Bir Fenerbahçe hatırası, bir stadyumun hikâyesi, Fadıl Vokrri'nin adı altında bir Türkiye-Kosova buluşması
Futbol bazen sadece bir oyun değildir; bir hafıza, bir köprü, bir vefa biçimidir. İşte Kosova ile Türkiye arasında oynanacak karşılaşmanın, adını efsane futbolcu Fadıl Vokrri’den alan stadyumda yapılacak olması tam da böyle bir anlam taşıyor.

Burak ARTUNER
Fenerbahçe tutkum, ilk gençlik yıllarında sıkı bir taraftar olarak Dereağzı'ndaki idmanlardan, stadyumdaki maçlara kadar izlemeye mecbur bırakıyordu beni...
İzledikçe de o tutku, hâlâ süren bir aşka dönüştü...
Aklından geçirenler varsa söyleyim: Hiç pişman değilim...
Hafta içi oturduğumuz Üsküdar'dan arkadaşlarla Plymouth 'dolmuş'lara atlar, Kadıköy meydanda iner, oradan Dereağzı'na yürüyerek gider idmanları izlerdik...
1988 yazında Toni Schumacher'in ilk idmanında Dereağzı'nda tel örgülerin arkasındaydım...
Hafta sonları ise stadyumun yolunu tutar, o coşkuyu bir mabetteymişçesine yaşardım.

Türkiye'nin tarihi Kosova maçını oynayacağı stadyuma adını veren ve 1990 ila 1992 arasında Fenerbahçe formasını giyen Fadıl Vokrri'yi de Kadıköy'de tribünlerde çok izledim...
Tıknaz ama atik, boğa gibi güçlü, Balkanlar'a has inatçı bir yapısı vardı...
Rakip defans oyuncularını her seferinde zorlardı.
Usta bir golcüydü, olmayacak yerlerden vurur, topu ağlarla buluşturur, stadyumu bayram yerine dönüştürürdü.
Ama en önemlisi mütevazı karakteri ve duruşuydu.
Önümüzde tarihi bir milli maç var. Dünya Kupası hasretimizi sonlandırmak yolunda maça, Kosova'da Fadıl Vokrri'nin adını veren stadyumda çıkacağız...

Tribünlerde yankılanacak tezahüratlar, sadece bir maçın heyecanını değil, Balkanlar’dan İstanbul’a uzanan bir futbol hikâyesinin izlerini de taşıyacak.
Fadıl Vokrri, Türk futbolseverlerin hafızasında yalnızca attığı gollerle değil, sahadaki zarafeti ve karakteriyle yer etmiş bir isimdi.
Ancak Vokrri’nin hikâyesi sadece Fenerbahçe kariyerinden ibaret değildi.
Yugoslavya’nın dağılma sürecinin ardından Kosova futbolunun yeniden ayağa kalkmasında önemli bir rol üstlendi.
Futbolu bıraktıktan sonra yönetici kimliğiyle sahneye çıktı ve genç bir ülkenin uluslararası futbol sahnesinde tanınması için büyük çaba harcadı.
KOSOVA FUTBOLUNU AYAĞA KALDIRAN İSİM OLDU
Onun liderliğinde Kosova futbolu, dünya futbolunun haritasında kendine yer buldu.
2018 yılında ani vefatı, sadece Kosova’da değil Türkiye’de de derin bir üzüntü yarattı.
Ardından başkent Priştine’deki ulusal stadyuma onun adının verilmesi, bir spor insanına duyulan saygının sembolü oldu.

Bugün o stadyum, sadece bir spor tesisi değil; bir hayat hikâyesinin, bir emeğin ve bir köprünün adı gibi duruyor.
Şimdi o stadyumda Türkiye ile Kosova karşı karşıya gelecek.
Bu maç, skor tabelasından bağımsız olarak, geçmişe bir selam niteliği taşıyacak. Tribünlerde belki hem Türkçe hem Arnavutça tezahüratlar yükselecek; ama ortak dil yine futbol olacak.

FUTBOLUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜN BİR ÖRNEĞİ
Belki de o akşam, sahaya çıkan futbolcuların her pasında, her golünde bir isim sessizce anılacak:
Topun peşinde koşarken iki ülke arasında dostluk kuran, futbolu birleştirici bir dil haline getiren bir isim.
Fadıl Vokrri’nin mirası, işte tam da bu yüzden bir stadyumun tabelasında değil; hafızalarda yaşamaya devam ediyor.
Ve Türkiye ile Kosova’nın o sahada buluşacağı gün, futbolun bazen tarihten daha güçlü bir bağ kurabildiğini bir kez daha hatırlatacak.
patronlardunyasi.com















