen operasyonla yakalandı.
2007’deki yalı olayından başlayıp yıllar süren soruşturma ve yargılama süreçlerine uzanan hikâyede yeni bir sayfa açıldı.
Adalet geç de olsa tecelli etti.

patronlardunyasi.com















