İlber Ortaylı servetin değil kültürün ve elitliğin pusulasıydı
Zenginlik başka, elit olmak başka… Tarihçi İlber Ortaylı, Türkiye’de yıllardır karıştırılan bu iki kavramı sık sık ayıran isimlerden biriydi. Servetin tek başına bir toplumsal sınıf yaratmayacağını, gerçek elitin eğitim, kültür ve kurum geleneğiyle oluşacağını söylerdi. Osmanlı’nın ticaret şehirlerinden Cumhuriyet’in sanayi patronlarına kadar uzanan örneklerle Ortaylı, Türkiye’de zenginlik, başarı, “Beyaz Türk” tartışması ve iş dünyasının rolüne dair dikkat çekici tespitler yapmıştı.

Toygun ATİLLA
Türkiye’de zenginlik, elitlik ve başarı kavramları çoğu zaman birbirine karıştırılır. Servet sahibi olmak, güçlü çevrelere sahip olmak ya da sosyal statü çoğu zaman “elit” kelimesinin yerine kullanılır.
ZENGİNLİK İLE ELİTLİK ARASINDAKİ FARKI GÖSTEREN ADAM
Oysa, tarihçi İlber Ortaylı bu kavramları birbirinden net biçimde ayıran isimlerden biriydi.
İlber Ortaylı’ya göre zenginlik başka, elit olmak bambaşka bir şeydi.
Konferanslarında, röportajlarında ve televizyon programlarında sık sık Türkiye’deki elit tartışmasına değinen İlber Ortaylı, özellikle şu ayrımı yapıyordu: “Elit olmak para meselesi değildir; eğitim ve kültür meselesidir.”
Bu cümle ile Türkiye’de zenginlik ile elitlik arasındaki farkı anlatıyordu.
ELİTLİĞİN ŞARTLARI
İlber Ortaylı’ya göre bir toplumda servet sahibi olmak mümkündü. Bu servetin kültürel bir elit sınıfa dönüşmesi ise çok daha zordu. Bu nedenle Türkiye’de zenginliğin çoğu zaman kültürel bir elit üretmediğini söylerdi. Ona göre elit dediğimiz kesim yalnızca ekonomik güce değil aynı zamanda, güçlü eğitim, tarih ve kültür bilgisi, yabancı dil, dünya ile temas gerektirirdi.
Bu yüzden Ortaylı Türkiye’de elit yetiştiren kurumlar olarak, Galatasaray Lisesi, Robert Kolej, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İstanbul Üniversitesi'ne dikkat çekerdi.
Ona göre bu kurumlar yalnızca diploma vermez; aynı zamanda bir kültür ve devlet geleneği üretirdi.
BEYAZ TÜRK KAVRAMINA DA YORUM YAPARDI
Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan “Beyaz Türk” kavramı da Ortaylı’nın sık yorum yaptığı konulardan biriydi. İlber Ortaylı’ya göre “Beyaz Türk” kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılmış bir kavramdı. Ona göre bu kavramı yalnızca zenginlik ya da sosyal çevre üzerinden tanımlamak doğru değildi.
OSMANLI'DAKİ ELİTLER
Ünlü tarihçi bu tartışmayı açıklarken de sık sık Osmanlı’dan gelen bir elit geleneğine işaret ederdi. Osmanlı döneminde devlet yönetiminde ve bürokraside belirli eğitim kurumlarından gelen kadrolar vardı. Bu kadrolar imparatorluğun yönetim elitini oluşturuyordu. Cumhuriyet döneminde ise bu rolü büyük ölçüde modern eğitim kurumları üstlendi.
Bu nedenle Ortaylı’ya göre “Beyaz Türk” tartışması aslında Türkiye’de modernleşme ve elit oluşumu tartışmasının bir parçasıydı.
EKONOMİK VE KÜLTÜREL GÜCÜ ANLATAN ÜÇ ŞEHİR
Osmanlı’nın ekonomik gücünü anlattığı üç şehir vardı. İstanbul, İzmir, Selanik... Ona göre, bu şehirler yalnızca ticaret merkezleri değil aynı zamanda kültürel merkezlerdi.
Tüccarlar, bankerler ve üreticiler imparatorluğun ekonomik gücünü oluşturuyordu. Ticaret şehirleri, aynı zamanda entelektüel ve kültürel hayatın da merkezleriydi.
CUMHURİYET DÖNEMİNİN ELİTLERİ
Cumhuriyet’in sanayileşme süreciyle birlikte Türkiye’de yeni bir ekonomik elit doğdu.
Sanayi ve ticaret alanında büyüyen şirketler modern Türkiye’nin ekonomik yapısını şekillendirdi. Koç ve Sabancı ailesi yalnızca büyük şirketler kurmadı, Türkiye'de sanayi kültürünün oluşmasına da katkı sağladı.
İLBER ORTAYLI'YA GÖRE BAŞARININ ŞARTLARI
Benim, İlber Ortaylı'yı izlerken, dinlerken ve onun kitaplarında yaptığım okumalarından aklımda kalan ise başarıyı açıklama şartlarıydı. Gençlere verdiği tavsiyelerde, disiplin, iyi eğitim ve dünya ile teması olmazsa olmazları olarak anımsıyorum.
Bu nedenle sık sık gençlere yabancı dil öğrenmelerini ve farklı kültürleri tanımalarını tavsiye ederdi. İlber Ortaylı’nın tarih anlatımı yalnızca geçmişe dair değildi. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan hikayeyi anlatırken, elit kimdi, zenginlik ile kültür arasındaki fark nedir, kurumlar neden önemlidir, ekonomik güç nasıl oluşur gibi soruları o davudi sesi ile hem sorup hem de yanıtlarken anımsıyorum onu...
Bu yüzden İlber Ortaylı’nın anlattığı tarih bana göre, yalnızca akademik bir anlatı değil, aynı zamanda Türkiye’de servet, elit ve başarı tartışmasına dair bir düşünce çerçevesiydi.
patronlardunyasi.com















