Dolar
49,6321
0,14%
Euro
55,8185
0,33%
Sterlin
66,587
0,14%
Bitcoin
4.064.141
-2,69%
BİST-100
11.521,79
-0,48%
Gram Altın
6.523,021
-1,15%
Gümüş
56,05
-3,30%
Faiz
39,11
0,36%

Sürdürülebilir finansta Türkiye, Birleşik Krallık iş birliği

DEİK'te "Türkiye-Birleşik Krallık Temiz Enerji ve Sürdürülebilir Finans Konferansı" düzenlendi.

22.10.2026 10:04 • Güncelleme: 22.10.2026 10:08
Haberi paylaşın
Sürdürülebilir finansta Türkiye, Birleşik Krallık iş birliği
16px
32px

DEİK Genel Merkezi'nde, "COP31'e Doğru Enerji Dönüşümünü Hızlandırmak" temasıyla "Türkiye-Birleşik Krallık Temiz Enerji ve Sürdürülebilir Finans Konferansı" düzenlendi.

Konferansta konuşan Olpak, Türkiye'de yeşil yatırımların hızlandırılmasının yeni işbirliği modellerini gerektirdiğini belirterek, "Sürdürülebilir finansman alanındaki İngiliz uzmanlığı, Türkiye'nin proje hattı ve kanıtlanmış teslimat kabiliyetiyle birleştiğinde, gerek burada ve özellikle üçüncü pazarlarda bu dönüşümün gerektirdiği sermaye türünü tam olarak harekete geçirebilir." diye konuştu.

Olpak, enerji ve altyapı alanındaki yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yenilenebilir enerjiden şebeke modernizasyonuna, enerji depolamadan deniz üstü rüzgar enerjisine kadar değer zincirinin tamamında fırsatlar bulunduğunu belirtti.

Yazılım mühendisliği ve proje yapılandırma alanlarının bir araya gelmesinin önemine işaret eden Olpak, söz konusu fırsatların uzun vadeli yatırımlar gerektirdiğini vurguladı.

Olpak, "Bunlar uzun vadeli yatırımlar ve uzun vadeli yatırımlar iki şey gerektirir, inanıyorum ki: sermaye ve güven. Finansın belirleyici hale geldiği yer burasıdır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de yeşil yatırımların hızlandırılması için yeni işbirliği modellerine ihtiyaç duyulduğunu belirten Olpak, her iki ülkenin şirketlerinin, kalkınma bankalarının, ihracat kredi ajanslarının ve özel finansman kurumlarının bir araya getirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Günümüz dünyasında rekabetin yalnızca fiyat, kalite veya hizmetle sınırlı olmadığını, giderek güven unsurunun ön plana çıktığını dile getiren Olpak, bu yaklaşımı "güven rekabeti" olarak tanımladığını belirtti.

Olpak, "İnanıyorum ki günümüz dünyasında rekabet artık sadece fiyat, kalite veya hepimizin yaptığı ve şimdiye kadar yaptığı gibi hizmetle ilgili değil; giderek güvenle ilgili. Ben buna 'güven rekabeti' diyorum ve güven sözlerle değil, performansla inşa edilir." değerlendirmesinde bulundu.

Enerji ve altyapı yatırımlarının uzun vadeli taahhütler olduğuna işaret eden Olpak, iş insanlarının güvenilir ortaklarla yatırım yapmayı tercih ettiğini belirtti.

Olpak, güvenin yanı sıra kuralların öngörülebilir olmasının ve projelerin hayata geçirilmesinde kanıtlanmış bir performansın bulunmasının da önem taşıdığını ifade ederek, "Türkiye tarzı ile çok şey kanıtladığımızı düşünüyorum, şimdiye kadar." dedi.

DEİK'in uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesindeki rolüne de değinen Olpak, "DEİK olarak, dünyanın dört bir yanındaki 153 iş konseyimiz aracılığıyla, bu hırsları projeye dönüştürmek için kapılar açmaya ve ortaklar kurmaya devam ediyoruz. İnanıyorum ki günün sonunda hepimiz mutlu olacağız." ifadelerini kullandı.

BİRLEŞİK KRALLIK, TÜRKİYE'NİN UZUN VADELİ ORTAĞI OLMAK İSTİYOR

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Doğu Avrupa ve Orta Asya Ticaret Müsteşarı David Reed ise Türkiye'nin temiz enerji alanında iddialı hedefler belirlediğini ifade ederek, "Temiz enerji dönüşümü, neslimizin en belirleyici ekonomik fırsatlarından biridir. Birleşik Krallık, bu gelecek inşa edilirken Türkiye'nin uzun vadeli ortağı olmak istiyor." açıklamasında bulundu.

Dünya liderlerinin birkaç hafta içinde COP31 kapsamında Antalya'da bir araya geleceğini kaydeden Reed, dünya genelinde hükümetlerin iddialı temiz enerji hedeflerini yatırım yapılabilir ve hayata geçirilebilir projelere dönüştürmenin yollarını aradığını belirtti.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada en iddialı temiz enerji hedeflerinden bazılarını belirlediğini vurgulayan Reed, Türkiye'nin 2035 yılına kadar 120 gigavat güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesine ulaşmayı, mevcut kara rüzgar enerjisi kapasitesini tamamlayacak şekilde deniz üstü rüzgar enerjisini geliştirmeyi, mevcut nükleer enerji kapasitesini artırmayı ve küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisini devreye almayı hedeflediğini anlattı.

Reed, bu hedefleri desteklemek için enerji depolama ve iletim yatırımlarının da planlandığını belirterek, "Bu, örnek teşkil eden bir enerji dönüşüm programıdır. Birleşik Krallık, bu yolculuğu desteklemekten gurur duyuyor." açıklamasında bulundu.

İki ülke arasında güçlü bir işbirliği geçmişi bulunduğuna işaret eden Reed, söz konusu projelerin Türkiye'nin temiz enerji dönüşümüne yaklaşık yarım milyar sterlinlik destek sağladığını ifade etti.

Reed, "Ancak bunun henüz başlangıç olduğuna inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin 2035 yılına kadar 5 gigavat deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini aktaran Reed, Birleşik Krallık'ın dünyanın en başarılı deniz üstü rüzgar enerjisi sektörlerinden birini oluşturmak için 20 yılı aşkın süredir çalıştığını söyledi.

Reed, Birleşik Krallık'ın halihazırda yaklaşık 15 gigavat kurulu deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesine sahip olduğunu belirterek, "Halihazırda dünyanın en büyük deniz üstü rüzgar enerjisi pazarlarından biri olarak bu gücümüzü daha da artırmayı ve 2030 yılına kadar 50 gigavata ulaşmayı planlıyoruz." diye konuştu.

Birleşik Krallık'ın deneyiminin ve bu alandaki gelişiminin Türkiye'nin planlarıyla doğrudan örtüştüğünü vurgulayan Reed, birçok İngiliz şirketinin Türkiye'deki fırsatlara yönelik hazırlıklarını aktif biçimde sürdürdüğünü dile getirdi.

Reed, İngiliz uzmanlığının Marmara Denizi'ndeki deniz üstü rüzgar enerjisi programının hazırlıklarına doğrudan katkı sağladığını belirterek, "Sektör ilerledikçe, değer zincirinin tamamında İngiliz ve Türk şirketleri arasında daha derin bir işbirliği bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Nükleer enerjinin gelecekteki işbirliği açısından bir diğer önemli alan olduğunu ifade eden Reed, Türkiye'nin nükleer enerjiye olan bağlılığını ortaya koyduğunu ve küçük modüler reaktörler dahil gelecekteki fırsatları değerlendirdiğini belirtti.

Birleşik Krallık'ın yüksek gerilim doğru akım (HVDC) sistemleri, dijital şebekeler ve esneklik piyasalarındaki uzmanlığının Türkiye'nin projelerini hayata geçirmesine destek olabileceğini aktardı.

Temiz enerji alanındaki fırsatların finansman olmadan hayata geçirilemeyeceğini vurgulayan Reed, konferansın sürdürülebilir finansmana odaklanmasının önemine işaret etti.

Reed, "Bu dönüşüm, daha önce görülmemiş düzeyde özel sektör yatırımı gerektirecek. İhracat kredi kuruluşları, kalkınma bankaları, ticari kredi kuruluşları ve kurumsal yatırımcıların tamamı bu süreçte hayati bir rol oynuyor." diye konuştu.

Birleşik Krallık'ın dünya standartlarında mühendislik kapasitesini dünyanın önde gelen finans ekosistemlerinden biriyle bir araya getirdiğini belirten Reed, şöyle devam etti:

"Birleşik Krallık İhracat Finansmanı Kuruluşu (UKEF), İngiliz bankaları, profesyonel hizmet şirketleri ve altyapı yatırımcıları, fırsatları finansmana uygun projelere dönüştürmek için Türk ortaklarıyla birlikte çalışmaya hazır. Temiz enerji dönüşümü, neslimizin en belirleyici ekonomik fırsatlarından biridir. Birleşik Krallık, bu gelecek inşa edilirken Türkiye'nin uzun vadeli ortağı olmak istiyor."

TÜRKİYE VE BİRLEŞİK KRALLIK GÜÇLÜ YÖNLERE SAHİP

DEİK/Türkiye-Birleşik Krallık İş Konseyi Başkanı Murathan Kalyoncu da Türkiye ile Birleşik Krallık arasında güçlü bir ekonomik ortaklık bulunduğunu belirterek, "Enerji, daha fazla işbirliği için özellikle umut vadeden fırsatlar gördüğümüz alanlardan biri. Her iki ülkenin de sunabileceği güçlü yönleri var. Daha da önemlisi, iş dünyalarımız birlikte çalışmaya istekli." şeklinde konuştu.

İki ülkenin iş dünyasının birlikte çalışma konusunda istekli olmasının konferansı değerli kıldığını vurgulayan Kalyoncu, COP31'in yaklaşmasıyla birlikte iki ülke arasındaki işbirliğini bir üst seviyeye taşımak için önemli bir fırsat bulunduğunu belirterek, "Türkiye'nin COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapacak olması, temiz enerjiyi, sürdürülebilir yatırımları ve uluslararası işbirliğini gündemimizin merkezine yerleştiriyor." diye konuştu.

Enerji dönüşümünde özel sektörün rolüne dikkati çeken Kalyoncu, "Enerji dönüşümü yalnızca hükümetler tarafından gerçekleştirilebilecek bir süreç değil. Özel sektörün yatırımlar, inovasyon ve yeni projelerin geliştirilmesi yoluyla oynayacağı kritik bir rol var." ifadelerini kullandı.

İş Konseyinin önceliğinin şirketler, yatırımcılar ve kurumlar arasında doğru bağlantıları kurmak olduğunu belirten Kalyoncu, tekil toplantıların ötesine geçen ve uzun vadeli işbirliklerine dönüşen ortaklıkları teşvik etmek istediklerini vurguladı.

patronlardunyasi.com