Dolar
43,5196
0,08%
Euro
51,4269
-0,06%
Sterlin
59,5067
-0,18%
Bitcoin
3.198.090
-4,08%
BİST-100
13.891,21
0,11%
Gram Altın
6.900,446
-0,09%
Gümüş
87,12
2,68%
Faiz
34,82
0,35%

Bir röportajın kamera arkası; Tanıdığım Selçuk Bayraktar

BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile yaptığımız söyleşi, Türk kamuoyunda yayına başladığımız ilk günden itibaren büyük yankı yaptı. Birçok yayın organı bu söyleşiden alıntılar yaptı, Selçuk Bayraktar'ın sözleri tartışıldı, cümleleri manşetlere taşındı.  Bugün son bölümünü yayınlayarak finalini yaptığımız söyleşinin ardından sizlere "tanıdığım Selçuk Bayraktar'ı" anlatmak istedim. Bunu bir referans olarak kayda düşmek için... 

03.02.2026 06:03Güncelleme: 03.02.2026 06:10
Bir röportajın kamera arkası; Tanıdığım Selçuk Bayraktar
16px
32px

Toygun ATİLLA

TANIDIĞIM SELÇUK BAYRAKTAR

Selçuk Bayraktar’ı ilk kez bir sıfat üzerinden değil, bir insan olarak düşündüğümde aklıma gelen ilk kelime “sahicilik” oluyor. Bunu Patronlar Dünyası Dergisi'nde kaleme aldığımın yazımın başında da söylemiştim. Bu çağda nadir rastlanan türden bir sahicilik.

Ünvanlarını, başarılarını, kartvizitini bir kenara bıraktığınızda karşınıza çıkan kişi; samimi, net ve cana yakın bir insan. Sevdiğini de sevmediğini de saklamayacak kadar gerçek. Bunu yaparken rol kesmeyen, poz vermeyen, kendini pazarlamaya ihtiyaç duymayan biri.

En çok dikkatimi çeken taraflarından biri, sözle kurduğu ilişki. Verdiği sözü hafife almıyor. Vefayı bir jest değil, bir zorunluluk olarak görüyor. Dürüstlüğü bir iletişim tekniği değil, karakter meselesi sayıyor.

Aile onun hayatında bir vitrin değil, merkez.

Bir aile babası.

Hayatını, işini ve mücadelesini aileden koparmadan kurmaya çalışan bir adam. Modern dünyanın hız ve hırs çağında bu kolay bir tercih değil; o yüzden ayrıca kıymetli.

Dobra.

Sözünü sakınmıyor ama savurmuyor da. İnatçı, kararlı, gerektiğinde savaşçı. Ancak söylemeliyim ki, bu savaş kişisel bir hırsın değil, inandığı bir fikrin savaşı.

Ve evet, çok zeki.

Yer yer dahilik sınırlarında gezinen bir zekâdan söz etmek mümkün. Fakat onu farklı kılan, bu zekâyı gösterme ihtiyacı duymaması. Zekâsını gürültüye değil, sonuca yatırıyor.

Bugüne kadar 4–5 kez bir araya geldim Selçuk Bayraktar’la. Her seferinde aynı hissi bıraktı bende, ne söylüyorsa gerçekten onu düşünüyor ne yapıyorsa gerçekten ona inanıyor.

Dünyanın en saygın yayınlarından The New Yorker’a verdiği röportajdan sonra, Türkiye’de yazılı basına verdiği ilk kapsamlı röportajın bu olması tesadüf değil. Bu söyleşi yalnızca bir savunma sanayii başarısının ya da bir şirket hikâyesinin kaydı değil; Türkiye’nin teknoloji, medeniyet, kimlik ve güç tartışmalarının merkezindeki bir ismin zihninin ve vicdanının kayda geçirilmesidir.

Bu nedenle bu metin bir röportajdan ibaret değil. Bir döneme düşülmüş nottur. Yarın referans verilecek bir belgedir.

Bu yüzden burada anlatılan Selçuk Bayraktar bir “figür” değil, bir karakterdir. 

patronlardunyasi.com