33 şirket, 100 milyar lira paraya hükmeden 'Süleymancılar Holding’in patronu, yarış atı sahibi cemaat lideri Alihan Kuriş operasyonunun perde arkası
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Alihan Kuriş ve çevresindeki yapılanmaya yönelik operasyonu, Türkiye’nin en kapalı dini yapılanmalarından birinin ekonomik yüzünü de gündeme getirdi. Soruşturma kapsamında 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma kararı uygulanırken, MASAK incelemelerinde bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan tutarın yurt dışına çıkarıldığı öne sürülüyor. Yıllardır “Süleymancılar”la ilişkilendirilen hastane, şirket, AVM ve diğer ticari yapılara ilişkin iddiaların peşine düştüm. Bazılarını doğruladım, bazılarını doğrulayamadım. Bir ayrıntıyı daha söyleyeyim, Cemaat lideri Alihan Kuriş’in adına kayıtlı bir at vardı: Ascot.

Toygun ATİLLA
Bu sabah Süleymancılar olarak bilinen yapıya yönelik operasyon haberi geldiğinde benim dikkatimi çeken ilk şey gözaltına alınanların sayısı olmadı.
Şirketlerin sayısı oldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
17 ilde operasyon düzenlendi.
Şüphelilere ait 43 adresin yanı sıra 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma kararı uygulandı.
Üstelik soruşturmanın merkezinde yalnızca bir dini yapılanma bulunmuyor.
Savcılığın isnatları arasında suç örgütü kurma ve yönetme, örgüte üyelik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet bulunuyor.

İşte tam burada başka bir soru ortaya çıkıyor:
Süleymancılar yalnızca bir cemaat mi, yoksa yıllar içerisinde kendi ekonomik ekosistemini kurmuş dev bir yapı mı?
Ben buna şimdilik bir metaforla “Süleymancılar Holding” diyorum.
Çünkü ortada bu isimde hukuki bir holding yok.
Ama soruşturmanın ulaştığı şirket sayısı, para hareketlerinin büyüklüğü ve yıllardır kamuoyuna yansıyan ticari bağlantılar, ekonomik ağın araştırılmasını fazlasıyla hak ediyor.
100 MİLYAR TL’LİK SORU
Bugünkü operasyonu önceki Süleymancılar tartışmalarından ayıran en önemli nokta da burada.
Para.
MASAK incelemelerine dayandırılan bilgilere göre yapılanmayla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurtdışına çıkarıldığı iddia ediliyor. Bu para hareketleri ve suç geliriyle bağlantılı olup olmadıkları soruşturmanın konusu. Bazı şirketler ve bağlantılı malvarlıkları için de kayyum tedbirleri uygulanıyor.
100 milyar TL küçük bir rakam değil.
Dolayısıyla bundan sonra tartışılması gereken mesele yalnızca Alihan Kuriş’in dini yapılanmadaki konumu değil.
Paranın nereden geldiği, hangi şirketlerden geçtiği ve nereye gittiği.
BİR ARKADAŞIMDAN GELEN NOT
Operasyonun ardından uzun yıllardır Anadolu Yakası’nı ve bu yapılanmayı yakından gözlemleyen bir arkadaşımdan mesaj geldi.
Bana kabaca şunları söyledi:
Süleymancıların Kısıklı ve Ümraniye’de çok güçlü olduklarını, Kısıklı’daki Süleyman Hilmi Tunahan’ın evinin cemaat mensupları tarafından ziyaret edildiğini, bölgede yabancı öğrencileri sık sık gördüğünü anlattı.
Ardından ekonomik yapıyla ilgili daha dikkat çekici iddialar sıraladı.
Ümraniye’deki Canpark AVM’nin cemaatle bağlantılı olduğunu, Hisar Hospital’ın Süleymancılara ait olduğunu, Anadolu Yakası’nda sağlık sektöründe başka yatırımlarının da bulunduğunu söyledi.
Mesajın sonunda sağlık kurumlarıyla ilgili çok daha ağır birtakım iddialar da vardı.
Bunun üzerine araştırmaya başladım.
Ve gördüm ki arkadaşımın anlattıklarının bir bölümü belgelerle örtüşüyor.
Bir bölümünü ise doğrulayamadım.
KISIKLI’YI DOĞRULADIM
Önce Kısıklı.
Bu bağlantı doğru.
Süleyman Hilmi Tunahan’ın dini eğitim faaliyetlerinin önemli merkezlerinden birinin Kısıklı olduğu akademik çalışmalara da yansımış durumda.
1940’lı yıllarda Kısıklı’da Kur’an eğitimi verdiği, burada inşa ettirdiği evlerde öğrenciler yetiştirdiği belirtiliyor.
Tunahan ayrıca 16 Eylül 1959’da Kısıklı’daki evinde hayatını kaybetti
Dolayısıyla Kısıklı, Süleymancılar açısından tesadüfi bir adres değil.
Yapının tarihsel hafızasının merkezlerinden biri.

HİSAR HOSPITAL BAĞLANTISI
Arkadaşımın ikinci iddiası Hisar Hospital’dı.
Burada daha ilginç bir tabloyla karşılaştım.
Hisar Hospital kendi kurumsal bilgilerinde 2005’te faaliyete başladığını, Ümraniye’deki hastanenin 40 bin metrekarelik alanda, 270 yatak kapasitesi, 7 ameliyathane ve 80 poliklinikle faaliyet gösterdiğini açıklıyor. Hastanenin hukuki işletmecisi kendi KVKK metninde Hisar Sağlık Hizmetleri A.Ş. olarak belirtiliyor.
Süleymancılarla bağlantısı konusunda ise yıllardır çok sayıda yayın bulunuyor.
Daha önemlisi, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu ve yapı içerisindeki Kuriş yönetiminin muhaliflerinden Fatih Süleyman Denizolgun da Hisar Hospital üzerinden Alihan Kuriş yönetimine yönelik çeşitli iddialar ortaya attı.
Aydınlık da hastaneyi doğrudan “Süleymancıların yönettiği Hisar Hastanesi” olarak tanımlıyor ve Mahmutbey’de 26 katlı yeni bir hastane projesinin inşaatına başlandığını yazıyor.
Dolayısıyla Hisar Hospital-Süleymancılar ilişkisine dair kuvvetli ve uzun yıllara yayılan açık kaynak izi var.
Ancak şirketin güncel hissedarlık yapısını ticaret sicili üzerinden görmeden “Alihan Kuriş’in hastanesi” demek doğru olmaz.
İkisi aynı şey değil.

CANPARK’I DOĞRULAYAMADIM
Arkadaşımın anlattığı en renkli hikâyelerden biri Canpark’tı.
Ümraniye Belediye Başkanlığı’nı 2004-2019 arasında yürüten Hasan Can döneminde açılan AVM’nin cemaatin olduğunu, hatta adının değiştirilmesi konusunda geçmişte tartışmalar yaşandığını anlattı.
Araştırdım.
Canpark’ın Ümraniye’deki varlığı ve adresi açık.
Fakat Canpark AVM’nin Süleymancılar tarafından kontrol edildiğini gösterecek yeterince güçlü ve güvenilir bir ortaklık belgesine şu ana kadar ulaşamadım.
Bu nedenle bunu gerçekmiş gibi yazmıyorum.
Araştırılması gereken bir iddia olarak not ediyorum.

DAHA AĞIR İDDİALARI DOĞRULAYAMADIM
Arkadaşım sağlık sistemiyle ilgili çok daha ağır iddialar da anlattı.
Cemaate bağlı yurtlarda kalan bazı kadınların kayıt dışı tıbbi işlemler için cemaatle bağlantılı hastanelere götürüldüğünü ileri sürdü.
Bu iddiaları da araştırdım.
Doğrulayamadım.
Böylesine ağır bir iddiayı savcılık dosyası, mahkeme kararı, Sağlık Bakanlığı incelemesi veya başka somut belgeler olmadan gerçekmiş gibi yayımlamayı doğru bulmuyorum.
Ancak ilginç olan şu:
Cemaat içerisinden Kuriş’e muhalefet eden Fatih Süleyman Denizolgun’un geçmişte Hisar Hospital’daki bazı tıbbi uygulamalar hakkında kamuoyuna yansıyan ağır iddiaları bulunuyor. Bunlar da Denizolgun’un iddialarıdır; doğrulanmış adli bulgular olarak değerlendirilemez.
Yani burada açılması gereken ayrı bir dosya var.
Ama bugünkü dosyanın konusu başka.
Para.
KARŞIMA ASCOT ÇIKTI
Alihan Kuriş’in geçmişini araştırırken karşıma hiç beklemediğim bir isim çıktı.
Ascot.
İnsan adı değil.
Bir at.
Üstelik bu kez elimizde söylenti değil, resmi kayıt var.
Türkiye Binicilik Federasyonu’nun 2014 yılı vizeli atlar listesine baktım.
Listenin 14’üncü sırasında:
34-2716 sicil numaralı, 1999 doğumlu ASCOT.
Sahibi bölümünde ise açıkça:
ALİHAN KURİŞ
yazıyor.
Bu ayrıntıyı önemli buluyorum.
Çünkü kayıt 2014 yılına ait.
Alihan Kuriş ise Süleymancıların başına Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümünün ardından geçti.
Yani Kuriş’in at sahipliği cemaat liderliğinden önceye uzanıyor.
11 AT İDDİASI
Eski yayınları taradığımda hikâye daha da ilginçleşti.
Yıllar önce Kuriş’in birden fazla ata sahip olduğu, hatta sayının 11 olduğu yönünde haber ve iddialar yayımlanmış.
Fakat burada çizgiyi çekmek gerekiyor.
Ben Türkiye Binicilik Federasyonu kayıtlarında Ascot’un Alihan Kuriş adına kayıtlı olduğunu doğruladım.
Şu aşamada 11 at iddiasını resmi kayıtlarla doğrulayamadım.
Dolayısıyla 11 rakamını kesin bilgi olarak yazmıyorum.
Ama size daha ilgincini söyleyeyim. Şu an yarış dünyasında çok ünlü iki jokeyin Süleymancı olduğu ve Alihan Kuriş’in atlarına bindikleri ise bizzat benim en az 3 kaynaktan doğruladığım bir bilgi.

AT SAHİBİ PATRONDAN CEMAAT PATRONUNA
Bence hikâyenin ilginç tarafı tam burada başlıyor.
1979 doğumlu Alihan Kuriş kamuoyuna yansıyan biyografilerinde mimar ve iş insanı olarak tanımlanıyor.
2014’te adına kayıtlı Ascot var.
2016’da cemaatin başına geçiyor.
2026’ya geldiğimizde ise savcılık, Kuriş liderliğinde olduğu öne sürülen yapılanma hakkında mali suç soruşturması yürütüyor.
Ve soruşturmanın kapısını açtığı ekonomik dünyanın büyüklüğünü şimdilik yalnızca iki rakam anlatıyor:
33 şirket.
100 milyar TL’yi aşan para hareketi iddiası.
Bu yüzden bugün yaşananları yalnızca “Süleymancılara operasyon” diye okumak eksik kalıyor.
Asıl soru bundan sonra başlayacak:
Bu 33 şirket hangileri?
Ortakları kim?
Yönetim kurullarında hangi isimler kesişiyor?
Hastaneler, turizm şirketleri, gayrimenkuller, yayıncılık şirketleri ve diğer ticari işletmeler arasında nasıl bir sermaye ağı var?
Ve en önemlisi:
MASAK’ın izlediği 100 milyar TL’yi aşan para hareketi bu ekonomik ağın neresinden geçti?
Savcılık dosyası ilerledikçe “Süleymancılar Holding” dediğim yapının gerçekten ne kadar büyük olduğunu da daha net göreceğiz.
Şimdilik bildiğimiz şu: Bir zamanlar federasyon kayıtlarında Ascot’un sahibi olarak gördüğümüz Alihan Kuriş, bugün 33 şirketin mercek altına alındığı dev bir mali soruşturmanın merkezindeki isim.
At sahibi patrondan cemaat patronuna uzanan hikâyenin ekonomik bilançosu ise daha yeni açılıyor.
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER
Tarikat bağlantılı Alihan Kuriş yapılanmasına operasyon, 17 ilde 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı
















