Bayraktar kardeşlerden Alvarlı Efe’nin dizeleri ile bayram tebriği
Kadıköy'deki ofisimize gelen hediye paketinin üzerinde Türkiye'nin savunma teknolojisinde dünya markası Baykar'ın logosu vardı. İçinden çıkan kartın altında ise Haluk ve Selçuk Bayraktar'ın imzaları vardı. Bir de dört mısradan oluşan bir şiir...

Toygun ATİLLA
“Can bula cananını, bayram o bayram ola
Kul bula sultanını, bayram o bayram ola
Hüznü keder def ola, dilde hicap ref ola
Cümle günah af ola, bayram o bayram ola.”
Bu dizeler Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Alvar köyünden çıkan bir tasavvuf büyüğü Alvarlı Efe'ye aitti. Asıl adı Muhammed Lütfi Efendi’ydi. Anadolu ise onu Alvarlı Efe ismi ile tanımıştı.
Şimdi sizleri Bayraktar kardeşlerin bayram tebriğinde mısraları yer alan Alvarlı Efe ile tanıştırmak istiyorum.
Alvarlı Efe’nin hayatı Osmanlı’nın en çalkantılı dönemlerinden birine denk gelir. 19.yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başı… Anadolu savaşların, göçlerin ve büyük kırılmaların içinden geçiyordu. Bu yıllarda Erzurum ve çevresinde halkın en çok başvurduğu isimlerden biri Alvarlı Efe’ydi. Sadece bir mutasavvıf değil, aynı zamanda bir rehberdi.
Rivayet edilir ki I. Dünya Savaşı yıllarında Erzurum ve çevresindeki askerlerin moralini yükseltmek için cephelere kadar gider, askerlere vaazlar verir, dualar ederdi. Onun gücü sadece sözlerinden değil, sözlerinin sadeliğinden gelirdi.
Alvarlı Efe’nin şiirleri divan edebiyatının ağır diliyle yazılmış değildi... Tam tersine Anadolu’nun gündelik diliyle yazardı. O sade dilin içinde ise çok güçlü bir hayat felsefesi vardı.

Mesela Anadolu’da sık sık tekrar edilen şu dizeler ona aittir:
“Hak şerleri hayreyler,
Zannetme ki gayreyler.”
"Herkes yahşi ben yaman,
Herkes buğday ben saman"
En meşhur duası ise "Allah bizi insan eyleye" idi...
Bu dizeler ve sözleri aslında insanın hayatına dair çok derin bir düşünceleri anlatırdı.
Baykar’ın bayram tebriğinde karşıma çıkan Alvarlı Efe beni bambaşka yerlere götürdü.
Özdemir Bayraktar’ın hayatını anlatan belgeselde bir bölüm vardı. O sahnede Cem Karaca’nın sesiyle “Sevda kuşun kanadında…” şarkısı duyuluyordu.
Belgeselde o türkü çalarken Özdemir Bayraktar’ın hayat hikayesini dinliyorduk.
Aslında o sahnede de Anadolu’nun kültür hafızasından gelen bir ses vardı.
Bugün ise aynı hafızanın başka bir dizesi bir bayram tebriğinde karşıma çıkmıştı.
Bir savunma teknolojisi şirketinin bayram tebriğinde Anadolu tasavvufunun dizeleriyle karşılaşmıştım.
Düşündüm,
Bugün Baykar’ın yönetiminde iki kardeş var. Haluk Bayraktar ve Selçuk Bayraktar. İkisi de modern dünyanın içinde yetişmiş isimler. Selçuk Bayraktar Robert Kolej mezunu. Ardından Amerika’da mühendislik eğitimi. Dünyanın en ileri teknoloji merkezlerinde geçen yıllar.
Bütün bu modern yolculuğa rağmen bir bayram mektubunun altına Alvarlı Efe’nin dizelerinin konulması aslında bir başka şeyi gösteriyordu. Kendisi ile yaptığım röportaj sırasında ilk Robert Koleji deneyimine başlayacağı zaman babası Özdemir Bayraktar'ın ona verdiği nasihat...
Babasının nasihatını da vasiyetini de yerine getirmişti.
Modern bir dünyada köklerinden kopmamıştı.

Bazen dünyanın en ileri teknolojisini üretirken bile zihnin bir yerinde Anadolu’nun yüzlerce yıllık sözleri durur. Dizelerin en güçlü tarafı ise son mısrada saklıdır:
“Cümle günah af ola…”
Bayramın Anadolu’daki en eski anlamlarından biri budur.
Kırgınlıkların bitmesi.
Kavgaların sona ermesi.
İnsanların birbirine yeniden yaklaşması.
Bugün dünyanın birçok yerinde savaşların, krizlerin ve kutuplaşmanın arttığı bir dönemde bu dizelerin bir bayram mektubunda yer alması belki küçük ama anlamlı bir hatırlatmadır.
Çünkü Alvarlı Efe’nin söylediği şey aslında çok basittir: Gerçek bayram, insanın aradığını bulduğu gündür. Belki de en önemlisi… Affetmeyi başardığı gün.
Güzel ülkemin güzel insanlarının bayramını şimdiden kutluyorum...
patronlardunyasi.com















