Dolar
44,2052
0,12%
Euro
50,4647
-0,68%
Sterlin
58,4984
-0,85%
Bitcoin
3.163.161
2,16%
BİST-100
13.092,93
-1,45%
Gram Altın
7.134,57
-1,04%
Gümüş
80,62
-3,94%
Faiz
39,82
0,00%

Birinci Abdülhamid dönemi sadrazamlarından Koca Yusuf Paşa, 217 kızın bekaretini bozmakla övünüyordu

Birinci Abdülhamid tarafından 24 Şubat 1786'da sadrazamlığı getirilen Koca Yusuf Paşa, tarihe icraatıyla değil, bakirelere olan düşkünlüğüyle geçmişti. Tam 217 kızın bekaretin bozmakla övünen ve bunu çevresine gururla anlatan Yusuf Paşa, aynı mahareti devlet işlerinde gösterememişti.

15.03.2026 07:09Güncelleme: 15.03.2026 07:16
Birinci Abdülhamid dönemi sadrazamlarından Koca Yusuf Paşa, 217 kızın bekaretini bozmakla övünüyordu
16px
32px

Burak ARTUNER

Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın kayırmasıyla kölelikten sadrazamlığa kadar yükselen Yusuf Paşa, beceriksizliği ve tecrübesizliği yüzünden Rusya'ya savaş açmış ve büyük toprak kaybına sebep olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahtan sonra gelen en önemli makam, sadrazamlıktı. Sokullu ve Köprülü Mehmed Paşalar gibi görevlerini iyi yapan sadrazamlar, birçok padişahtan daha fazla tanındı. Öküz Mehmed Paşa gibi bazı sadrazamlar ise, tarihe tuhaf lákaplarıyla geçtiler. Birinci Abdülhamid ve Üçüncü Selim döneminde iki defa sadrazamlık yapan Koca Yusuf Paşa da tarih sayfalarına cinsel sapkınlıkları ve bakire merakı yüzünden geçti. Paşa, tam 217 kızın bekaretini bozmuştu.

Koca Yusuf Paşa.

KÖLELİKLE BAŞLADI, KAHVECİLİK YAPTI 

Koca Yusuf Paşa köleydi ve talihinin yardımıyla sadrazamlığa kadar yükseldi. Liman Reisi Hasan Kaptan, aslen Gürcü olan genç Yusuf'u 1748'de köle olarak satın almıştı. Yaptığı hizmetlerle kısa sürede Hasan Kaptan'ın gözüne giren ve azat edilen Yusuf, artık hür olmasına rağmen efendisinin ölümüne kadar yanından ayrılmadı. Kışları o dönemde Zincirlikuyu'da kahvecilik yapar, yazları ise 'donanma-yı hümayun'a binip ticaretle uğraşırdı. Zamanla bazı zenginlerle ortaklık kurdu ve başta Mısır olmak üzere birçok yere iş gezileri yaptı. İkinci kaptan olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa ile de 1765'te ortaklık kurdu. Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Osmanlı donanmasına 'kaptan-ı derya', yani Deniz Kuvvetleri Kumandanı yapıldığı zaman, Yusuf'u 'hazinedar', yani 'hazine sorumlusu' olarak yanına aldı. Gazi Hasan Paşa'nın kayırmasıyla 'kapıcıbaşılık' payesiyle 'kapıcılar kethūdası' da olan Yusuf, saraydaki devlet görevlileriyle yakınlık kurdu ve Hazine Vekili Osman Ağa'nın yanına girdi. 1785 yılında 'vezir' unvanıyla Mora valisi oldu.

KARANLIK BİR OLAYLA İŞ BAŞINA GELDİ

10 Mayıs 1785'te sadrazamlığa Şahin Ali Paşa getirilmişti fakat Paşa'nın görevde kalmaması için İstanbul'da ardı ardına kasten yangınlar çıkarıkdı. Sabotajlar üzerine, Sadrazam Şahin Ali Paşa'nın ekibinden olan sadaret kethädası ve tersane emini görevlerinden alındılar. Dönemin güçlü adamı Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Şahin Ali Paşa'nın görevden alınması için zaten uğraşıyordu ve zamanın hükümdarı Birinci Abdülhamid'i ikna ederek sadrazamlığa kendi yetiştirmesi olan Yusuf'un getirilmesini sağladı. Yusuf, artık 'Koca Yusuf Paşa' idi.

Koca Yusuf Paşa ve Sultan Birinci Abdülhamid.

ARKASINDA CEZAYİRLİ GAZİ HASAN PAŞA VARDI 

Devlette fazla bir hizmeti olmayan Koca Yusuf Paşa, Mora valiliği dışında ciddi bir görevde de  bulunmamıştı ve valilik müddeti yaklaşık bir seneydi. Şeyhülislâm Dürrizâde Mehmed Arif ve Hekimbaşı Hayrullah Efendiler, Paşa'nın devlet işlerindeki tecrübesizliği yüzünden sadrazamlığına itiraz ettiler fakat itirazları bir işe yaramadığı gibi görevlerinden de alındılar. Zaman Şeyhülislâm Dürrizâde Mehmed Arifi haklı çıkaracak ama iş işten de geçmiş olacaktı. Yeni sadrazam Koca Yusuf Paşa, 24 Şubat 1786'da göreve başlayınca ilk iş olarak kendinden önceki sadrazamın azline yol açan İstanbul yangınlarına el attı ve bazı üst düzey devlet görevlilerini memuriyetlerinden uzaklaştırdı. Sadrazam, görünüşte Koca Yusuf Paşa, ama asıl söz sahibi, Paşa'nın bu göreve gelmesini sağlayan Cezayirli Gazi Hasan Paşa idi. Hasan Paşa'nın yapılmasını istediği işler ânında yerine getiriliyor, bir memuriyete atanmasını istediği kişilerin tayinleri hemen yapılıyor, azlini emrettikleri de memuriyetten derhal uzaklaştırılıyordu.

HANGİ ÜLKENİN ÜZERİNE YÜRÜYECEĞİNİ BİLE BİLEMEDİ

Birinci Abdülhamid, Yusuf Paşa'dan çok memnundu ve kuvvetli bir sadrazamın kötü gidişe son vereceğine inanıyordu. Fakat Koca Yusuf Paşa'nın devlet işlerinde ve dış politikada tecrübesizliği Rusya ile savaşa tutuşmamıza sebep oldu. Türkiye, Rusya ile 13 seneden beri barış içerisindeydi. Osmanlı İmparatorluğu, Rusya'ya karşı feci bir mağlubiyete uğradığı 1768-1774 savaşından sonra askeri açıdan kendini doğru dürüst yenileyememişti. Devletin durumuna bakılmadan ve Avrupa'nın siyasi şartları göz önüne alınmadan 13 Ağustos 1787'de Rusya'ya savaş açıldı. Üstelik bir süre sonra Avusturya da Rusya'nın yanında savaşa dahil oldu ve Osmanlı İmparatorluğu iyice zor bir duruma düştü. Tarihçi Cevdet Paşa, Avusturya'nın savaşa girmesi yüzünden Sadrazam Yusuf Paşa'nın hangi devletin üzerine yürüyeceğine bile karar veremediğini yazacaktı.

SONRAKİ İKİ SADRAZAM FİYASKO ÇIKTI 

Önceleri kazanılan başarılar Koca Yusuf Paşa'nın itibarını arttırdı fakat sonraları durum kötüye gitmeye başladı. Paşa'nın cahilliği yüzünden açılan savaşın sonunda 1792'de Rusya ve Avusturya ile Osmanlı tarihinin en ağır antlaşmalarından olan Yaş ve Ziştovi Antlaşmaları imzalandı. Birinci Abdülhamid savaş sırasında, 7 Nisan 1789 günü üzüntüsünden can vermişti.

Hükümdarın ölümü üzerine yerine yeğeni Üçüncü Selim geçti. Yeni padişah halka kötü vaziyeti tersine çevirme ümidi vermişti ve ilk iş olarak amcasından kalan devlet görevlilerini değiştirmeye başladı. Birinci Abdühamid'in son ve en uzun süre görevde kalmış olan sadrazamı Koca Yusuf Paşa'yı tahta geçişinden iki ay sonra, 7 Haziran 1789'da azletti fakat yerine tayin ettiği sadrazam tam bir fiyasko idi. Vidin Seraskeri iken sadrazamlığa getirilen Hasan Paşa, tarihe 'Meyyit', yani 'Cenaze' Hasan Paşa olarak geçti. Hasan Paşa hasta olduğu sırada sadrazamlığa getirilmiş, fermanını ve 'hilat'ini, yani kaftanını yatakta almıştı.

Cenaze Hasan Paşa'nın sadrazamlığı çok sürmedi ve yerine altı ay sonra, Koca Yusuf Paşa'yı yetiştiren Cezayirli Gazi Hasan Paşa getirildi. 80 yaşını geçmiş olan Hasan Paşa sadrazamlığının daha dördüncü ayını dolduramadan Şumnu'da öldü ve bu defa Çelebizade Şerif Hasan Paşa sadrazam oldu. Şerif Hasan Paşa, Rus savaşında başarı kazanamadığı gibi, rüşvet aldığı yolundaki dedikodular da ayyuka çıkmıştı ve yatağında uyurken bizzat padişahın emriyle kurşunla vurularak öldürüldü.

YENİDEN SADRAZAM OLDU 

Sadrazamlığa getirdiği kişilerden bir türlü fayda göremeyen Üçüncü Selim, bu defa tahta çıkışından kısa bir süre sonra azlettiği Koca Yusuf Paşa'yı 27 Şubat 1791'de tekrar sadrazam yaptı. Paşa, kendisinden bekleneni gene veremeyince 4 Mayıs 1792'de yeniden azledildi ve Trabzon Valiliği'ne gönderildi. 1793'te Cidde valiliği ve Medine muhafızlığına tayin edilen Yusuf Paşa, 1800 yılının Haziran ayında öldü.     

   

Oryantalist ressam Fabio Fabbi'nin Kadın Pazarı Tablosu.  

YÜKSEK PARALAR ÖDEYİP 'BAKİRE' SATIN ALIRDI

Osmanlı İmparatorluğu'nu açtığı lüzumsuz bir savaş yüzünden büyük kayıplara uğratan, Vehhabi ayaklanması karşısında Mekke ile Medine'yi savunamayan Koca Yusuf Paşa, beceriksizliğine rağmen cinsel bakımdan güçlüydü ve değişik fantezileri vardı. Ömrü bakire aramakla geçen ve tüccarlık günlerinden itibaren bakire kız koleksiyonu yapan Paşa'nın en büyük zevki, bekâret bozmaktı. Paşa'nın adamları değişik yerlerden satın aldıkları bakireleri efendilerine hediye ederek göze girmeye çalışırlar, sadrazamın huyunu iyi bilen esir tüccarları da güzel bir bakire bulduklarında yüksek fiyatla hemen Paşa'ya satıverirlerdi.

Koca Yusuf Paşa'nın sapıklık derecesine varan bu tutkusu, tarih kitaplarına da geçti. Üçüncü Selim dönemi tarihçilerinden Ahmed Cavid Bey, sadrazam biyografilerini anlattığı 'Hadikatü'l-Vüzerâ Zeyli' isimli kitabında Koca Yusuf Paşa'nın rüşvetçiliğinden ve zalimliğinden bahsederken, Paşa'nın bakire tutkusunu da uzun uzun yazdı. Cavid Bey'in yazdıklarını nakleden tarihçi Cevdet Paşa da, Yusuf Paşa'nın tam 217 adet bakire ile yatıp hepsinin bekâretini bozduğunu ve 'maharetini' çevresine övünerek anlattığını söylüyordu.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Kara para iddiasıyla açılan soruşturmaya adı karışan Ahmet Ahlatcı, hakkındaki yurt dışı yasağı kalkınca soluğu Londra'da aldı
Kara para iddiasıyla açılan soruşturmaya adı karışan Ahmet Ahlatcı, hakkındaki yurt dışı yasağı kalkınca soluğu Londra'da aldı#Ahmet Ahlatcı