Ertuğrul Özkök'ün Cannes pozu
Yapma be Ertuğrul abi, her gün seni mi yazacağız, vallahi şaşırdım! Ertuğrul Özkök'ün bu kez yazısı değil, Instagram sayfasındaki pozu gözüme takıldı. Cannes Croisette'de bir kare, altında ironi dolu cümleler. O fotoğrafı ve yazdıklarını sizlerle paylaşmasam olmazdı.

Toygun ATİLLA
Işığın en pahalı, gülüşlerin en hesaplı, yalnızlıkların en kalabalık yaşandığı bir sahneyi seçmiş kendisine bu kez Ertuğrul Özkök...
Cannes'i...
Instagram'da önüme düşen fotoğrafta gördüm onu. Beyaz bir takım elbise, güneş gözlüklü, yine janti...
Bir Ertuğrul Özkök klasiği... "Ben hâlâ buradayım" diyor, düşmanlarının nehir kenarından geçişini bekleyen adam.
Fotoğrafın altındaki metni okuyunca bunun klasik Ertuğrul Özkök fotoğrafı olmadığını anlıyorum.
İşte o andan itibaren yazı tanrısı aklımda beliriyor.
Kendi kendime siteyi Ertuğrul Özkök vitrinine çevirdin diyorum ama kendimle başa çıkamıyorum.
Çünkü Ertuğrul Özkök, adeta bir Instagram yazısı değil, otopsi raporu ortaya koymuş.
Eskiden Cannes'a gidilirdi, şimdi Cannes'a gidilirmiş gibi yapılır. Eskiden orada sinema konuşulurdu, şimdi kim daha iyi görünüyor, kim hangi masada oturuyor konuşuluyor.
Verdiği poz için anket yapmış ve sormuş:
a) Cannes'te yeni soluk arayan, gözden düşmüş Hollywood starı
b) Sosyal medya fenomeni olacağım derken çuvallamış bir medya eskisi
c) Yeni hayata başlamak isteyen, işi bırakmış eski kokain baronu
d) Sınıf atlamak isteyen eski bir demir tüccarı
e) Yaşlı ve çakma zampara
f) Stephen King ormanından fırlamış korkunç palyaço
g) Ferrarisi bile olmadığı için Ferrari'sini bile satamayan zengin özentisi eski Türkiye gazetecisi
h) Woody Allen olmak isterken komik bile olamayan adam
ı) Hepsi
Anketteki şıkları görünce tebessüm yayıldı yüzüme.
Hepsini tanıyoruz, hatta hepsi ezberimizde, dedim.
"Ferrarisi bile olmadığı için Ferrari'sini bile satamayan zengin özentisi eski Türkiye gazetecisi."
Bu cümleye takıldım. Benim tanıdığım Özkök, bu cümleyi başkasına yazmaz, dedim. Belki yanılıyorumdur ama bana öyle geldi.
Böylesine bir cümle "aynaya yazılır."
Türkiye'de herkes başkasını tarif eder ama kimse kendini kolay kolay yazamaz. İşte o yüzden de bu satır bana çok kıymetli geldi.
Woody Allen göndermesi de biraz nevrotik, biraz alaycı ama en çok da "geçmişini bilen" birinin satırları gibi geldi...
Fotoğrafa bir kez daha baktım.
Bir adam gördüm.
Şık, bakımlı, grand tuvalet, hâlâ sahnede...
Fotoğrafın altında yazdıklarını okuyunca ise başka bir adam daha gördüm.
Kendi dönemini toprağa veren...
Üstüne de "Buradaydık" diye not düşen bir adam gördüm.
Ertuğrul Özkök'ü gördüm.
patronlardunyasi.com















