Türk siyasetinin önemli isimlerinden Erdal İnönü, 100'üncü doğum gününde anılıyor
Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün oğluydu. Uluslararası çevrelerde tanınmış bir fizik profesörüydü, 80 darbesinden sonra elini taşın altına koyup siyasete atıldı, tarzı ve siyaset yapış şekliyle farklı bir profil çizdi ve hafızalarda yer edindi.

Burak ARTUNER
Bir siyasetçiyi ölümünden yıllar sonra hatırlatan şey makamları mı olur, aldığı oylar mı, yoksa kazandığı seçimler mi?
Türkiye'nin yakın siyasi tarihine bakıldığında bunun her zaman böyle olmadığı görülüyor.
Bazı siyasetçiler, koltuklardan çok bıraktıkları izlerle de hafızalarda yer edebiliyorlar.
Şüphesiz ki Erdal İnönü de o isimlerden biri.
Cumhuriyetin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün oğlu olarak dünyaya gelen Erdal İnönü, doğumunun 100'üncü yılında Ankara'da düzenlenen etkinliklerle anılıyor.

Erdal İnönü 8 Kasım 1990’da ODTÜ Matematik Bölümünde “Pell Denkleminin Aritmetik Özellikleri” konusunda ders veriyor
Çankaya Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda konuşan akademisyenler, siyasetçiler ve yakın dostları yalnızca bir siyasi lideri değil, aynı zamanda bir bilim insanını, bir demokrasi savunucusunu ve Türkiye'de giderek özlenen bir siyaset anlayışını hatırlattılar.
Anma programında sık sık vurgulanan nokta şuydu: Erdal İnönü'nün mirası; bugün de güncelliğini koruyor.
Çünkü Türkiye'de siyaset denildiğinde akla çoğu zaman sert tartışmalar, yüksek sesli polemikler ve keskin kamplaşmalar geliyor.
Oysa Erdal İnönü, tam tersini temsil eden bir isimdi.
BİLİM İNSANINDAN SİYASETÇİYE
Erdal İnönü'nün hayat hikâyesi Türk siyasetinde pek rastlanmayan bir yolculuktur.
Fizik alanında akademik kariyer yapan, üniversitelerde ders veren, uluslararası bilim çevrelerinde saygı gören bir profesör olarak tanındı.
Akademi onun doğal yaşam alanıydı.

Ancak Türkiye'nin 12 Eylül sonrasında yeniden demokrasiye geçiş sürecinde siyasetin çağrısına kayıtsız kalmadı.
1980'lerin başında sosyal demokrat hareketin yeniden örgütlenmesi sırasında aktif siyasete girdi. Kısa sürede milyonlarca insanın sempati duyduğu bir lider haline geldi.
Bunun nedeni sert hitabet yeteneği değildi.
İnsanlar onda farklı bir şey görüyordu.

Mütevazılık.
Sadelik.
Samimiyet.
Ve hepsinden önemlisi nezaket.
GÜLEREK SİYASET YAPAN LİDER
Erdal İnönü'nü tanıyanların anlattığı anıların büyük bölümünde gülümseyen yüzler vardır.
Türk siyasi tarihinde pek az lider kendisiyle alay edebilecek kadar özgüvenli olmuştur.
İnönü bunlardan biriydi.

'LİMON'LU KAMPANYA SES GETİRDİ
Henüz 14 yaşındaydım ama 1987 seçimlerindeki 'limon Kampanyası'nı hatırlıyorum...
Siyasi rakibi Başbakan Özal'ı basit ama etkili bir kampanyayla epey zorladı.
"İyi düşünün vatandaşlarım Özal tarafından bir limon gibi sıkılmaya 5 yıl daha gücünüz var mı?"
Bu kampanya sayesinde Özal'ın oyları geriledi...
Erdal İnönü'nün SHP'si yüzde 24.7 oy oranı ile üçüncü parti oldu.
Bu kampanya, 1989 yerel seçimlerinde SHP'nin büyük bir başarı kazanmasına ve pek çok büyükşehir belediyesini kazanmasına zemin hazırladı.
1991 seçimlerinde de “Süleyman Demirel’in Başbakanlığı ile” iktidar değişikliği geldi.
Erdal İnönü, karikatürlere kızmıyor, eleştirilerden kaçmıyor, zaman zaman kendi hatalarıyla bile espri yapabiliyordu.
Bu tavır, siyasetin giderek sertleştiği bir dönemde toplumun geniş kesimlerinde karşılık buldu.
Vatandaşlar onun konuşmalarında öfke değil akıl, hakaret değil mizah, düşmanlık değil diyalog görüyordu.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Erdal İnönü'nün en ayırt edici özelliğinin bu olduğu anlaşılıyor.
O, rakibini yok etmeye çalışan değil, ikna etmeye çalışan bir siyasetçiydi.
KOALİSYONLARIN ZOR YILLARI
1990'lı yıllar Türkiye'nin siyasi açıdan en karmaşık dönemlerinden biriydi.
Koalisyonlar kuruluyor, bozuluyor, ekonomik ve siyasi krizler birbirini izliyordu.
İnönü, bu dönemde Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenirken uzlaşma kültürünün temsilcilerinden biri olarak öne çıktı.
Onu eleştirenler de oldu.
Fakat en sert rakipleri bile kişiliğine yönelik olumsuz bir söz söylemekte zorlandı.
Çünkü Erdal İnönü'nün siyasi kariyerinde dürüstlük ve nezaket neredeyse herkes tarafından kabul edilen ortak özelliklerdi.
Anma programındaki konuşmalara bakıyorum, Erdal İnönü'nün en büyük başarısı, insanlarda güven duygusu bırakabilmesi olduğunu fark ediyorum
İSMET PAŞA'NIN OĞLU OLMAK
Türkiye'de İnönü soyadını taşımak başlı başına ağır bir miras anlamına geliyor.
Erdal İnönü hayatı boyunca bu mirasın gölgesinde kalmak yerine kendi kimliğini oluşturmayı başardı.
Babasının siyasi ağırlığını kullanmak yerine kendi akademik ve siyasi kişiliğini öne çıkardı.
Bu nedenle pek çok kişi onu sadece İsmet İnönü'nün oğlu olarak değil, başlı başına bir siyasi ve entelektüel figür olarak değerlendirdi.
EŞİ SEVİNÇ İNÖNÜ'DEN ABD ANISI
Erdal İnönü’nün eşi Sevinç İnönü ise salondaki katılıma teşekkür ederek, Amerika yıllarından ve İsmet İnönü ile olan bir anısından bahsetti...
Sevinç İnönü, “Eşim son derece çağdaş, ileri görüşlü ve herkesi aynı sıcaklıkla kucaklayan müstesna bir insandı. Amerika’da olduğumuz yıllarda internet, cep telefonu yoktu; saat farkından telefonla konuşmak bile meseleyi. Biz giderken Paşa (İsmet İnönü) bana sıkı sıkı tembih etti; 'Erdal’ın işi var, o çalışacak; sen bize neredeyse her gün mektup yazacaksın' dedi. Ben de her gün yazdım. Sonra o mektuplar 'Babadan Oğula, Oğuldan Babaya Mektuplar' adıyla kitaplaştı. Herkesin okumasını tavsiye ederim, içinde çok hoş anılar var” dedi.
İnönü Vakfı Başkanı ve İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker’in de anılarını paylaştığı konuşmaların ardından, Erdal İnönü’nün yaşamını anlatan belgesel duygulu anlar yaşattı.
BUGÜNE KALAN MİRAS
Aradan geçen yıllara rağmen Erdal İnönü'nün adı hâlâ saygıyla anılıyorsa bunun nedeni yalnızca geçmişte üstlendiği görevler değil.
Bence bunun nedeni;
Bilginin değer gördüğü,
Mizahın yer bulduğu,
Rakibin düşman sayılmadığı,
Ve en önemlisi insan olmanın unutulmadığı bir siyaset özlemi...
patronlardunyasi.com















