Borsada operasyonel kârını (FAVÖK) en az %50 artıran şirketlerden, elde ettiği kârın asgari %80'ini işletme faaliyetlerinden nakit akışına çeviren ve tahsilatını 60 günün altına indiren 28 şirket bulunuyor. Yüksek faiz ortamında bu şirketler nakit üretme güçleri ile dikkat çekiyor.
Finansman darboğazının nakit akışını zorlaştırdığı reel sektörde tahsilat zincirindeki kırılganlık üst seviyeye yükseldi. İş dünyası temsilcileri, sektörüne göre vadelerin 10 aya kadar uzadığını söylerken, vade farklarının aylık yüzde 1-2’nin üzerine çıkamadığını vurguluyor.
Küresel belirsizlikler, yüksek faiz ve enflasyon, 2025’te işletmelerin finansal yönetim anlayışını değiştiriyor. Nakit akışından kur riskine, yatırım planından maliyet kontrolüne kadar 7 kritik başlıkta patronlara hem risk hem de fırsat tüyoları sunuluyor.
Likidasyon dalgası, küresel piyasaları sarsıyor. Oluşan türbülans risk alma seviyelerini ise dip seviyelere tetikliyor. Böylesine bir ortamda yatırımcının güvenli limanı ne olmalı sorusuna gazeteci Zeynep Aktaş, “Nakit kraldır” yanıtını veriyor ve şöyle devam ediyor; “Nakit gücü yüksek hisselere yönel, defansif sektörleri tercih et”
Nakit akışı bozulan firmaların artmasıyla hızlanan konkordato dalgasına, önceki gün borsada ana pazarda işlem gören halka açık bir şirket de eklendi. Uzmanlar, konkordato başvurularının borsaya da sıçramasının beklendiğini, kar yazmakta zorlanan başka küçük ölçekli işletmeler nezdinde devam edeceği öngörüsünde bulundu. Peki küçük yatırımcı bu dönemde en çok nelere dikkat etmeli?
Nakit akışında sorun yaşayan reel sektör, çareyi ‘mal kırma’da buldu. Firmalar, çek ve senetlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle nakit akışında büyük sıkıntı yaşıyor. Bu nedenle firmalar 1 milyon TL’lik malı 200 bin TL’ye satıp nakit akışı sağlamaya çalışıyor.