Dolar
44,5936
0,11%
Euro
51,5939
0,29%
Sterlin
59,1564
0,06%
Bitcoin
2.980.860
0,00%
BİST-100
12.997,02
-0,42%
Gram Altın
6.704,635
0,11%
Gümüş
72,98
-2,75%
Faiz
42,92
-1,11%

TİM Başkanı Mustafa Gültepe ekonomik programla gerçek toparlanmanın 2027 ve sonrasında gerçekleşebileceğini söyledi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Orta Vadeli Program’ın uzadığına dikkat çekerek, “Üç yıldan beri programın peşindeyiz. Geldiğimiz noktada bakıyoruz enflasyon yüzde 31’de kalmış. Üretim tarafında sıkıntı var. Son üç yılda sanayide istihdam 560 bin azalmış. Sadece 2025’te konkordato sayısı 6 binin üzerine çıkmış. Yani sanayi tarafında problem var. 2025 kayıp bir yıl oldu. 2026'da da benzer bir ortam bekliyoruz. Gerçek toparlanma 2027 ve sonrasında gerçekleşir” dedi.

22.01.2026 10:19Güncelleme: 22.01.2026 10:21
TİM Başkanı Mustafa Gültepe ekonomik programla gerçek toparlanmanın 2027 ve sonrasında gerçekleşebileceğini söyledi
16px
32px

Necla DALAN

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, “yüksek faiz düşük kur” politikası nedeniyle özellikle emek yoğun sektörlerin son 2,5 yılda rekabetçiliklerinin zayıfladığını vurguladı.  Gültepe, “Program uzun sürdü. Üç yıldan beri programın peşindeyiz. Geldiğimiz noktada bakıyoruz enflasyon yüzde 31’de kalmış. Zaten yüzde 38-39’da alınmıştı. Üretim tarafında sıkıntı var. Son üç yılda sanayide istihdam 560 bin azalmış. Sadece 2025’te konkordato sayısı 6 binin üzerine çıkmış. Yani sanayi tarafında problem var” dedi.

PARİTE VE BEŞ FİRMA OLMASA EKSİDE KAPATABİLİRDİK

Jeopolitik risklere, emek yoğun sektörlerde yaşanan rekabetçilik kaybına ve küresel pazarlarda artan korumacılık önlemlerine rağmen ihracatı 2025’te yüzde 4,5 artışla 273,4 milyar dolara çıkardıklarını, hizmet ihracatının da 122 milyar dolar civarında olacağını tahmin ettiklerini kaydeden Gültepe, şöyle devam etti:

“Tabloyu iyi analiz etmek durumundayız. 2025’te değer olarak 11,6 milyar dolarlık bir ihracat artışı gerçekleştirdik. Bu farkın 7,7 milyar dolarlık kısmı otomotiv, savunma sanayi ve mücevher sektörlerindeki sadece beş firmanın ihracatından geldi. Ayrıca 5,4 milyar dolarlık da parite kaynaklı artımız var. Yani parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlamak gibi bir sonuçla karşılaşabilirdik. Bu sene 26 sektörün 7’si eksi yazdı. Diğerleri artı yazdı ama artıların kimisi yüzde 1, kimisi yüzde 2. 2024'ten 2025 arasına geçerken ilk kez ihracat yapanların oranı yüzde 15 düştü. Son üç yıldır aşağı gidiyor aslında. Çünkü oyuna giremiyorlar. Satamıyor, mevcudu korumaya çalışıyorlar. Oysa bizim ihracatta iddialı hedeflerimiz var. Biz Türkiye’yi uzun vadede en çok ihracat yapan ilk 10 ülke arasına, yani ihracatın şampiyonlar ligine çıkarmak istiyoruz. Şampiyonlar ligine çıkabilmemiz için ihracatımızı tabana yaymamız, tüm sektörlerden katkı almamız, sürdürülebilir büyüme ile her yıl çift haneli artışları yakalamamız gerekiyor. Bunun da yolu üretim ve ihracatı yeniden ekonomik büyümenin lokomotifi yapmaktan geçiyor. Ancak son dört çeyrektir net ihracat büyümeyi aşağı çekiyor. Çünkü maliyetlerle kur arasındaki denge bozuldu. Son dört yılda; asgari ücret yüzde 560, enflasyon yüzde 367, dolar kuru yüzde 217, euro kuru ise yüzde 228 arttı. Enflasyonla kur arasında dört yılda 150 puanlık fark var. Verileri formüle yerleştirip işlemi yaptığımızda ihracata eksi yazıyor. Peki farkı ihracatçı tek başına taşıyabilir mi, bu yükü ihracatçı tek başına üstlenebilir mi? Üstlenemez. Bulunduğumuz coğrafyanın en önemli üretim üssü olmamıza, üretimde marka ülke ve bazı sektörlerde küresel oyuncu kimliğimize rağmen ortaya çıkan bu sonucu doğru okumak kısa, orta ve uzun vadeli oyun planlarımızı, taktik ve stratejilerimizi gözden geçirmeliyiz. Rekabetçiliğimizi kaybetmemiz, bazı sektörlerin zayıflaması ve faiz ihracat hedefi açısından en büyük riskler.”

KUR ARTMAYACAKSA FARKLI DESTEK MEKANİZMALARI DEVREYE ALINMALI

Beklentilerine ilişkin soruları da yanıtlayan Gültepe, sanayi açısından da ülke açısından düşük faizin iyi olduğunu ancak şu anda programa sahip çıkıldığı sürece kurla ilgili yüzde 20’den yukarı bir artış beklemediğini anlattı. Gültepe, şunları söyledi:

 “2025 rakamları ortada. Enflasyon yüzde 31 civarında kapanmış. Doların artışı yüzde 20 civarında. 2026 yılında da buna paralel gideceğini düşünüyorum. Yani enflasyon yüzde 24-25 civarında olur. Beklenti yüzde 20'den aşağıya ama çok kolay değil. Arada bir güncelle yapılır bana göre. Önceki senelerde program hedeflerin biraz aşağı çekilmesine benzer bir güncelleme olabilir. Sonuç itibariyle 20'nin altında faizin, yüzde 20'nin altında enflasyonun olduğu bir yerde ekonomi daha istikrarlı olur. 2024’ü kaybettik, 2025’i kaybettik, 2026'da da aynı şartlar devam ediyor. Kur atmayacaksa kurun farklı versiyonlarının üretici ve ihracatçıya verilmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi lazım. Bizim artan maliyetleri dengeleyebilmemiz için ürün fiyatlarımızda döviz bazında yüzde 15-20 artış yapmamız gerekiyor. Ancak en fazla yüzde 2-3 artış yapabiliyoruz. Dolayısıyla üç yıl önceki rekabetçiliğimiz kazanabilmemiz için farklı destek mekanizmalarını devreye almak durumundayız. Bu kapsamda emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğimizi yeniden kazanabilmemiz için; İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması; döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanacak düzenlemelerin yapılması; ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da arz ettiğimiz taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz.”

YÜZDE 38 FAZİ OLAN YERDE ÜRETİM YAPILMAZ

Son dönemde çok konuşulan 30 euroluk muafiyetin kaldırılmasına da değinen Gültepe, Türkiye’nin neden ithalat ülkesi haline geldiğini sormak gerektiğini vurguladı. Gültepe şöyle devam etti:

“Ülkede üretim pahalı olursa sadece Çin değil, diğer ülkeler de Türkiye'ye gelip mal satmaya çalışır. Çünkü büyük bir ekonomik savaş var. Amerika'nın bugün yaptığı ekonomik savaş çünkü güçlü büyümek istiyor. Biz de Türkiye'de hem üretimi büyütüp ihracat yapmak istiyoruz. Çin de Almanya da aynısını yapmak istiyor. Dolayısıyla optimum noktayı yakalayıp korumak lazım. Çok ithalat artışı oldu ve perakende sektörünün korunması için öyle bir karar alındı. Onların sattığı fiyatlarla Türkiye'de üretim yapma şansı yok. Şu dönemde üretimdeki çoğu sektör para kazanmıyor, zarar yazıyor. Asıl neden Türkiye’de üretilemiyor diye sormak lazım. Niye olmuyor? Çünkü faizler yüksek. Adam diyor ki ‘Bende para var. Üreteyim mi, faize mi yatırayım?’ Faizlerin yüzde 38 olduğu yerde 100 lirası olan yıl sonunda 138 alacaksa üretmek istemez. Vatan derdin yoksa üretmezsin. Şu anda çoğu iş adamı vatanı düşünüyor.”

HİÇBİR SEKTÖRDEN VAZGEÇME LÜKSÜMÜZ YOK

Gültepe, Türkiye’nin bazı sektörlerden vazgeçtiği ya da vazgeçmesi gerektiğine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Gültepe, “Hiçbir sektörden vazgeçme lüksümüz yok. Örneğin hazır giyim ve konfeksiyonu gözden çıkarabilir miyiz? Üç yıldır daraldığı halde 12 milyar doların üzerinde cari fazla veren, tekstille birlikte 860 bini aşkın istihdamı olan bir sektörü nasıl gözden çıkarırız? Hazır giyim ve tekstili feda etmek fazladan en az 20 milyar dolarlık ithalat anlamına gelir. Deri, ayakkabı ve diğer sektörlerimize de aynı anlayışla bakıyoruz. Dolayısıyla sektörleri feda etmektense tek tek ele alıp nasıl rekabetçi konuma getireceğimize bakmalıyız” dedi.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı#Sodexo