Reha Muhtar'ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan eski muhabiri Ebru Dizdaroğlu, perde arkasındaki gerçekleri PD için yazdı
Bodrum’da hastaneden cenazesini teslim aldı, İstanbul’a uğurladı ve son kez vedalaştı… Reha Muhtar’ın eski muhabiri Ebru Dizdaroğlu, yıllar boyunca birlikte çalıştığı gazeteciyi, son günlerinde yaşananları ve perde arkasındaki gerçekleri Patronlar Dünyası okurları için kaleme aldı.

Ebru DİZDAROĞLU
Reha Muhtar; harika bir anne ve babanın yetiştirdiği cesur bir gazeteciydi.
Türkiye için fazla açık sözlü ve korkusuzdu…
Ben, harika gazetecilerle çalıştım, Aydın Doğan (Yeri bende çok kıymetlidir) Mehmet Türker, Rahmi Turan, Şakir Süter, Baki Avcı, Sevil Gülben, Kürşat Yılmaz, Tuncay Özkan…) fazlası var…bugün yine olsa onlar içinde aynısını yapardım...Yaptım da... Bu manevi olayım çok sorgulandı neden Ebru Dizdaroğlu diye…
Size nedenini doğrularıyla anlatacağım…
Öncelikle Reha Muhtar’la 1996 yılında Erol Aksoy vasıtasıyla Show Haber için tanıştırıldım… İlk gün haber toplantısına denk geldim ve hemen oradan ayrılmak istedim. Çünkü ben özgür bir gazeteci olma yolunda genç bir kadındım. Geceleri polis muhabiri arkadaşlarımla koşturmayı fotoğraf çekip haber yazmaya aşık olmuştum… Bir anda Reha Muhtar'ın haber merkezini inleten sesinden, herkesin ne korkuttuğunu görmüştüm... Reha Muhtar’la çalışmaya başladıktan sonra görsel basının yazılı basından daha zor olduğunu anladım.
Bu kadar sert ve hassas olmasının nedeni “doğru ve farklı habercilik “ yapmasıydı…
Bizlere, özellikle bana cesur olmayı o mikrofon elimde olduğu sürece en güçlü kişi olmayı öğretti…
Güçlü soru sormayı, doğru zamanda tek muhabir olmayı Reha Muhtar öğretti.

Evet yayında çok net, çok farklı ve açık sözlüydü… Hem izletiyor, hem doğru mesajları veriyor hem de güldürüyordu…
Bu farklı tarzı, Show haberi her akşam reytinglerde birinci yapıyordu.
Reha Muhtar’ın yayınına çıkmak için bizlere her alanda ulaşmaya çalışıyorlardı..
Yaptığımız haberlerle gündemi dahi değiştirebiliyorduk.
O dönemin ben bir çok siyasetçilerle, Cumhurbaşkanlarımız, başbakanlarımızla, sanatçılarla dahi çok rahat röportajlar yapmışımdır.
Biz sadece Show haberde magazin yapmıyorduk… Haber bültenimizde magazin de yer alıyordu.... Ama o magazin haberleri günümüzün halen iyi sanatçılarıyla özel haberdi.
Çok fazla insanı Reha Muhtar ve Show haber popüler yapmıştır. Bir çok önemli kişilerin şahsi konularını da görmezden gelmiştir. (Ama istersem ben halen; kötü, etik olmayan yorumlar yapanların geçmiş haberlerini gündeme getirebilirim)
Reha Muhtar aslında çok duygusal ve kırılgandı…
Ailesine çok düşkündü rahmetli annesi ve babasını bir gün bile yanından ayırmadı.
Konu haber olunca evet çok sertti, çok tartışırdı ama sonra bambaşka biri olurdu…

Medya sektörü 2005 yılından sonra zaten başka boyut almıştı.
Ekran özellikle haber çok rahat, açık sözlü ve cesur gazetecileri sevmezdi…
Reha Bey, yaşadığı ilişkilerle de gündem oluyordu olması da çok doğaldı... Çünkü başarılı ve bekar bir gazeteciydi…
İstediğiyle gezer, yer kimseyi ilgilendirmez.
Bugün hakkını helal etmeyenler, geçmişin hesabını sormaya kalkanların çoğunun zaten çok büyük açıkları vardı.
Reha Muhtar elinde kanıtı olmadan, emin olmadan konuşmaz medya da paylaşmazdı… Bize de öğrettiği en önemli öğüttü…
Anne ve babayı kaybettikten sonra en büyük korkusu çocuklarıydı…
Bütün ilgisini, onlara sevmeye onlarla vakit geçirmeye adamıştı.
Belki tekrar sektöre dönseydi bu kadar incinmezdi, incitmezdi…
Her birimizin sağlık sorunları olduğu gibi Reha Bey’in de sağlık sorunları vardı... Bizler doktora hemen gidip çözüm ararız, fakat Reha bey, doktora gitmeyi reddeden biriydi.
Yaşadıkları belki de yaşattıkları onun İçin zordu. Çünkü gerçeğinde duygusal ve kırılgan bir yapıya sahipti.
Bu yazıyı okuyanlar belki Reha Muhtar'ın göründüğü gibi bir adam olmadığını anlar…
Son bir kaç yıldır zor günler geçirdi. Düşme üzerine geçirdiği rahatsızlık haklı olarak da psikolojini de bozdu…
En önemli ise etrafı çok kalabalık olmasına rağmen dost sandıkları tarafından da yalnız bırakılmasıydı…
Çünkü dostluğa önem veriyordu ve o hiçbir dostunu maddi manevi yalnız bırakmazdı…
Bu nedenle de hayal kırıklığını ağır yaşadı…
HASTA GÖRÜNMEYİ İSTEMİYORDU

Bodrum’u çok severdi, son zamanlarda artık kalabalık onu rahatsız ediyordu en büyük sebebi de kimsenin onu hasta görmesini istemesiydi.
Şehirden kaçmak ona iyi geliyordu, Bodrum’da Reha Bey’i sevmeyenlerden çok daha fazla sevenler vardı.
HASTANEYE GİTMEKTEN HEP KAÇINDI
Rahatsızlandığı günler kaldığı otelin genel müdürü ve çalışan arkadaşlar Reha Bey’le bir müşteri gibi değil bir abi, baba gibi ilgilenip hastaneye gitmesi için ikna etmeye çalışıyorlardı.
Fakat Reha Muhtar asla gitmek istemiyordu. Sebebi; hasta olmayı kabul etmiyordu…
Zayıf olmak, güçsüz görünmek ona göre değildi…
Bodrum’da en çok Ayşe Nazlı, Poyraz ve Mina’dan bahsediyordu. Onlarla yaşadıkları, onların ileride neler yaşayacakları onlara olan sevgisi.
Ayşe Nazlı’nın çok iyi bir abla olduğunu kardeşlerinin her zaman yanında olduğunu anlatıyordu.
Ne yazık ki en son günlerde ağrısı olduğunu söylerken bile hastaneye gitmemek için elinden geleni yapmıştı. İkna etmeye çalışan herkese çok kızıyordu.
Ama Bodrum Divan otelin harika bir genel müdürü var: Hasan Bey...
Çocuklarını aramak istediğinde ya da aileden birini arayıp haber vermek istediğinde Reha Bey’den Hasan Bey’de nasibini almıştı.
Asla çocuklarının haberi olmasını istemedi. Neden mi; Ayşe Nazlı’nın ve ikizlerin çok üzüleceğini düşündüğü İçin.
Ben Bodrum’da olduğum için bana ulaşıldı çok kıymetli birlikte çalıştığımız şu an halen başarılı olan bir gazeteci olan Y….
Reha Bey’in rahatsızlandığını hastaneye kaldırıldığını söyledi. Hastaneye ikna eden ve götüren kişi ise Bodrum’dan çok değerli bir dostuydu..(Mesleği gereği isim vermek istemiyorum ) Ben Bodrum Acıbadem Hastanesine gittiğimde Ayşe Nazlı babasının yanındaydı. Deniz Uğur ise duyar duymaz ikizleri alıp babalarının yanına getirdi. (Gerçekleri bilmeden kulaktan duymayla herkesi kırmaya bayılıyoruz.)
Reha Bey, yoğun bakıma alındı, yoğun bakıma çocuklar dahi kimseyi almıyorlar, hastanede küçük çocukların beklemesinin hiç bir anlamı yoktu. Yoğun bakımda kaç gün kalacağı durumu ne olacağı belli olmayan uzun bir süreç vardı.
Fakat Ayşe Nazlı, babası ölmeden bir gece önce İstanbul’da acil bir işi olduğu İçin gitmek zorundaydı işlerini halledip geri dönecekken ölüm haberini aldık.
Reha Muhtar’ın bende hakkı vardır…
Bugün Ebru Dizdaroğlu kim dediklerinde halen Show Haber ve Reha Muhtar söyleniyor…
Bu nedenle de tabii ki ben buradaysam çocukları temsilen üstüme düşen görevi yerine getireceğim.
Reha Bey, rahatsızlandığı sırada dahi çocuklarının onu o halde görmesini istemedi. Ben de onların bu süreci yaşamasını istemezdim…
Ben Bodrum’da cenazeyi teslim alarak İstanbul’a gönderdim.
İstanbul’da da Ayşe Nazlı ve harika bir genç olan nişanlısı Batuhan ilgilendi. Ayşe Nazlı, Batuhan ve gazeteci dostumuz akşam cenazeyi karşılayıp evlat olarak çok zor ve son görevi havaalanından aile kabristana kadar yerine getirdiler.
Fakat nedense Bodrum’da bulunan eski ekip arkadaşları, Reha Bey'in yanından ayrılmayanlar hastaneye ziyarete dahi gelmediler. Ben Bodrum gazetecileri dışında kimseyi görmedim.
Fakat sosyal medyadan Bodrum’dan İstanbul’a kadar her şeyle kendileri ilgilenmiş Reha Bey'i yalnız bırakmamışlar gibi konuşup paylaşım yapıyorlar…
Konuşulması bile çok ayıp olan konuda kendilerine halen prim yapmaları bu kişilerin ne kadar çaresiz olduklarını gösteriyor…
Reha Muhtar’ın üzerinden kendilerine halen pay çıkarmaları da düşündürücü…
BENİM İÇİN EN ZOR AN...

Benim için en zor an ise Reha Bey'in eşyalarının teslim edilmesi, ölüm evraklarını imzaladığım andı.
O an tek başımayım ve anladım ki her şey yalan… Bu hayat, insanlar mal mülk, dostluk, düşmanlık her şey yalan
Geride kalan o an ki eşyaların, kıyafetlerin ve ölüm evrakları…
Reha Muhtar’la son kez vedalaşma zamanı gelmişti.
O soğuk oda ….
Yanımda sadece Bodrum Acıbadem Hastanesi genel direktörü harika bir kadın en büyük gücüm ise Birsen Erkuş Kaya, elimi tutuğu an bana “Reha Bey’le veda zamanı” dedi…
O buz gibi dolabı açtılar, beklediler ve “hazırmışsınız “ dediler daha sonra örtüyü açtılar…
Ben tedirgin olmayı beklerken
Bana bakan, çok güzel tebessüm eden bir genel yayın yönetmenim vardı karşımda tek fark ayakta değil, nefes almıyordu…
Evet gözleri açıktı sanki iyi ki sen geldin, o sahtekar, nankörler yok der gibi (Gözleri bana inanın ki ailesi ve çocukları için açık değildi)
Onu yalnız bırakanlara yanlış anlayanlaraydı…
Ailesi çocukları o süreçte hep varlardı..
Ben o nedenle Reha Bey’in huzurlu olduğunu düşünüyorum.
Bu yazıyı yazmamın en büyük sebebi, sahte paylaşımlar… kötü yorumlar, Reha Bey’in birbirinden değerli, olgun ve güzel çocukları var.. Kimsenin hakkı değil onların babalarına hakaret etmeleri. Reha Muhtar’ı sevmeyenden çok daha fazla seveni var. Hiçbir zaman yalnız değildi. Son yolculuğunda da yalnız kalmadı…
Her neredeysen, güle güle Genel Yayın Yönetmenim….
İLGİLİ HABER
Reha Muhtar’ın son yolculuğu, vefa ve bir yalnızlık hikayesi

patronlardunyasi.com















