Dolar
44,7401
0,00%
Euro
52,9981
0,27%
Sterlin
60,7708
0,00%
Bitcoin
3.359.146
0,44%
BİST-100
14.252,38
0,35%
Gram Altın
6.915,941
0,36%
Gümüş
79,39
0,58%
Faiz
40,28
0,00%

Taklit mi sistem arızası mı, Patronlar Dünyası'nın güvenlik uzmanı Feramuz Erdin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını analiz etti

İki gün, iki şehir, onlarca yaralı ve ölü… Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan okul saldırıları, Türkiye’nin artık yeni bir eşikte olduğunu gösteriyor. Şiddet artık bireysel bir sapma değil, öğrenilen ve taklit edilen bir davranış modeli.

15.04.2026 21:07Güncelleme: 15.04.2026 21:11
Taklit mi sistem arızası mı, Patronlar Dünyası'nın güvenlik uzmanı Feramuz Erdin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını analiz etti
16px
32px

Feramuz ERDİN

İki gün üst üste okullarımızda yaşanan silahlı saldırı olayları, ilk kez toplumda bu kadar sarsıcı etkiler yarattı. 

Bir gün önceki, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde uzaklaştırıldığı liseye av tüfeği ile gelerek rastgele 16 kişiyi yaralayan ve yakalanacağını anlayınca yaşamına son veren 19 yaşındaki Ömer Ket’in yol açtığı travmayı hazmetmeye çalışırken; bu kez Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki 14 yaşındaki bir ortaokul öğrencisi İsa Mersinli, emekli polis babasına ait olduğu düşünülen silahlarla geldiği okulda rastgele açtığı ateş sonucunda 9 kişiyi öldürerek, üçü ağır toplam 13 kişiyi de yaraladı. Her iki fail de olay yerinde intihar ederek hayatını kaybetti. 

Olay sonrasında, ülkenin başka bir köşesinde okul çıkışı rastgele toplu halde yürüyen gençlerin vatandaşta yarattığı tedirginliği kendi gözlerimle görmem ise olayın sokaktaki yankısını daha iyi anlamama neden oldu. 

AYNI OLAYIN İKİ GÜN ÜSTÜSTE YAŞANMASI DÜŞÜNDÜRÜCÜ

İki farklı ildeki okullarda peş peşe silahlı saldırı olaylarının yaşanmasının tek izahı olabilir: Özenmek! 

Bir başkasının buna cesaret edebildiğini gören aynı zihniyetteki bir genç, ertesi gün okuluna giderek 9 kişinin canını aldı! Kişisel motivasyonları ne olursa olsun, bu gençlerin diğerlerinin cesaret edebildiği olaylardan etkilendiği ve şiddeti görerek öğrendikleri bir gerçektir. 

Şiddet içeren dijital oyunlar, şiddet ve mafya içeren sosyal medya paylaşımları, kahramanlarının bir bölümde onlarca insan öldürüp tek bir polis bile görmediği televizyon dizileri ile filmler tabii ki bu sebepsiz şiddetin kaynağı ve özendiricisidir. Buna kişinin yaşadığı ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar ile aile içinde yaşanan şiddet ve iletişim/empati eksikliğini de eklediğinizde bugünkü tablo hiç de sürpriz değildir. 

Çocukların silaha kolayca erişimi ise başlı başına bir konudur. Evinde yasal şekilde silah bulunduran aileleri, silahların güvenliğini mutlaka sağlamalıdır. Ayrıca çocuk yaştaki faillerin bu kadar etkin şekilde silah kullanmayı öğrenmiş olması da farklı bir sorundur. 

OKULLARIN AMACI 

Dijital çağda, artık eğitim ile okulların birbirinden şimdilik keskin çizgiler ile olmasa da oldukça ayrıştığını görmek mümkündür. 

Ezbere dayalı bir müfredatı takip etmek durumunda olan okullar ile hayata dair hemen her şeyi dijital mecralardan öğrenen gençlerin ortak bir noktada buluşması için artık başka birtakım dinamiklere ihtiyaç vardır. Toplumu şekillendirme açısından bir zamanlar önemli olan askerlik ve okul gibi kurumların yerini dolduracak hibrit sistemler düşünülmelidir. 

Çünkü maalesef bağımlılık yaratan ekranlar bireysellik üzerine kuruludur. Eskiden sosyal ortam, okulda öğrenilenlerin hayata geçirildiği yer iken şimdi okullar, sosyal medyadan öğrenilenlerin hayata geçirildiği yerler haline gelmeye başlamıştır. 
Dolayısıyla sanal alemde gözlemlenen şiddet, okulda kendini akran zorbalığından başlamak suretiyle ortaya koymaktadır. 
Daha bir ay önce Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmeni Fatma Nur Çelik, tutarsız ve saldırgan tavırlar sergileyen öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmüştü. Üstelik Fatma Nur öğretmen, kurbanın kendisi olacağından habersiz, bu öfkeli gencin böyle bir olay yapabileceğini defalarca söylemişti. 

OKULLARDA ACİLEN POLİS GÖREVLENDİRİLMELİ

Öncelikle, bu tür menfur olayların özendirici tarafı göz önünde bulundurularak tüm okullarda, yetki bölgesine bakmaksızın acilen polis ve jandarma personeli görevlendirilmelidir. 

Okulların güvenliğinin sağlanması, veliler ile toplumun sakinleşmesi için buna acilen ihtiyaç vardır. Çünkü daha bugünden sosyal medyada yeni saldırılar yapacağını iddia edenlerin haberleri medyaya düşmektedir. Daha önceki bir yazımda Türkiye’deki genel kolluk sayısının AB ortalamasının çok üstünde olduğunu yazmıştım. AB’de her yüz bin kişiye 341 kolluk görevlisi düşerken, Türkiye’de bu sayı 614’tür. 

O yüzden dönem sonuna kadar yapılacak olan bu önemli görev, doğru ve hakkaniyetli planlandığı takdirde, kolluk personeline ilave yük getirmeyecektir. Bugün, asla kimsenin risk olarak görmeyeceği ortaokul seviyesinde yaşanan olay, bize durumun ciddiyetini göstermiştir. Okullar için güvenlik yeni prosedürleri geliştirilmeli ve fiziki tatbikatlar saldırı dahil her türlü olayı kapsayacak şekilde uygulanmalıdır. 

EĞİTİMDE YENİLİK ŞART

Eğitim ve dolayısıyla okullar, gençlerin fiziki, ahlaki ve bilişsel ihtiyaçlarını çağa uygun şekilde karşılamak üzere yeniden düzenlenmelidir. Spor, bilim ve hobi gibi etkinlikler öğrencilerin hayatında daha fazla yer almalıdır. 25 – 30 kişi bir sınıfa kapanıp akşama kadar ezber dersler yapmak yerine, sosyal ilişkilerini ve kişisel becerilerini geliştireceği; enerjilerini doğru 
yöneteceği alanlara ve mekanlara yönlendirilmelidir. Gençleri aylaklık ve şiddetten uzak tutarak kişisel gelişim ve üretime yönlendirmek en öncelikli konudur. 

MEDYA ETİĞİNİN YAŞANMIŞ FAYDASI

İstanbul’daki boğaz köprülerindeki intihar ve intihar şovu olaylarından bunalan polis o dönemde medyadan yardım istemişti. Medyanın ortak karar alarak köprülerdeki hiçbir intihar olayını haberleştirmemesi üzerine, hem intihar etmek için burayı seçenler hem de işin şovunda olanlar bir anda ortadan kaybolmuştu. Daha da önemlisi, toplumdaki bu tür haberlere olan iştah da kesilmişti. Köprüdeki intihar teşebbüsü vakaları bir daha asla eskisi gibi ilgi çekmedi. Bugün de habercilikte benzer etik değerlerin uygulanmasına ihtiyaç vardır.

Bu tür toplumsal etki yaratacak veya milli menfaatleri sıkıntıya sokacak haberlerin veriliş şekli ve kullanılan dil kurum içinde kesin kurallara bağlanmalıdır. Şiddetin, acının ve hatta rezaletin tüm detayları ve açıklığı ile verilmesinin zararları konusunda fikir birliği oluşmalıdır. Bu konuda hemen harekete geçmek medyanın en önemli kamusal sorumluluğudur. 

ŞİDDETE SIFIR TOLERANS

Önümüzde El Salvador örneği varken, şiddetle mücadelede farklı arayışlara gitmenin bir gereği yoktur. Cumhurbaşkanı Nayib Bukele liderliğinde uygulanan “sıfır tolerans” programı ile El Salvador tam bir yılda dünyanın en güvenli ülkelerinden birisi haline gelmiştir. Türkiye’de de şiddeti bir iletişim ve ifade yöntemi olarak benimseyen, çeteleşme yolunda giden, güçlülüğünü haklılık olarak görenler için “sıfır tolerans” yaklaşımı acilen hayata geçirilmelidir. Cezalar güncellenmeli, yasal caydırıcılık sağlanmalıdır. 

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
benzer haberler
Erdoğan, Viktor Orban’a neden destek vermedi, Ertuğrul Özkök yazdı
Erdoğan, Viktor Orban’a neden destek vermedi, Ertuğrul Özkök yazdı