Dolar
49,3368
0,13%
Euro
55,3692
0,29%
Sterlin
65,4313
0,10%
Bitcoin
4.104.687
0,05%
BİST-100
12.265,98
0,43%
Gram Altın
6.663,239
0,28%
Gümüş
61,11
0,47%
Faiz
39,13
0,00%

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren Patronlar Dünyası Dergisi’ne konuştu; 'Hem nefes aldıralım hem dönüşümü hızlandıralım'

Bu ayki kapak konuğumuz TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren. Diren Türkiye’nin ilk yerli meyve suyu markası Dimes’i kuran dedesi Mustafa Vasfi Diren’i, yakın zamanda kaybettiği duayen sanayici babası Orhan Ziya Diren’i, onlardan öğrendiklerini ve tabi ki Türkiye ve dünya gerçeklerini Necla Dalan’a anlattı. Diren, jeopolitik gerilimlerin, savaşların, korumacı politikaların ve ticaret savaşlarının ciddi bir belirsizlik ortamı yarattığına dikkat çekiyor. Türkiye için önceliği ise şöyle sıralıyor: “Sanayi stratejisini, tarımın dönüşümünü ve yatırım ortamının iyileştirilmesini birlikte ele alan, uygulamada karşılığı olan adımlara ihtiyacımız var. Kısa vadeli çözüm ve orta-uzun vadeli planlamayı bir an önce yapıp hem şirketlere nefes aldırmalı hem de uzun vadeli dönüşümü hızlandırmalıyız.”

12.10.2026 03:45 • Güncelleme: 12.10.2026 03:49
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren Patronlar Dünyası Dergisi’ne konuştu; 'Hem nefes aldıralım hem dönüşümü hızlandıralım'
16px
32px

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, köklü bir sanayici ailenin mensubu… Dedesinin kurduğu Dimes, Türkiye’nin ilk yerli sermayeli meyve suyu markası. Şirketin üçüncü kuşak aile üyesi ama dördüncü yöneticisi…

Diren, çocukluğundan itibaren işin içinde olanlardan… “İlkokuldayken bile okuldan çıkıp fabrikaya giderdim. Önüme bir kasa koyarlardı; banttan çıkan şişeleri kasaya dizerdim. Sonunda harçlık da verilirdi ama beni daha çok mutlu eden, bir iş yapmış olmaktı” diyor.

1980’lerin ikinci yarısında bilgi teknolojilerine merak salmış ama Amerika’da okuduktan sonra aile işini yapmak için Türkiye’ye dönmüş. Geldiği noktadan memnun ama bilgi teknolojilerine odaklansaydı sorusunun hala ara sıra aklına düştüğünü söylüyor.

Ozan Diren, geçtiğimiz ocak ayında TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığını Orhan Turan’dan devraldı.

Ozan Diren ile yakın zamanda kaybettiği babasını, ondan ve dedesinden öğrendiklerini ve tabi ki ülke ve dünya gerçeklerini yani ekonomiyi, rekabeti, küresel dünyayı ve jeopolitik gelişmeleri konuştuk.

 

“Babam çok iyi bir babaydı. Onu uğurlarken de bunu söyledim. Vefatının ardından arayan, anılarını paylaşan pek çok insanın hayatında ne kadar önemli bir yeri olduğunu duydum. Onun aslında insanlara ne kadar dokunduğunu, insanlarla kurduğu bağın gücünü bir kez daha gördüm. Bu da acımı biraz hafifletti” diyor Diren…

Dedesi ve babasının kendisine en güçlü biçimde aktardığı şeylerden birinin yaptıkları işe duydukları güven olduğunu vurguluyor. “Bize büyük düşünmeyi ve yaptığımız işin değerine inanmayı öğrettiler. Tarımın ne kadar büyük bir zenginlik olduğu bana dedemden, babamdan geçti” diye devam ediyor.

“BANTTAN ÇIKAN ŞİŞELERİ KASAYA DİZERDİM”

Ozan Diren, aileden üçüncü kuşak üyesiyim ama şirketin dördüncü yöneticisi... Ailede liderliğin zamanında devredilmesine önem verildiğini ifade ediyor. Daha ilkokuldayken bile okuldan çıkıp fabrikaya gittiğini anlatıyor ve ekliyor:

“Önüme bir kasa koyarlardı; banttan çıkan şişeleri kasaya dizerdim. Sonunda harçlık da verilirdi ama beni daha çok mutlu eden, bir iş yapmış olmaktı. Aile işi olunca çalışmak da aile hayatının bir parçasına dönüşüyor. Ortaokul ve lise yıllarında bilgisayara ve yazılıma daha çok ilgi duymaya başladım. Aslında hayalim bilgi teknolojileri alanında çalışmaktı. Amerika’da okuduğum yıllar internetin hızla yaygınlaştığı dönemdi. Orada kalsaydım ya da bilgisayar teknolojileri alanında devam etseydim nasıl olurdu diye bugün de düşünüyorum.”

“HER ŞEYİN BİR KİŞİYLE BAŞLAYIP BİTMESİNİ DOĞRU BULMUYORUM”

Ozan Diren, iş felsefesini ise şöyle anlatıyor:

“Başarıyı, üstlendiğim bir sorumluluğun sonunda nasıl bir katkı bıraktığıma bakarak değerlendiriyorum. Kısa vadede elde edilen bir sonuç kadar, onun devamlılığı da önemli. Her şeyin bir kişiyle başlayıp o kişiyle bitmesini doğru bulmuyorum. Yönetim anlayışımda insanların düşüncelerini rahatça söyleyebilmesi çok önemli. Üstlendiğim işleri severek yapıyorum. Birlikte çalıştığım insanlara güvenmek, onların bilgisine ve değerlendirmelerine güvenebilmek benim için çok önemli. Çünkü birlikte olduğunuz insanlar hem yaptığınız işin niteliğini hem hayat kalitenizi etkiliyor.”

“TÜSİAD’DA HERKESİN SABAHI, ÖĞLENİ, AKŞAMI ÜLKENİN BÜYÜMESİNE KAFA YORMAKLA GEÇİYOR”

TÜSİAD Başkanlığı’na geliyor sohbet… Diren, “TÜSİAD için eskiden “ateşten gömlek” derlerdi. Şimdi bu tabir de yetmiyor sanırım… Siz bu görevi kabul ederken zorlandınız mı” sorusuna şu cevabı veriyor:

“Bu görevi, sorumluluk anlayışıyla üstlendim. Uzun yıllardır TÜSİAD’ın farklı çalışmalarında yer alıyorum. Bu tecrübe bana, iş dünyasının ortak meselelerine çözüm üretmenin sürekli çalışmayı, farklı görüşleri dinlemeyi ve birlikte hareket etmeyi gerektirdiğini gösterdi.

TÜSİAD’ın gücü, üyelerinin birikiminden ve ortak çalışma kültüründen geliyor. Biz ekonomik gelişmeyi demokratik ve toplumsal standartların yükselmesiyle birlikte ele alıyoruz. Üretimin ve yatırımın önünü açan, güveni ve öngörülebilirliği güçlendiren bir ortam için çalışıyoruz. Kamu ile iş dünyası arasındaki diyaloğu da bu nedenle önemsiyoruz.

Ateşten gömlek vesaire denebilir TÜSİAD'da benim gördüğüm şu: Herkesin sabahı, öğleni, akşamı ülkenin büyümesine kafa yormakla geçiyor. Çünkü ülke büyüdüğü zaman toplumun tüm kesimleri hep birlikte kazanım elde ediyor. Bu beni motive ediyor. Neredeyse bir doktora yapmışım kadar öğreniyorum burada. Kendimi geliştirdiğimi hissediyorum. Burası bir okulun ötesinde bence.”

“DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ DEĞİŞİM GEÇİCİ BİR DALGA DEĞİL”

Ozan Diren, artık ekonomiyle jeopolitiği birlikte değerlendirmenin çalışmalarının temel bir parçası olduğuna dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor:

“Dünya ekonomisindeki değişimi geçici bir dalgalanma olarak göremeyiz. Ticaret, teknoloji ve uluslararası ittifaklar birlikte değişiyor. Ekonomi ve dış politika kararlarını tedarik güvenliği, enerji, savunma, dijital altyapı ve iklim gündemiyle birlikte düşünmek gerekiyor. Böyle bir ortamda planlarımızı değişen koşullara göre sürekli gözden geçirmeliyiz.

Rekabetin coğrafyası da değişiyor. Çin’in üretim fazlası ihracat pazarlarımızda baskı yaratırken, teknoloji ve üretimde ulaştığı ölçek küresel rekabetin koşullarını da yeniden belirliyor. Hindistan’ın küresel imalat sanayiindeki ağırlığı artıyor. Avrupa ise ticaret ortaklıklarını genişletirken kendi sanayisini de korumaya çalışıyor. Bu tabloda tedarikçinin fiyatı kadar güvenilirliği ve değişen koşullara dayanabilmesi önem kazanıyor. Türkiye’nin üretim esnekliği, lojistik altyapısı ve Avrupa’yla bütünleşmiş sanayisi değerli avantajlar. Bunları rekabet gücüne dönüştürecek politikaları ve uygulama kapasitesini geliştirmeliyiz. Gümrük Birliği’nin kapsamının genişletilmesini ve işleyişinin güçlendirilmesini, Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamında açıkça yer almasını savunuyoruz.

Önümüzdeki dönemde Çin’e gerçekleştireceğimiz ziyarette yapay zekâ, robotik, akıllı üretim ve e-ticaret gibi alanları yerinde inceleyecek, Türk şirketleri açısından iş birliği ve rekabet boyutlarını birlikte değerlendireceğiz. Amerika ve Körfez’deki ağlarımızı da daha etkin kullanmayı hedefliyoruz.”

“ÜRETİM VE İSTİHDAMI KORUYACAK BİR NEFES ALANI OLUŞTURMALIYIZ”

Ozan Diren’in ekonomiyle ve öncelikli çözüm bekleyen konularla ilgili görüşleri de şöyle:

Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi temel bir öncelik. Yüksek enflasyon yalnız maliyetleri artırmıyor, gelir dağılımını da bozuyor. Sanayimiz ise küresel teknolojik dönüşüm, Çin’in rekabet baskısı, içeride sıkı finansman koşulları ve Avrupa’daki zayıf taleple aynı anda karşı karşıya. Enflasyonla mücadeleyi sürdürürken sanayinin finansmana erişimini rahatlatacak, üretim ve istihdam kapasitesini koruyacak bir nefes alanı da oluşturmalıyız. Kısa vadeli destekler seçici, şeffaf ve süresi belirli olmalı; şirketleri verimlilik yatırımlarına yöneltmeli. Türkiye’nin önümüzdeki 10–15 yılını kapsayan, somut hedefleri olan ve uygulaması düzenli izlenen bir sanayi stratejisine ihtiyacı var. Kamu rehberliğinde, iş dünyasının katılımıyla hangi teknolojilere odaklanacağımızı, hangi pazarlarda rekabet edeceğimizi ve küresel değer zincirinde nasıl konumlanacağımızı belirlemeliyiz.

Sanayi stratejisini, tarımın dönüşümünü ve yatırım ortamının iyileştirilmesini birlikte ele alan, uygulamada karşılığı olan adımlara ihtiyacımız var. Kısa vadeli çözüm ve orta-uzun vadeli planlamayı bir an önce yapıp hem şirketlere nefes aldırmalı hem de uzun vadeli dönüşümü hızlandırmalıyız.”

Ozan Diren ile röportajın tamamını okumak için linki tıklayın:

https://pddergi.com/

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Merve Arkas'ın Toskana'daki yatırımının hemen yakınlarında, İtalya tarihinin en büyük şarap soygunu gerçekleştirildi
Merve Arkas'ın Toskana'daki yatırımının hemen yakınlarında, İtalya tarihinin en büyük şarap soygunu gerçekleştirildi#arkas
benzer haberler
Ticaret Bakanlığı’nın önlemlerine rağmen indirim şikâyetleri arttı, kozmetikte etiketler mercek altında
Ticaret Bakanlığı’nın önlemlerine rağmen indirim şikâyetleri arttı, kozmetikte etiketler mercek altında