İklim değişikliğinde yeni tehdit, Türkiye'de kar kuraklığının türü değişiyor
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yürütülen 2 yıllık araştırmaya göre, Türkiye’deki karla beslenen havzalarda 2007 yılından bu yana kar kuraklığının yapısı köklü şekilde değişti. Artık kar kuraklığında sadece yağış azlığı değil, yükselen sıcaklıklar başrolü oynuyor.

Küresel iklim krizinin etkileri Türkiye'nin su kaynakları üzerinde giderek daha belirgin ve tehditkar hale geliyor. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen ve uluslararası Hydrological Sciences Journal dergisinde yayımlanan dev araştırma, Türkiye'deki 15 ana su havzasındaki kar kuraklığı rejiminin nitelik değiştirdiğini gözler önüne serdi.
2007 İLE BAŞLAYAN KRİTİK KIRILMA
Prof. Dr. Tolga Görüm ve Doç. Dr. Abdullah Akbaş danışmanlığında, Dr. Harun Aslan liderliğinde yürütülen 2 yıllık çalışmaya göre, 2007 yılından itibaren kar kuraklığında "yağış eksikliği" dönemi kapandı; yerini "sıcaklık kaynaklı" kar kuraklığına bıraktı.
Araştırma kapsamında incelenen 1990-2024 döneminde kar kuraklığı üç farklı başlıkta tanımlandı. Yalnızca yağışın azalmasından kaynaklanıyor. Çalışma alanının yüzde 3'ünü etkilerken, su akışı anomalisini yüzde 17 oranında azaltıyor. 2 bin metre altındaki kar kaybı ise yüzde 49 seviyesinde kalıyor. Yüksek sıcaklık nedeniyle kar yerine yağmur yağmasından kaynaklanıyor. Alanın yüzde 8'ini etkilerken, erken erime nedeniyle su akışı anomalisini yüzde 6 artırıyor. 2 bin metre altındaki kar kaybı ise yüzde 74'e kadar ulaşıyor. Hem yağış azlığı hem sıcaklık artışının bir arada görülmesiyle oluşuyor. Alanın yüzde 13'ünü etkileyerek su akışı anomalisinde yüzde 36'lık sert bir düşüşe yol açıyor. 2 bin metre altındaki kar kaybı da yüzde 73 olarak hesaplanıyor.
EN BÜYÜK DARBE 2 BİN METRENİN ALTINA
Araştırmadaki en çarpıcı bulgulardan biri kar depolama kapasitesindeki dramatik düşüş oldu. Kar kuraklığı yaşanmayan normal yıllarda, kar örtüsü hacminin yüzde 70'i 2 bin metrenin altındaki irtifalarda depolanıyor.
Ancak "sıcak kar kuraklığı" yaşandığında, 2 bin metrenin altındaki kotlarda kar su eş değeri yüzde 74 oranında eriyor. Sıcak ve kurak koşulların birleştiği senaryoda ise ortalama kar su kaybı yüzde 73’ü buluyor. Bu durum, Türkiye'nin doğal su depolarının adeta eridiğini kanıtlıyor.
"ARTIK SUYUN NE ZAMAN KULLANILABİLİR OLDUĞU DA ÖNEMLİ"
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Abdullah Akbaş, yükselen sıcaklıkların kar örtüsünün erken erimesine yol açtığını belirterek şu uyarıda bulundu:
"Artık yalnızca ne kadar suyumuz olduğu değil, bu suyun ne zaman kullanılabilir olduğu da hayati önem taşıyor. Kışın eriyip giden kar örtüsü; ilkbahar sonu ve yaz aylarında tarımsal sulama, baraj doluluğu ve hidroelektrik santralleri için büyük risk oluşturuyor."
Dr. Harun Aslan ise kar örtüsünün sadece bir kış yağışı değil, yaz aylarına su taşıyan "doğal bir rezervuar" olduğunun altını çizerek; erken uyarı sistemleri, sulama verimliliği ve havza bazlı su yönetim stratejilerinin acilen güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
patronlardunyasi.com















