Ünlü yazar Eric Vuillard'dan Nazım Hikmet dizeleri
"Gündem (L'Ordre du jour)" adlı eseriyle 2017 Goncourt Ödülü'nü kazanan yazar ve sinemacı Eric Vuillard, "Özgürlüğü, eşitliği düşündüğümüzde, daha önce not ettiğim Nazım Hikmet'in bir cümlesi geliyor aklıma, 'Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli' ve daha sonra şöyle diyor: 'Yüz yıl oldu soru sormayalı'. Nazım Hikmet'in bu şiiri bugün için de geçerli bir şiir" dedi.

"L'Homme qui marche" ve "Mateo Falcone" filmlerine imza atan, "Tristesse de la terre", "14 Juillet", "Conquistadors" ve "La Guerre des pauvres" gibi öne çıkan birçok önemli eseri kaleme alan Vuillard, Fransız yayınevi Actes Sud tarafından yayımlanan ve çok sayıda ödül kazanan anlatı kitaplarıyla tanınıyor.
Eserleri uluslararası alanda da takdir gören Vuillard, edebi üretimi ve edebiyata katkıları dolayısıyla 2023'te Sırbistan'da Milovan Vidakovic Ödülü'ne, 2025'te Almanya'da Ernst Bloch Ödülü'ne layık görüldü, "La Guerre des pauvres" eseriyle de International Booker Prize kısa listesine girdi.
"YAZMAK YAZARI TEKRAR OLUŞTURAN BİR ŞEY"
Fransız yazar Vuillard, kitap yazımı, edebiyat ile sinema arasındaki ilişki ve tarihin edebiyattaki yansımalarına dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Edebiyatın çoğu zaman resmi tarihin dışında bırakılanlara ses verdiğini belirten usta kalem, yazmanın bilinenden uzaklaşma ve gerçeğe yaklaşma biçimi olduğunu söyledi.
Yazma eyleminin bir tür kaçış ve yeniden kurma süreci olduğunu dile getiren Vuillard, şunları söyledi:
"Yazmak, ortak dilden, duruştan, ön yargılarımızdan kaçmaktır. Bir bakıma önceden bildiklerimizi reddetmektir. Yazmak, yazarı tekrardan oluşturan bir şeydir. Şöyle denebilir: 'Edebiyat, aslında bilgisizlikten yola çıkmaktır ve gerçekliğe, gerçeklere, insanlığa yaklaşmaktır.' Şu anda yaşadığımız dönem çok endişe verici, huzursuz ve hareketli zamanlar. Bu nedenle tarihe, geçmişe bakmak anlamlı oluyor. Bunu yaşanabilecek sıkıntıların kaynağını aramak için yapmak gerekir ama aynı zamanda geçmiş ile bugün arasında yankı biçimleri aynı olduğu için önemlidir. Bir örnek vermek gerekirse Yaşar Kemal'in ünlü kitabı İnce Memed'i okuduğumuzda, İnce Memed'in geçtiği 20. yüzyıl başlarındaki Anadolu döneminden çok uzaktayız. Bu eski lirik destan, onurlu bir hayduttan bahsediyor. Bu haydut hep gücü, eşitsizliği, adaletsizliği çağırıyor. Bir şekilde, bu destan bilinen resmi hikayeden farklı bir hikaye anlatıyor."
Eric Vuillard, "Gündem" adlı eserinin ilk bölümünün 20 Şubat 1933'te Almanya'da gerçekleştirilen toplantıyı konu aldığını belirterek, o dönemde iktidar ile büyük sermaye arasındaki ilişkiye dikkati çekti.
Benzer dinamiklerin bu dönemde de görüldüğüne işaret eden Vuillard, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bence endişe verici olan, küresel olarak hem zenginliğin hem de gücün birilerinin elinde olması, eşitsizliklerde çok büyük bir artış oluşu ve bu nedenle dayanılmaz hiyerarşilerin oluşması. Bu durum da bizim aracılığımızla her yere yayılıyor. Belki edebiyat buradan kopmayı, olanlara katılmamayı ve bunu bir şekilde söylemeyi sağlıyor. Geçmiş, bu anlamda faydalı. Günümüzü belgelemek çok zor. Bu tarz etkinliklere hiçbir yazar davet edilmiyor. Özgürlüğü, eşitliği düşündüğümüzde, daha önce not ettiğim Nazım Hikmet'in bir cümlesi geliyor aklıma. Çok sevdiğim bir şair kendisi. 'Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli.' ve daha sonra şöyle diyor: "Yüz yıl oldu soru sormayalı.' Onun için şöyle diyebiliriz: Nazım Hikmet'in bu şiiri bugün için de geçerli bir şiir. Bazı şeyleri yüz yıldır görmemiştik, en azından uzun süredir görmemiştik..."
Başarılı yazar, sinema ile edebiyat arasındaki farklara değinerek, görüntünün izleyici üzerindeki etkisinin daha doğrudan ve sarsıcı olduğunu söyledi.
Edebiyatta bilgi eksikliği ve bilinmezlik duygusunun bulunduğunu anlatan Vuillard, sinemanın ise bu duyguyu daha yoğun biçimde görünür kıldığını belirtti.
"EDEBİYAT, ANLATIM VE METİN ARACILIĞIYLA KONUŞUYOR"
Yedi Samuray filmine atıfta bulunan Vuillard, "Bu filmin sert dili, rüzgarlı ve izole bir dünyada geçiyor. Bir noktada söylemin düzeni bozuluyor ve izleyici buna dahil olmak zorunda kalıyor. Bu, bir tür özdeşleşme yaratıyor. Sinemanın güçlü yanlarından biri bu." dedi.
Sinema ile edebiyatı karşılaştıran Vuillard, kitaplarda anlatının metin aracılığıyla okura doğrudan seslenme imkanının bulunduğunu, sinemada ise bu ilişkinin daha farklı bir deneyime dönüştüğünü söyledi.
Eric Vuillard, edebiyatın okuru doğrudan anlatının içine çektiğini ve güçlü duygusal etki yarattığını dile getirdi.
"Sefiller" (Les Misarables) romanında Jean Valjean'ın hapisten yeni çıkmış bir mahkum olarak Piskopos Myriel'in evine kabul edildiğini anlatan yazar, Valjean'ın gece piskoposun gümüş eşyalarını alarak kaçtığını, sabah polisler tarafından geri getirildiğini söyledi. Piskopos Myriel'in beklenmedik şekilde "Bu eşyaları ona ben vermiştim." diyerek onu kurtardığını ifade eden Vuillard, sahnenin edebiyatın etkisini gösteren güçlü bir örnek olduğunun altını çizdi.
Vuillard, "Bence edebiyat, anlatım ve metin aracılığıyla konuşuyor ve bizi son derece karmaşık bir şekilde etkiliyor. Aslında ne Jean Valjean ne de Piskopos Myriel ile özdeşleşemeyiz gerçek hayatta. Hiç serseri olmadık, hiç piskopos olmadık. Sanki sonunda bu şamdanları ya almamız ya da iade etmemiz gerekecek, derinlerde ellerimizi yakıyor bu şamdanlar..." diye konuştu.
TÜRKİYE'DEKİ OKURLA BULUŞMAK İÇİN GÜÇLÜ BİR ETKİ YARATIYOR
İstanbul'daki okurlarıyla bir araya gelmesinin kendisi için önemine değinen usta yazar, Türkçe konuşulan bir ülkede okurlarla buluşmanın kendisinde güçlü bir etki yarattığını söyledi.
Yazar, yazdığı kitapların başka bir dilde okunup tartışılmasının kendisi için sihir gibi olduğunu belirterek, "Bir süre önce iki Türk araştırmacının web sitesinde yazdığı mükemmel bir makaleyi okudum. Enes Köse ve Emre Yeksan, 'Yoksulların Savaşı' kitabımla ilgili tartışıyorlardı. Ben onları hiç tanımıyordum. Çevrim içi çeviri yaptım ve başarılı bir çeviri olmasa da makaledeki tüm incelikleri ve zekayı görebildim." dedi.
Fransız Kültür Merkezinin (Institut Français de Turquie) organizasyonuyla Türkiye'ye gelen Vuillard, kitaplarının yayımlandığı Can Yayınlarından da övgüyle söz ederek, "Can Yayınlarının kataloğunu, raflarını inceledim ziyarete gittiğimde. Uluslararası kalitede bir katalog sunuyorlar. Edebiyatın evrensel isimleri Tolstoy, Cortazar, Sartre ve tabii ki Türk edebiyatından eserler mevcut." ifadelerini kullandı.
patronlardunyasi.com















