İzmir Bayraklı'dan Beyaz Saray'a uzanan modacı Zuhal Yorgancıoğlu'nun, namıdiğer Madam Z'nin vefat ilanında saklı sır
Dünya onu "Madam Z" olarak tanıdı. İzmir Bayraklı'da bez bebeklerine elbise diken bir kız çocuğuyken çıktığı yolculukta Nancy Reagan'ı da, Jackie Onassis'i de, Dalida'yı da, Ajda Pekkan'ı da giydirdi. Anadolu'nun motiflerini dünya sahnesine taşıdı. En büyük gururu ise Atatürk kadınının ulaştığı seviyeyi dünyaya gösterebilmekti. Hayata gözlerini açtığı İzmir'de yine hayata gözlerini yumarken, ölüm ilanında kendisine ait şu cümleler vardı: "Atatürk kadınının geldiği yeri, ulaştığı yüksek seviyeyi dış dünyaya tanıtmış olmak en büyük gururum."

Toygun ATİLLA
NANCY REAGAN'A ELBİSE DİKTİ, ANADOLU'YU DÜNYAYA GİYDİRDİ
Çocukluğumdan hafızamda, Cumhuriyet ve Atatürk kadını dendiğinde hep üç kadının ismi belirir: "İdil Biret, Suna Kan, Zuhal Yorgancıoğlu."
Onlardan birinin ölüm haberine dün rastlamıştım, bugün ise ölüm ilanı ile göz göze geldim.
O ölüm ilanındaki, "Atatürk kadınının geldiği yeri, ulaştığı yüksek seviyeyi dış dünyaya tanıtmış olmak en büyük gururum" cümlesi beni o yıllara götürdü, uzun uzun düşündürdü.
Bugün size bir modacıyı anlatmayacağım. Size bir Cumhuriyet hikâyesi anlatacağım. Bence o, Türkiye'nin, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in kadın hikâyesidir...

Zuhal Yorgancıoğlu, 1926'da İzmir'in Bayraklı semtinde dünyaya geldi.
Cumhuriyet henüz üç yaşındaydı.
Babası devlet memuruydu.
Görevi nedeniyle aile Anadolu'nun farklı şehirlerinde yaşadı.
O yıllarda Türkiye gençti, yoksuldu ama kız çocuklarını okutmak gibi bir hayali vardı.
İşte Zuhal Yorgancıoğlu o hayalin içinden çıktı. Henüz sekiz yaşındayken bez bebeklerine elbise dikiyordu. Kimse bunun bir gün Beyaz Saray'a kadar uzanacak bir yolculuğun başlangıcı olduğunu bilmiyordu.
Belki kendisi bile...

ONU MODAYA GÖTÜREN ŞEY PARİS DEĞİL, CUMHURİYET’Tİ
Önce İzmir Cumhuriyet Kız Meslek Lisesi.
Ardından Ankara Kız Meslek Yüksek Öğretmen Okulu.
Bugün sıradan gibi görünen bu eğitim yolculuğu aslında Cumhuriyet’in kadınlara açtığı kapının özetiydi.
1940’lı yılların Türkiye’sinde bir genç kadın eğitim alıyor, meslek sahibi oluyor ve kendi ayakları üzerinde durmaya hazırlanıyordu.
Daha sonra hayatını paylaşacağı isim de sanat dünyasından geldi. Resim öğretmeni Mehmet Yorgancıoğlu. Bu evlilikten üç çocukları dünyaya geldi. Faruk, Haluk ve Müberra…
Bir tarafta annelik, diğer tarafta üretme tutkusu…

HAYATINI DEĞİŞTİREN AMERİKA YOLCULUĞU
Yıl 1961.
Bugün bile kolay verilemeyecek bir karar. Bavulunu topladı ve Amerika’ya gitti.
Maryland Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim aldı. Washington Post için moda çizimleri hazırladı.
Amerika’da Fransızları, İtayanları, İngilizleri gördü ama Türk modasını, modacısını görmedi.
PEKİ KİMDİ BU MADAM Z?
Dünya onu “Madam Z” olarak tanıdı.
1960’ların sonundan itibaren yaptığı uluslararası defileler, yabancı basındaki görünürlüğü ve dünya sosyetesinde kazandığı yer sayesinde artık sadece Türkiye’nin değil, uluslararası moda dünyasının tanınan isimlerinden biri haline gelmişti.
Tıpkı Coco Chanel’in yalnızca bir isim olmaktan çıkıp bir markaya dönüşmesi gibi… Zuhal Yorgancıoğlu da zamanla “Madam Z” olarak anılmaya başladı.
Gazeteci Edgar Schneider "Madam Z" lakabının isim babasıydı.
Zuhal Yorgancıoğlu, Madam Z oldu ama hiçbir zaman Fransızlaşmadı. Paris’i, Milano'yu satmadı. O Anadolu'yu sattı. Dünya onu Madam Z diye tanırken, o dünyaya Anadolu’nun hikâyesini anlatıyordu.

ONU BAŞARILI YAPAN ŞEY MODA DEĞİL, KİMLİĞİYDİ
Türkiye’ye döndüğünde herkesin yaptığı yolu seçmedi. Paris modasını taklit etmedi. İtalya’yı kopyalamadı. Anadolu’ya döndü.
Bursa’nın ipeğine…
Ödemiş’in oyalarına…
Gaziantep’in işlemelerine…
Ege’nin motiflerine…
Bugün iş dünyasında sık sık duyduğumuz “yerel değerlerden küresel marka yaratmak” fikrini o daha 1960’larda uyguluyordu.
Dünya onun kıyafetlerinde sadece bir elbise görmüyordu, Türkiye’yi görüyordu.

NANCY REAGAN’A GİDEN YOL
Önce Türkiye’deki defileler… Sonra Avrupa, Amerika...
Bir süre sonra müşterileri arasında dünyanın en tanınmış kadınları vardı.
Nancy Reagan…
Jackie Onassis…
Dalida…
Linda Gray…
Lindsay Wagner…
Ajda Pekkan…
Emel Sayın…
Müzeyyen Senar…
Nükhet Duru…
Sibel Can…
Hülya Avşar…
Bayraklı’da doğan bir kız çocuğu, dünyanın en güçlü ve en tanınmış kadınlarını giydiriyordu.
DEFİLE DEĞİL, TÜRKİYE’Yİ TANITIYORDU
Onun sahneye koyduğu şey sadece moda değildi. Bir kültür gösterisiydi.
Müzik, dans, folklor, Anadolu...
Bugün buna “deneyim tasarımı” diyorlar. O ise bunu yarım asır önce yapıyordu. Türkiye anlatıyordu.

HAYATININ ÖZETİ BİR CÜMLEDE GİZLİYDİ
Yazımın başında da söyledim, bugün vefatının ardından yayınlanan ilandaki kendisine ait, “Atatürk kadınının geldiği yeri, ulaştığı yüksek seviyeyi dış dünyaya tanıtmış olmak en büyük gururum” sözleri bana bu yazıyı yazdırdı.
Bu cümle o kadar çok şey anlatıyordu ki...
Nancy Reagan’ı giydirmekten daha büyük bir gururun, dünya başkentlerinde defile yapmaktan daha büyük, dünyanın onu “Madam Z” diye tanımasından daha büyük bir onurun ifadesiydi o cümleler...
Zuhal Yorgancıoğlu kendisini sadece başarılı bir modacı olarak görmüyordu. Kendisini Atatürk’ün açtığı yolda yürüyen Cumhuriyet kadınlarından biri olarak görüyordu.
O, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin hayal ettiği ve yetiştirdiği Türk kadınlarından sadece bir tanesiydi.
VEDA
Türkiye’nin dünya markalarını, Türk savunma sanayisini, Türk dizilerini, turizmi konuşuyoruz...
Ben de bugün Zuhal Yorgancıoğlu'ndan konuşmak istedim.
Bundan bir asır önce İzmir'de dünyaya gelen ve doğduğu şehir İzmir'de gözlerini yuman o kadından konuşmak istedim.
Bavuluna Anadolu’nun kumaşlarını koyup dünyanın başkentlerine taşıyan, dünyanın "Madam Z" diye tanıdığı kadından...
O ise hayatı boyunca, Cumhuriyet’in yetiştirdiği bir Türk kadını olarak tanınmak istedi ve o gururu yaşadı.
Ardında bıraktığı en büyük miras da buydu...
patronlardunyasi.com















