Rize'de robotlar çay topladığında ne olacak?
Oksijen gazetesinin 1. sayfasında yayınlanan, Çin’de robotların çay topladığı fotoğraf, “Rize’de de bir gün bu başlar mı?” sorusunu aklıma düşürdü. Ben bunu düşünürken, yanıtı mail kutuma düşen 117 milyon euroluk yatırım bülteninde saklıydı.

Toygun ATİLLA
"Çin'de çay hasadı robotlara emanet" başlığının altındaki fotoğrafta çay toplayan robotların fotoğrafı vardı. Başlarında yöresel örtüler, ellerinde sepetler...
Fotoğraf ilk anda bana çok sempatik geldi. Sonra durdum ve düşündüm.
"Rize'de de bir gün bu olur mu?"
Çok kısa bir an sonra ikinci soru düştü aklıma... Yarın, Rize’de de bu fotoğrafı görürsek ne olur?

MAİLİMDEKİ BASIN BÜLTENİ
Tam bunları düşünürken mail kutuma bir basın bülteni düştü. Beni yakından tanıyanlar bilir ki, "PR kokan, haber değeri taşımayan, vıcık vıcık şirket övgüsü kokan, cek-cak ekleri ile donatılmış" basın bültenlerinden hiç hoşlanmam.
Fakat bu bültenin başlığı, kafama takılan biraz önceki sorunun adeta yanıtı gibiydi.
"Peker Holding'ten robotik üretim için 117 milyon euro yatırım"
Türk firması, robot ve yatırım kelimeleri başlıkta geçiyordu. Hemen mailimdeki metne yöneldim.
Slovenya'da kurulmuş bir tesis, yıllık 1500 robot üretim kapasitesi ve ekimden hasada kadar otonom sistemler...
Mesele artık "olabilir mi?" sorusunun ötesine geçmiş, oluyor, üretiliyor, satılıyor ve kullanılıyordu...
Bülteni okurken en kritik cümle beliriverdi: "Hedef, Türkiye'yi üretim ve teknoloji merkezi haline getirmek.”
Bu cümle kurulmaya başladığı andan itibaren gerçekleşmesinin de çok zaman almayacağını bilecek yaştayım.
Tekrar düşünmeye başladım.
Ekim, gübreleme, ilaçlama, hasat yapan robotlar... Yani bir çiftçinin döngüsünü devralan robotlar geliyordu.
Üstelik 24 saat çalışabilen, hastalanmayan, günlük ihtiyaçları olmayan, derdi sıkıntısı olmayanlar...
Tarımı "iş" olmaktan çıkarıp "sistem" haline getiren bir dönüşüm...
Rize'de olur mu?
Belki bugün için zor...
Engebeli araziler, küçük bahçeler, maliyetleri yükseltebilir.
Ya yarın?
Gelişen teknoloji ile engebeli arazilerde, küçük bahçelerde çalışmaya uyumlu robotlar geldiğinde, maliyetler düştüğünde bu kaçınılmaz son...
Neden kaçınılmaz son diyorum...
Gençler artık çay toplamak istemiyor, iş gücü azalıyor. Yevmiyeler her yıl artıyor, bu da maliyet artışı demek, teknoloji ise günden güne ucuzluyor.
Bu faktörler birleştiğinde, Rize'de de robotlar çay hasadı toplar mı? sorum yerini Rize'de robotlar çay hasadı ne zaman toplar? şekline dönüşüyor.
Tüm bunların sonunda ise farklı sorular ortaya çıkıyor. Bugün çayın patronu toprağın sahibi... Yarın ise teknolojiyi geliştiren, veriyi, robotu üreten olacak.
Sonrasında mı?
Peki o çayı toplayanlar, oradan geçimini sağlayanlar ne olacak?
Toprak sahipleri?
Teknoloji insanın yerini aldığında oluşacak kasırga ve yeni dünya düzeni?
Biliyorum, günlük siyasi çekişmelerden, rantiye düzeninden, dedikodulardan, hamasi söylemlerden, futboldan, magazinden, kavga gürültüden fırsat bulamadığımız için oraları düşünmeye daha gelemedik. Asıl tsunami ise kapıya dayanıyor.
Diyorum ki, eğer bu ülkenin bir Milli Güvenlik belgesi, devletin hâlâ kırmızı kitabı varsa onun için yapay zekâ, teknoloji, yeni dünya düzeninde ekonomi, robotların dünyasında Türkiye, işsizlik ve yeni iş kolları, robot ekonomisi, kitlesel işsizlik gibi konular mutlaka olmalıdır.
Açık konuşalım, bence Türkiye'nin gerçek "beka meselesi" budur...
patronlardunyasi.com















