Türkiye'de 13 gün önce sözleşme imzalayan Alman ilaç devi Boehringer Ingelheim'in Prag merkezine, Çek polisinden baskın
Çekya organize suç polisi NCOZ, ülkenin en büyük sağlık sigortası VZP’deki sağlık verilerinin yetkisiz kullanılmasıyla bağlantılı yolsuzluk şüphesini araştırıyor. VZP merkezinin yanı sıra yaklaşık 10 ilaç şirketinde polis işlemi yapıldığı bildirildi. Adı doğrulanan şirketlerden Boehringer Ingelheim, operasyondan yalnızca 13 gün önce Türkiye’de TÜSEB ile kanserden klinik araştırmalara, biyoteknolojiden yapay zekâya uzanan kapsamlı bir işbirliği protokolü imzalamıştı. Alman ilaç devi Türkiye’de Abdi İbrahim’le üretim ve yerelleştirme ortaklığı da yürütüyor. Ancak Türkiye’deki bu kurum ve şirketlerin Çekya soruşturmasıyla bağlantılı olduğuna ilişkin herhangi bir bulgu yok. Dosyanın merkezindeki kritik soru ise şu: Milyonlarca sigortalının sağlık verileri kim tarafından, hangi amaçla kullanıldı?

Feramuz ERDİN
Çekya’da ülkenin en büyük sağlık sigortası Všeobecná zdravotní pojišťovna’yı (VZP) ve ilaç sektörünü içine alan önemli bir soruşturma yürütülüyor.
Soruşturmayı yürüten kurum sıradan bir polis birimi değil.
Operasyonu, Çekya polis teşkilatının organize suçlarla mücadeleden sorumlu birimi Národní centrála proti organizovanému zločinu (NCOZ) yürütüyor.
NCOZ, 25 Eylül’de yaptığı resmi açıklamayla soruşturmanın konusunu ilk kez net biçimde ortaya koydu:
VZP’deki sağlık verilerinin yetkisiz kullanılmasıyla bağlantılı yolsuzluk şüphesi.
Polis, Çekya’nın farklı noktalarında aramalar gerçekleştirdi.
Üç kişi gözaltına alındı.
Ancak işlemlerin tamamlanmasının ardından üçü de serbest bırakıldı ve hiçbiri hakkında ceza kovuşturması başlatılmadı.
Soruşturma halen suç şüphesinin araştırıldığı ön inceleme aşamasında.
Dosyayı Ústí nad Labem Bölge Savcılığı denetliyor.

Prag'taki Genel Sağlık Sigorta Merkezi'nin (VZP) Genel Merkezi
POLİS YAKLAŞIK 10 İLAÇ ŞİRKETİNE GİTTİ
Operasyon yalnızca VZP merkezinde yapılmadı.
Çek sağlık sektörü yayını Zdravotnický deník, birden fazla kaynağına dayanarak polisin VZP’nin yanı sıra yaklaşık 10 ilaç şirketinde işlem yaptığını ve şirketlerle sigorta kurumu arasında geçmişte imzalanan bazı anlaşmalarla ilgilendiğini bildirdi.
Çek Yenilikçi İlaç Endüstrisi Birliği AIFP de birden fazla üye şirketin polis tarafından ziyaret edildiğini doğruladı.
AIFP Genel Müdürü David Kolář, üye şirketlerin NCOZ ile tam işbirliği yaptığını belirtirken soruşturmanın üye ilaç şirketlerini değil “üçüncü bir tarafı” ilgilendirdiğini açıkladı.
NCOZ ise yaklaşık 10 şirketin isimlerini kamuoyuna açıklamadı.
Dolayısıyla polis işlemi yapılan şirketlerin tamamını bugün için güvenilir biçimde sıralamak mümkün değil.
ADI DOĞRULANAN ŞİRKET: BOEHRINGER INGELHEIM
İsmi doğrulanan şirketlerden biri Alman ilaç devi Boehringer Ingelheim.
Şirketin PR yöneticisi Markéta Kolanová, NCOZ ekiplerinin 24 Eylül Perşembe günü şirketin Prag merkezinde işlem yaptığını doğruladı.
Polis bazı belgeleri aldı.
Boehringer Ingelheim yetkililere tam işbirliği sağladığını açıklarken çok önemli bir ayrım yaptı:
Soruşturmanın şirketi değil üçüncü bir tarafı ilgilendirdiğini bildirdi.
Bu nedenle Boehringer Ingelheim’ı soruşturmanın şüphelisi veya yolsuzlukla suçlanan bir şirket olarak tanımlamak mümkün değil.

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan (Sağda) ile Boehringer Ingelheim İlaç Ticaret Anonim Şirketinden Genel Müdür Okan Güner (Solda) 13 gün önce protokol imzalamıştı
TÜRKİYE İLE 13 GÜN ÖNCE ÖNEMLİ PROTOKOL
Boehringer Ingelheim ismi dosyayı Türkiye açısından da dikkat çekici hale getiriyor.
Çünkü polis operasyonundan yalnızca 13 gün önce, 11 Eylül 2026’da Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı TÜSEB ile Boehringer Ingelheim İlaç Ticaret AŞ arasında kapsamlı bir işbirliği protokolü imzalandı.
TÜSEB’in resmi açıklamasına göre protokol;
kanser,
klinik çalışmalar,
biyomedikal teknolojiler,
biyoteknoloji,
ilaç ve ilaç taşıma sistemleri,
tıbbi cihazlar,
yapay zekâ,
biyomalzeme,
tıbbi görüntüleme sistemleri
ve tanı kitleri
gibi geniş bir alanı kapsıyor.
Protokole TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan ile Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü Okan Güner ve Medikal Direktör Dr. Levent Alev imza attı.
Taraflar ortak Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları, bilimsel araştırmalar ve araştırma altyapılarıyla klinik alanların ortak kullanımına yönelik çalışmalar planlıyor.
Ancak burada altı kalın çizgiyle çizilmesi gereken nokta şu:
TÜSEB’in veya Boehringer Ingelheim’ın Türkiye faaliyetlerinin Çekya’daki soruşturmayla bağlantılı olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya iddia bulunmuyor.
Türkiye bağlantısı, polis işlemi yapılan uluslararası şirketin Türkiye’deki güncel faaliyetlerini gösteriyor; soruşturmanın Türkiye’ye uzandığını değil.
ABDİ İBRAHİM’LE DE ÜRETİM ORTAKLIĞI VAR
Boehringer Ingelheim’ın Türkiye’deki bağlantısı TÜSEB’le sınırlı değil.
Şirket, Türkiye’deki yerelleştirme programını Abdi İbrahim ile yaptığı işbirliği üzerinden yürütüyor.
2021’de Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından açıklanan projede Boehringer Ingelheim ürünlerinin Türkiye’deki üretiminin artırılması ve teknoloji ile know-how transferi hedeflendi.
Şirket o tarihte uzun vadede Türkiye’deki yatırımların toplamının 1 milyar TL seviyesine ulaşmasını hedeflediğini açıklamıştı.
Abdi İbrahim de anlaşma kapsamında hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı ürünlerin Türkiye ve Cezayir’deki tesislerinde üretileceğini duyurmuştu.
Bu işbirliğinin de Çekya soruşturmasıyla ilişkili olduğuna dair herhangi bir bulgu bulunmuyor.
GÖZALTINA ALINDIĞI BİLDİRİLEN ESKİ YÖNETİCİNİN İLAÇ GEÇMİŞİ
Dosyanın bir başka dikkat çekici ismi Petr Honěk.
Çek araştırmacı gazetecilik sitesi Odkryto.cz, birbirinden bağımsız iki kaynağa dayanarak gözaltına alınan üç kişiden birinin eski VZP Genel Müdür Yardımcısı Petr Honěk olduğunu bildirdi.
Polis Honěk’in ismini resmi olarak açıklamadı.
Honěk de diğer gözaltındakiler gibi serbest bırakıldı ve hakkında ceza kovuşturması başlatılmış değil.
Ancak Honěk’in kariyer geçmişi soruşturmanın ilaç sektörü boyutunu anlamak açısından dikkat çekici.
Honěk VZP’ye geçmeden önce yaklaşık üç yıl Pfizer’da ilaç fiyatlandırması ve geri ödeme politikaları üzerinde çalıştı.
2007’de biyoteknoloji şirketi Amgen’e geçti ve Government Affairs Manager, daha sonra Government Affairs Senior Manager olarak görev yaptı.
2012’de VZP’ye geçti.
Burada önce İlaç ve Tıbbi Cihazlar Bölümü Direktörü oldu.
VZP’nin resmi kayıtlarına göre 1 Mayıs 2013’te sağlık hizmetlerinden sorumlu genel müdür yardımcılığına yükseldi.
Pfizer ve Amgen’in mevcut polis operasyonunda işlem yapılan yaklaşık 10 şirket arasında bulunduğunu doğrulayan herhangi bir bilgi yok.
Bu nedenle iki şirketin isimlerini mevcut soruşturmayla ilişkilendirmek doğru olmaz.
ASIL MESELE NEDEN SAĞLIK VERİSİ?
Dosyanın PD açısından belki de en önemli noktası burada başlıyor.
VZP’nin ilaç şirketleriyle ilişkisi yalnızca “ilaç satın almak”tan ibaret değil.
Özellikle çok pahalı ve yenilikçi ilaçlarda risk sınırlama ve sonuç bazlı ödeme anlaşmaları uygulanıyor.
VZP’nin kendi açıklamasına göre kurum yalnızca 2025 yılında ilaçlarla ilgili 249 risk sınırlama sözleşmesi yaptı.
Bunların yaklaşık yüzde 11’i “pay for performance”, yani tedavinin gerçek sonucuna bağlı ödeme modelleriydi.
Sistem basitleştirilmiş haliyle şöyle çalışıyor:
Hasta pahalı ilacı kullanıyor.
VZP sağlık hizmetini ödüyor.
Tedavinin beklenen sonucu vermemesi halinde sözleşmenin şartlarına göre ilaç şirketiyle daha sonra mali hesaplaşma yapılabiliyor.
Ve işin kritik tarafı burada:
VZP, bu tedavilerin sonuçlarını değerlendirmek için dışarıdaki bir veri tabanından değil, kendi elindeki sağlık hizmeti verilerinden yararlandığını açıkça belirtiyor.
Başka bir ifadeyle bazı sağlık verileri yalnızca tıbbi açıdan hassas değil.
İlaç şirketi ile kamu sağlık sigortası arasındaki mali hesabın sonucunu etkileyebilecek ekonomik değere de sahip.
Ancak mevcut soruşturmada bu 249 sözleşmenin veya sonuç bazlı ödeme sisteminin hedef alındığına ilişkin polis tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.
Bu mekanizma yalnızca NCOZ’un neden “sağlık verilerinin yetkisiz kullanımı” üzerinde durduğunu anlamak açısından önemli bir arka plan oluşturuyor.
HONĚK 2017’DE BU SİSTEMİ ANLATMIŞTI
Dosyayı daha da ilginç hale getiren bir tarihsel ayrıntı var.
Petr Honěk, VZP Genel Müdür Yardımcısı olduğu 2017 yılında risk paylaşımı sistemini kamuoyuna bizzat anlatmıştı.
VZP’nin resmi internet sitesindeki açıklamada Honěk, pahalı bir ilacın hastada beklenen etkiyi göstermemesi halinde maliyetin üretici tarafından karşılanmasını savunuyordu.
VZP’nin o tarihte en az iki üreticiyle bu tür anlaşmaya ulaştığını da açıklamıştı.
Tedavinin etkinliğinin ise sigorta kurumunun kendi verileri üzerinden değerlendirilebileceğini söylüyordu.
Aradan dokuz yıl geçti.
Bugün NCOZ’un araştırdığı konu, VZP’deki sağlık verilerinin yetkisiz kullanılmasıyla bağlantılı olası yolsuzluk.
Honěk’in geçmişte hem ilaç sektöründe fiyatlandırma ve geri ödeme alanında çalışmış olması hem de VZP’de ilaç ve sağlık hizmetleri yönetiminin başında bulunması, soruşturmanın bundan sonraki aşamasını daha önemli hale getiriyor.
patronlardunyasi.com















