Şımarık'tan kriz yıllarına uzanan bir kültür hafızası; 'Tarkan Öpücüğü'
Sahne ışığı denen bir şey varsa o ışığı üzerinde en iyi yansıtan kişi Tarkan'dır dersek abartmış olmayız. Türkiye Tarkan'ın verdiği konserleri konuşurken, ben de oturdum Tarkan'ın çıkış yaptığı, hit olan şarkılarının Türkiyesinin siyasi iklimini inceledim.

Toygun ATİLLA
"Türkiye'nin gerçek dünya starı Tarkan'dır" diyordu konserini izlemeye giden bir arkadaşım. Bir diğeri ise, "Bu adamda nasıl bir sahne ışığı var arkadaş, sahneye çıktığı an transa geçiyorsun" diyordu. "Konsere gidenlerin yüzde 80'i kadın onların da büyük çoğunluğu 30-50 yaş grubunda" diye gözlemlemişti bir başka dostum.

Tarkan konserlerinin yarattığı enerjiyi de, sonrasında yapılan yorumları da ilgiyle izleyenlerdenim.
En sonunda şuna karar verdim. "Mesele sadece bir konser değil.”
Bana göre, Tarkan sahneye çıktığında insanlar sadece şarkı dinlemiyor. Bir kaç katman üst üste biniyor.
“Şımarık", "Kuzu Kuzu”, "Dudu" sadece birer şarkı değil aynı zamanda bir dönemin ruhu. Bence konsere gidenlerin yaş grubunun da 30-50 arasındaki ortalaması da bunun en önemli göstergesi.

Geçenlerde meslek büyüğüm Ertuğrul Özkök ile konuşuyorduk. Bana, "Patronlar Dünyası'nın yakaladığı başarıyı "Entertainment" yani "Eğlence" ile açıklıyordu. Sıkışan ve sıkılan insanların "entertainment" arayışları ile ilgili sohbet ettik.
Sonrasında kendisi ile konuştuklarımızı düşündüm.
Öylesine doğru söylüyordu ki.
Ertuğrul Özkök, "pop sosyolog" tarafı ile bence doğru yerden bir okuma yapmıştı.
Entertainment çoğu zaman "eğlence" başlığı altında hafife alınır.
Oysa ki, bir ülkenin ekonomisini hareketlendirir, turizmi besler, markalara görünürlük sağlar, sosyal medyada gündem üretir ve belki de en önemlisi yumuşak güç oluşturur. Maalesef Türkiye, herşeyi bu kadar ciddiye alırken "eğlenmeyi" kaçırdı eğlenmeyi kaçırırken de onun "gücünü" kaçırdı...
Bence Tarkan konserleri, ekonomi-siyaset vb gerginliklerden uzaklaşmak isteyen topluma da bir nefes alanı yaratması açısından da anlamlıydı.

Binlerce insanın Tarkan şarkılarını aynı anda adeta marş gibi bir ağızdan söylemeleri ise birey mutluluğunu kolektif bir çoşkuya dönüştürmesi açısından anlamlıydı. Konserlere gidenler benden daha iyi gözlemlemiştir ama ben böylesine bir kolektif çoşkuyu hiçbir Türk sanatçının konserinde görmedim.
Yazının başında da söylemiştim. Tarkan'ın "çıkış" yaptığı o dillerden düşmeyen şarkılarının Türkiye'sinin siyasal iklimi nasıldı diye... Şöyle bir tablo ile karşılaştım.
Tarkan'ın Temmuz 1997'de "Ölürüm Sana" albümü çıktığında "Şımarık" şarkısı ile hit olmuştu. Türkiye Refah-Yol hükümetinin dağılma sürecini, siyasi istikrarsızlıkları, AB üyelik sürecindeki belirsizlikleri tartışıyordu.
Mayıs 1999'da Kuzu Kuzu single'ı ile Türkiye'yi sarsarken terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan yakalanmış, Türkiye DSP-MHP-ANAP koalisyonunun son günlerini yaşıyordu.
2001 "Karma" yılıydı. Bankacılık sisteminin çöktüğü, meşhur MGK krizinin yaşandığı bir dönemdi.
![]()
2003'te Tarkan bu kez "Dudu" ile hayranlarının karşısındaydı. Dış politikadaki gerginlik, 1 Mart tezkeresi, Irak savaşı, bölgesel güvenlik ve jeopolitik gerilimli bir dönemdi.
![]()
2010 Temmuz'un da "Adımı kalbime yaz" dediğinde ise 12 Eylül Anayasa referandumunun tartışmaları ile siyasi gerginlik atmosferi vardı.
![]()
2017 Haziran'ında ise "Yolla" albümü çıktığında, Türkiye Başkanlık sistemi referandumundan çıkmış, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL dönemini yaşıyordu.
Yani, ben baktığımda şunu gördüm. Tarkan travmatik dönemlerde, kriz süreçlerinde, jeopolitik gerilimler sırasında, sistem değişimleri sonrasında sahnedeydi. Tarkan'ın sahnede olması da Türkiye'ye iyi geliyordu.

O halde yazımızı şöyle noktalayalım.
Artık hepiniz biliyorsunuz ki, Patronlar Dünyası doğa dostudur. Aynı zamanda doğa dostu olanların dostudur. O yüzden bir doğa dostu Tarkan'da bizim dostumuz, sevdiğimiz bir sanatçıdır.
patronlardunyasi.com















