Dolar
44,5973
0,11%
Euro
51,468
0,01%
Sterlin
58,9807
-0,29%
Bitcoin
2.987.785
0,23%
BİST-100
12.936,35
-0,88%
Gram Altın
6.705,189
0,11%
Gümüş
72,98
-2,75%
Faiz
43,13
0,00%

Çin'in İran'ı füze teknolojileri konusunda desteklemesi barutun ve ateşli silahların Çin'den çıkıp Müslümanlarca Batı'ya öğretilmesini hatırlattı

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın etkili füzeler ve SİHA'larla yaptığı misillemeler tüm hızıyla sürerken, dün İngiltere'nin ciddi gazelerinden The Telegraph'ın bir haberi bu yazıya ilham oldu. Haberde, Çin'in İran'a balistik füze üretiminde kullanılan kritik bir kimyasal maddenin sevk edildiğini ve bunun İran'ın füze fırlatma kapasitesini artırabileceği belirtiliyordu. İran'ın zaten mevcut yeni füze teknolojisinin ana çıkış noktasının Çin olduğu değerlendirilirken, gelin hep birlikte füzelerin atası roketlerin ve ateşli silahların doğuşuna bir göz atalım...

05.04.2026 04:57Güncelleme: 05.04.2026 05:19
Haberi paylaşın
Çin'in İran'ı füze teknolojileri konusunda desteklemesi barutun ve ateşli silahların Çin'den çıkıp Müslümanlarca Batı'ya öğretilmesini hatırlattı
16px
32px

Burak ARTUNER

Ateşli silahların icadı, tarihin dönüm noktalarından biriydi. Bu silahlar Ortaçağ'dan modern çağlara geçişte önemli pay sahibi oldukları gibi, Yakındoğu'nun en güçlü devletleri sayılan Bizans ile Mısır'da 1250 ile 1517 yılları arasında hüküm sürmüş bir Türk devleti olan Memlükler'in, Osmanlılar tarafından tarihe gömülmesinde etkili oldular. Ortaçağların en mühim savunma sistemi olan müstahkem kaleler, ateşli silahların icadıyla önemlerini kaybettiler ve birer birer yıkıldılar. Bu yeni silahların ortaya çıkmasında Çinliler tarafından bulunduğu bilinen barutun önemi inkâr edilemez. Ancak bu maddenin Çin'den Avrupa'ya nasıl geçtiği konusunda son zamanlara kadar pek kafa yorulmamış ve doğrudan aktarıldığı varsayılmıştı. Oysa durum farklıydı. 

Müslümanlar, Ortaçağ'da barut ve ateşli silahları Çin'den öğrenerek geliştirdiler ve top, roket, havai fişek ve molotof kokteyli benzeri ateşli silahlar icat ettiler. Çinliler ilk kez havai fişek benzeri silahlarını 1232'de Moğol ordularına karşı kullandılar. Bu ateşli silahlar önce Bizans, daha sonra da Haçlı seferleri ve Endülüs yoluyla Avrupa'ya geçti. Anadolu'da hüküm sürmüş olan Türkiye Selçukluları ve Karamanoğulları da ateşli silahları kullandılar. Ancak bu kullanımın hiçbirisi Osmanlılar ile kıyaslanamayacak ölçüdeydi. İstanbul'un fethinde de ateşli silahlar önemli rol oynadı. 

Topu 14. asırdan beri kullanan ve ilk devlet baruthanesini 15. yüzyıl gibi erken bir dönemde kuran Osmanlılar, İstanbul'un fethinde bu maharetlerini gösterdiler. Sonrasında daha üstün olan top teknikleri sayesinde, bir diğer Türk devletini, Memlükler'i 1517'de ortadan kaldırdılar. Mercidâbik ve Reydâniye savaşlarını Memlükler tarafında izleyerek 'Fethü Mısr' adlı eserde biraz abartılı olarak kaydeden tarihçi, Memlükler'in kahramanlıklarının Osmanlı'nın üstün teknik gücü karşısında nasıl aciz kaldığını oldukça canlı bir biçimde resmeder: "Kahire sokaklarında kahramanca çarpışan Memlükler, bir gecede Osmanlı askerlerinden binlercesini öldürdüler. Sabah olduğunda Osmanlı ordusu Kahire'nin dört bir tarafından hücum etti. Ancak her defasında geri püskürtüldü. Sabri taşan Sultan Selim, topların ve ateşli silahların kullanılmasını emretti. Galibiyete çok yakın olan Çerkes Memlükler şöyle söylenerek kaçıyorlardı. Bu helâk edici ateşe kim dayanabilir? Ne taraftan geleceği belli olmayan bu ateşi dağa atsan, onu yok eder.'

Çinliler havai fişekleri silah olarak ilk kez 1232'de Moğollara karşı kullandılar.

EMEVİ TOPRAKLARINDAN BİZANS'A SIĞINDI, RUM ATEŞİNİ ÖĞRETTİ

Yakındoğu'da ateşli silahların kullanımı aslında oldukça geriye gider. Bizanslı tarihçi Theophanes, 670'li yıllarda, Bizanslılar tarafından 'Kallinikos' adında Suriyeli veya Mısırlı birisinin Emevi topraklarından Bizans'a sığındığını kaydeder. Hakkında başka hiçbir şey bilmediğimiz Kallinikos, 'Rum ateşi', 'ateş-i bahri' yani 'deniz ateşi' gibi adlarla anılan ve güherçilenin, kükürt, zift ve neft yağı ile sıvı hale getirilmesinden oluşmuş; suda da yanma özelliği ile bilinen karışımın formülünü Bizanslılara öğretmişti. Bu bileşim Bizanslılar tarafından yaygın olarak kullanıldığından 'Rum ateşi' diye meşhur oldu. Kallinikos, Rum ateşini icad eden kişi olarak bilinmekle birlikte, bu formül daha önce de kullanılmıştı. Bizanslar, muhtemelen Müslüman saflarından kendi taraflarına geçmiş bulunan Kallinikos'tan öğrendikleri Rum ateşini ilk defa 674 yılında İstanbul'u kuşatan Emevi ordusuna karşı başarıyla kullandılar. Gemilerine Grek ateşi atabilen aletler yerleştirten Bizans İmparatoru, Kapıdağ'da yapılan savaşta Emevi donanmasına bu sayede ağır hasar verdirdi.
Bizanslılar tarafından sır gibi saklanan bu formülü, Müslümanlar Rum ateşinin gerçek mucidi Çinlilerden öğrenerek geliştirdiler. Sonra da, bir çeşit ilkel bomba ve roket haline getirerek mancınık ve oklarla atmak suretiyle, hem Haçlı seferlerinde, hem de Bizans'a karşı yoğun bir şekilde kullandılar. Müslümanların 'Rum ateşi' dedikleri bu bileşimi Avrupalılar 'Arap ateşi' olarak isimlendirdiler.

Çinlilerin Moğollara karşı kullandıkları ilk roket sistemlerini gösterir tasviri resim

'ÇÖMLEK FÜZELER' HAÇLILARI PERİŞAN ETTİ

Müslümanlar 8. asırdan itibaren 'netrun', 'neft' veya 'barut' olarak bilinen potasyum nitratı yani güherçileyi saf hale getirerek yaygın bir şekilde kullanıyorlardı. Nitekim 850 yılında Abbasi ordusunda Grek ateşiyle donanmış olmaları sebebiyle 'neffatun' denilen birlikler kurulmuştu. Kükürt, güherçile ve kömür bileşiminden meydana gelen kara barutun 13. yüzyılda bulunmasıyla ateşli silahlar daha da yaygınlaştı. Bu dönemde geliştirilen ilkel füze ve toplarda da bu bileşim kullanılıyordu. O asırdaki savaş sanatı üzerine bir kitap yazan Hasan el- Rammâh'ın eserinde, bu usulün yapımı da uzun uzun anlatılır. Yine 1285 yılında savaş teknikleri üzerine bir kitap yazan Suriyeli bir yazar, eserinde petrolün nasıl rafine edilerek gaz yağı yani 'kerosen' haline getirildiğini, barutla nasıl patlayıcılar yapılacağını, fitillerin nasıl yerleştirileceğini ve hatta ilkel roket ve füzelerin yapılışını ayrıntılı olarak anlatıyordu.
Bu bileşimler Haçlı seferleri esnasında yoğun bir şekilde kullanıldı. Bu şekilde hazırlanan çömlek füzeler, mancınıklar vasıtasıyla hedefe fırlatılıyordu. Artık oldukça gelişmiş bulunan bu silah sistemleri, Haçlılara karşı yoğun bir şekilde kullanılıyordu. 

İçine patlayıcı yerleştirilen Çömlekler, Haçlı Orduları'na ağır kayıplar verdirmişti.

54 GÜN YANAN ŞEHİR

Kudüs Haçlı Kralı Birinci Amaury, 1168'de Fatimiler'in başkenti Fustat'a, yani eski Kahire'ye saldırdığında, Vezir Saver şehri teslim etmektense yakmayı tercih etti. Şaver, 20 bin 'neft çömleği' ve 10 bin 'miş'al'i şehrin çeşitli yerlerine yerleştirtti. Ateşe verilen Fustât 54 gün boyunca yandı. Patlamaların şiddetinden yer sarsılıyordu. Yine Haçlılar, 1218'de Mısır'da Dimyat'a saldırdıklarında, Müslümanlar şehrin savunmasında bu tür ilkel füzeleri yaygın olarak kullandılar. Mısır'ı elde etme sevdasıyla yanıp tutuşan Fransız kralı Dokuzuncu Louis, 1249'da Dimyat'ı kuşattı ama Eyyubiler geniş çömleklere barut doldurmak suretiyle hazırladıkları füzeler sayesinde savaşı kazandıkları gibi kralı da esir ederek Haçlıları zor duruma düşürdüler.

"YANAN KULELERDE OLMADIĞIMIZ İÇİN HALİMİZE ŞÜKREDİYORDUK"

Bu sefere Haçlı saflarında katılan Fransız soylusu Joinville, anılarında roketlerin verdikleri tahribattan üzüntüyle bahseder: "Büyük bir musibetin içine düştüğümüzden gece-gündüz uyumadan nöbet tutuyorduk. Zira, kulelerimiz parçalanmak üzereydi. Müslümanlar ateş atan büyük makinalar getirmişler, aralıksız ateş fırlatıyorlardı. Ayrıca büyük mancınıklarla taşlar atıyorlardı. Bu nedenle savunma yapmak mümkün değildi. Bu sırada iki kulemiz atışlar sonucu yanmaya başladı. Öfkeden deliye dönen Kral, nafile yere kendini ateşe atarak içeridekileri kurtarmak istedi. Bu sırada biz kulenin içinde olmadığımız için halimize şükrediyorduk." 1291'de Haçlıların elinde bulunan Akka'yı kuşatan Memlükler de, bu metodu kullananlar arasındaydılar. Patlayıcılar büyük mancınıklarla atılıyor, okçular da barut taşıyan oklarla şehri dövüyorlardı. Ordusuyla birlikte yanında pek çok mühendis bulunan Sultan, şehri kolaylıkla ele geçirdi.
Ateşli silâhlar uzmanı Hasan Rammah, barutun kullanım alanlarını ayrıntılı bir şekilde anlattığı eserini 1270 ile 1280 yılları arasında yazmıştı. Rammah eserinin girişinde bu usulleri babasından, dedesinden ve uzmanlardan öğrendiğini söylüyordu. Kitapta bulunan 107 tariften 22'si ilk füzeler diyebileceğimiz fırlatılan patlayıcılarla ilgiliydi. Bu
tarifler arasında savaşlarda kullanılmak üzere yapılanların dışında eğlence amaçlı havai fişekler de vardı.

SADECE SAVAŞTA DEĞİL EĞLENCEDE DE KULLANILDI

Barut, Ortaçağ İslam dünyasında askeri gayelerle olduğu kadar eğlence amaçlı olarak da kullanıldı. Bazı yazmalarda havai fişeklere dair uzun bölümler ve çok çeşitli tarifler vardır. Şemseddin el-Dimaşki, eserinde, 14. asırda Suriyeli Hıristiyanların Hazreti İsa'nın doğum günü törenlerinde havai fişek kullandıklarını anlatır. Memlükler de 14. asırda yaptıkları resmi kutlamalarda havai fişekler kullanılıyorlardı. 1432'de Beyrut'a gelen bir Fransız seyyahı, bayram kutlamaları sırasında, hayatında ilk defa gördüğü top ve havai fişekler karşısında hayranlığını gizleyememiş ve rüşvetle bu sırrı öğrenerek Fransa'ya götürmek istemişti. İngiltere'de ilk havai fişekler 1486'da Kral Yedinci Henry'nin düğününde kullanıldığı düşünülürse, Doğu'nun bu konuda Batı'dan neredeyse bir asır önde olduğu su götürmez bir gerçektir.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı#Sodexo
benzer haberler
Bir otelin içinde şehrin hafızası, Karaköy’de sanatla açılan gizli kapı
Bir otelin içinde şehrin hafızası, Karaköy’de sanatla açılan gizli kapı