Dolar
41,1429
0,02%
Euro
48,0752
0,05%
Sterlin
55,6235
0,09%
Bitcoin
4.467.223
-2,84%
BİST-100
11.288,05
-0,71%
Gram Altın
4.561,202
0,93%
Gümüş
39,79
1,79%
Faiz
43,99
0,00%

Sürgündeki Osmanlı şehzadesi Burhanettin Cem'in film gibi hayatı

Osmanlı şehzadesi Burhanettin Cem'in film gibi bir hayatı olmuştu, 2008'de vefat eden Cem, İkinci Dünya Savaşı'nda ABD ordusu saflarında Normandiya çıkarmasına katılmış, sonra ABD'de özel dedektiflik yapmıştı. Bir röportajında, "Onlar olmasaydı biz de olmazdık. Teşekkürler Mustafa Kemal, teşekkürler Lenin" demişti. Lenin'e teşekkürünün nedeni ise dedesinin 50 yıl önce savaştığı Rus komutanın torunuyla evlenmesiydi ve onunla sürgünde tanışmıştı.

31.08.2025 08:02Güncelleme: 31.08.2025 08:04
Sürgündeki Osmanlı şehzadesi Burhanettin Cem'in film gibi hayatı
16px
32px

Burak ARTUNER 

Osmanlı Hanedanı'nın 2008'de hayatını kaybeden en yaşlı üyesi Burhaneddin Cem Efendi'nin çalkantılı hayatı, yaşadığı ilginç tesadüflerle bir film senaryosunu andırıyor... Araştırmacı Kerime Senyücel, TBMM'nin 3 Mart 1924 günü aldığı kararla kadın, erkek, çocuk tüm fertleri yurt dışına çıkarılan Osmanlı ailesinin sürgündeki yaşamını kitaplaştırmış ve "Hanedan'ın Sürgün Öyküsü- Başucumda Bir Avuç Vatan Toprağı" adlı kitap 2009'da yayımlanmıştı. 

Burhaneddin Cem, Sultan I. Abdülmecid'in torunu İbrahim Tevfik Efendi ile 93 Rus Harbi olarak bilinen 1878-1879 Osmanlı-Rus Harbi'yle adını duyuran Çürüksulu Bahri Paşa'nın kızı Şadiye Hanım'ın oğulları olarak 2 Şubat 1920'de dünyaya geldi. Sürgün yolculuğu Sirkeci'den kalkan Orient Ekspres'le başladığında, henüz 4 yaşındaydı. Uzun süre Paris'te yaşadılar...11 yaşına geldiğinde, 57 yaşındaki babası İbrahim Tevfik Efendi'yi kaybetti. Annesi bir Amerikalıyla evlenmişti. 1941'de annesinin yanına gitti... New York'ta yaşamaya başladı. Artık genç biriydi ve kendine bir meslek edinmesi gerektiğini hissediyordu. Bu yüzden tek sevdiği işi yapmaya yani asker olmaya karar verdi...

ABD ASKERİ OLDU

İkinci Dünya Savaşı'nın en çetin günleri yaşanırken 7 Nisan 1943'te orduya girdi. Ordu Dil Okulu'nda 6 dil öğrendi. Fransızca'nın yanında çok iyi Rusça da konuşmaya başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı'nın kaderini değiştiren Normandiya Çıkarması'na katıldı. Yıllar sonra Paris'e dönüşü, ABD ordusuyla oldu. Ancak kötü tesadüf olsa gerek, kendisiyle sürgüne gönderilen, amcası son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi, onun birliği 4 Ağustos 1944'te kente girerken, Paris'te öldü. Burhaneddin Cem, Halife Abdülmecid'i sadece bir kez çocukluğunda bir kez görmüştü.

EŞİ IRINA'YI DA LENİN SÜRGÜN ETMİŞTİ 

Paris'te bu üzüntüyü yaşarken, hayatının aşkı İrina ile tanıştı. Garip tesadüf Burhaneddin Cem ile İrina'nın dedeleri yarım asır önce savaş meydanında düşman olarak savaşmışlardı. Ayrıca İrina'nın ailesi de 1917 Bolşevik Devrimi'nde Rusya'dan sürülmüştü. Çünkü İvanı'nın babası Çar II. Nikola'nın muhafız alayında bir subaydı. İvana'nın dedesi Dimitri Strasosselsky ile Burhaneddin Cem'in dedesi Çürüksulu Bahri Paşa, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi'nde karşı karşıya gelip savaşmışlardı. Onlar, iki sürgün çocuğu... 65 yıl önce dedelerinin savaş meydanlarındaki düşmanlığını bir kenara bırakıp, Paris'te başlayan aşklarını 25 Nisan 1951'de nikâh masasına taşıdılar. Nilüfer ve Selim Cem adını verdikleri iki çocukları da oldu.

20 YIL ÖZEL DEDEKTİFLİK YAPTI 

Burhaneddin Cem, askerlikten ayrıldıktan sonra dedektif oldu. William S. Burn Dedektiflik Ajansı'nda 20 yıl çalıştı. 1974'te Osmanlı erkeklerine henüz af çıkmamışken, gizlice Türkiye'ye geldi ve dedesi Çürüksulu Bahri Paşa'nın savaşta Ruslar'dan aldığı Kars, Ardahan ve Batum'u gezdi... Biri erkek, diğeri kız iki evlatları oldu. Burhaneddin Cem, geçen yıl 89 yaşında hayatını kaybetti.

"BENCE EN ÖNEMLİ ŞEY HAYAT..."

Oğulları Selim Cem, yıllar sonra sürgün kitabını yazan Kerime Senyücel'in "Siz sürgüne nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna şöyle yanıt verdi: (Muzip bir ifadeyle gülerek) "Değişik bir açıdan bakabiliyorum. Eğer annem 1917 Bolşevik İhtilali'nden sonra ailesiyle Rusya'dan sürülmeseydi, babam da 1924'teki sürgünden sonra Paris'e gitmeseydi ikisi asla tanışamayacaklardı. Böylece ne ben ne kardeşim Nilüfer Sultan ne de yeğenim Tatianavar olacaktı. Bence en önemli şey hayattır. Böyle bakınca teşekkürler Mustafa Kemal, teşekkürler Lenin."

patronlardunyasi.com