Dolar
45,7198
0,23%
Euro
53,0353
0,05%
Sterlin
61,8303
0,62%
Bitcoin
3.421.866
-3,49%
BİST-100
13.808,2
4,89%
Gram Altın
6.626,005
-0,56%
Gümüş
75,47
-1,55%
Faiz
44,24
0,00%

Galatasaray Lisesi'nin sırrı bu iki mektupta saklı 

Son günlerin en güncel tartışmalarından biri hiç kuşkusuz Fenerbahçe Başkan adayı Hakan Safi'nin "Galatasaray Lisesi'ni kazandım ama gitmedim" diye başlattığı iş insanı Murat Ülker'in, "Galatasaray Lisesi'nin sınavlarına bile girmedim. Frankofonlar 1970'lerde çöküşe geçmişti" devam ettirdiği tartışma... Bana ise Türk eğitiminin sönmez meşalesi Galatasaray Lisesi'ni ve Galatasaraylılığı anlatmak düştü. Bunu sizlere iki mektupla anlatmaya çalışacağım. Umarım Galatasaray Liseliliğin ne demek olduğunu herkes çok daha iyi anlayacak... 

23.05.2026 09:50Güncelleme: 23.05.2026 09:57
Galatasaray Lisesi'nin sırrı bu iki mektupta saklı 
16px
32px

Toygun ATİLLA

DİPLOMA DEĞİL KİMLİK VEREN OKUL: GALATASARAY LİSESİ

Türkiye'de bazı okullar sadece diploma verir, Galatasaray Lisesi ise kimlik... Ben belki Galatasaray Liseli değilim ama öğrencilerine geçmişte "kimlik" veren Haydarpaşa Lisesi'liyim. Onun için diploma veren okullar ile "kimlik" veren okulları ayırt edebilme şansına sahibim. 

İKİ MEKTUP BİR KÜLTÜR 

Kendisi de bir Galatasaray Liseli olan Prof. Dr. Mustafa Reşat Dabak'ın mezuniyet töreninde öğrencilerine, ardından da öğrencilerin kendisine yazdığı mektubu okudum. 

Tüylerim diken diken oldu, duygulanmıştım... 

İki mektubu peş peşe okuyunca insan, Galatasaraylılığın bir eğitim sistemi deği bir duygu biçimi olduğunu çok daha iyi anlıyor. 

Prof. Mustafa Reşat Dabak, öğrencilerine şöyle sesleniyordu:

"Galatasaray Lisesi sadece bir okul değildir. Bir çatı altında yetişen her öğrenci, yüzyılları aşan bir kültürün, düşünce özgürlüğünün, vicdanın ve memleket sevgisinin taşıyıcısı olur" 

Bence bütün meselenin de başladığı yer burasıydı. Galatasaray Lisesi kültür üreten bir liseydi...

Bu yüzdendir ki, Hakan Safi'nin "Kazandım ama gitmedim" cümlesi sosyal medyada yalnızca bir okul tercihi okunmadı, bir aidiyet tartışmasını da beraberinde getirdi. 

SADECE FRANSIZCA EĞİTİM VERMİYOR

Beyler bayanlar...

Mektebi Sultaniye dendiğinde aklınıza sadece Fransızca eğitim veren tam puan ile öğrenci alan bir okul geliyorsa hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir. 

Galatasaray Liselilik, bir dayanışma kültürü, bir hafıza, kuşaklar arası aktarılan görünmez bir bağdır. 

Bazılarınız diyebilir ki, sen Galatasaray Liseli olmadan bu kadar şeyi nereden biliyorsun. 

Biliyorum, çünkü...

O liseden mezun çok değerli abilerim, ablalarım, kardeşlerim ve arkadaşlarım var...

Biliyorum çünkü...

Bu ülkenin kültürel kodlarını merak eden, inceleyen, araştıran bir yurttaş aynı zamanda gazeteciyim...

SEVGİLİ MÜDÜRÜMÜZ VE SEVGİLİ ABİMİZ 

Şimdi öğrencilerinin, Prof. Dr. Mustafa Reşat Dabak'ın mektubuna dönelim...

İlk satırı bile dikkat çekici...

"Sevgili Müdürümüz ve Sevgili Abimiz" 

"Müdür" ile "Abi" nin aynı cümlede buluşması bile Galatasaray kültürünü anlamak için yeterli...

Galatasaray Lisesi'nde sadece akademik bir ilişki yok bir gelenek aktarımı var. Öğrenciler, kendileri gibi Galatasaray Lisesi mezunu, Tevfik Fikret'in

koltuğunda oturan müdürlerine "Abi" diyerek bir geleneği de sürdürüyor. 

Öğrenciler şöyle devam ediyor: "Dayanışma Galatasaray'ın birleştirici harcıdır. Galatasaraylı için dayanışma bir hayat tarzıdır" 

Ve devam ediyorlar : 

"Galatasaraylılık yalnızca bir okulda okumak değil, bir disiplin, bir duruş, bir sorumluluk ve bir aidiyet duygusudur" 

AYNI DİLİ KONUŞURLAR 

İşte Türkiye'nin günlerdir tartıştığı şeyin özeti de aslında bu cümleler... 

Galatasaraylılık bir kimlikti... Dünyanın neresine giderlerse de gitsinler onlar birkaç dakika içinde birbirlerini tanırlardı. Aynı dili konuşurlardı çünkü...

Prof. Dr. Mustafa Reşat Dabak'ın şu cümlesi de ayrıca çok dikkat çekiciydi: 

"Çocuklarımız bizlerin birer kopyası değil, uzantılarımız hiç değil" 

FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR NESİLLER

Türkiye gibi kuşak çatışmasının sert yaşandığı bir ülkede bir lise müdürünün bunu söylemesi bence önemliydi.  Burada, Türkiye'deki otoriter eğitim dilini yerine başka bir yaklaşım vardı. 

Aslında konuşmanın ilerleyen bölümlerinde bunun anlamı şu sözler de çıkıyordu: 

"Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller" 

Ve ardından: 

"Laik Türkiye Cumhuriyeti ve Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının yılmaz savunucuları olacaksınız" 

Sanıyorum artık Galatasaray Liseliliğin ne demek olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.... 

Bu okul sadece öğrenci yetiştirmiyor, hem kendi hem de ülkenin hafızasını koruyor. 

Öğrencilerin, müdürleri Prof. Dr. Mustafa Reşat Dabak'a yazdığı cümle bence her şeyden daha önemliydi : "Mesleğiniz öğretmenlik değil ama biz dedik "öğretmen" diye" 

Bence o kadar güçlü bir cümle ki, not veren bir otoriteye değil karakter aktaran bir figüre teşekkür ediliyor. 

Kimbilir... Belki de Galatasaray Lisesi'nin asıl sırrı tam olarak burada saklıdır, diplomada değil...

Ben o iki mektuptan şunu anladım 

Mekteplilik demek, 

Bir müdüre "abi" denmesinde...

"Kimseyi yarı yolda bırakmamak" fikrinde...

Yüzlerce yıllık bir okul kültürünün hala ayakta durmasında ve insanlara yalnız olmamasını hissettirmesinde saklıydı...

Galatasaray Lisesini, mekteplileri ve Galatasaraylılığı anlamak için bu iki mektubu satır satır okuyun...

Ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız...

patronlardunyasi.com