Petrol ve akaryakıt zamları üretimi vurdu, sanayide daralma hızlandı
İran savaşının etkisiyle yaşanan enerji şokunun Türk sanayisi üzerindeki olumsuz etkileri nisanda zirveye ulaştı. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve bunun diğer girdi maliyetlerine yansıması sanayiyi sıkıştırdı.

Firmalar talebin zayıf olduğunu, enflasyonun güçlendiğini ve tedarik zincirlerinde aksamalar yaşandığını bildirdi. Savaşın etkilerinin ne kadar süreceğine ilişkin endişeler, imalatçıların temkinli bir tutum sergileyerek istihdam, satın alma faaliyetleri ve stoklarını azaltmasına yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı halen 113- 114 dolar civarında seyrederken Türk sanayisinde maliyet baskısı belirgin şekilde hissediliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) nisanda aylık bazda yüzde 3,17, yıllık bazda yüzde 28,59 artarken, sektörler bazında bakıldığında ham petrol ve doğal gazda aylık artışın yüzde 39,63 olduğu, yıllık artışın yüzde 55,96’ya ulaştığı dikkati çekti. İmalat sanayiinde aylık artış yüzde 3,59, yıllık artışı yüzde 30’un üzerine çıktı. İmalat alt sektörleri içinde aylık bazda yüzde 19,19 artan petrol ürünlerinde (akaryakıt) yıllık fiyat artışı yüzde 117,82’ye ulaştı.

Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, petroldeki yükseliş, plastik, kimya, gübre, ambalaj malzemeleri ile enerji yoğun üretim yapan alt sektörleri doğrudan vurdu. Enerji yoğun sektörlerde rekabet gücü ve kapasite kullanım oranları baskı altında kalırken, bu durum yüksek kredi maliyetiyle birleşince KOBİ’lerin yatırım yapması zorlaştı. Maliyet enflasyonu nihai tüketiciye sirayet ederek TÜFE’yi de besliyor. Tüketici fiyatlarında (TÜFE) nisanda yüzde 4’ün üzerinde gelen aylık artışla bu etki kendini gösterdi.
İMALAT PMI’DA DARALMA
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) sektörün röntgeni niteliğindeki “Türkiye Sektörel Satın Alma Yöneticileri Endeksi”nin (Purchasing Manager’s Index / PMI) nisan ayı sonuçları, petrol şokunun Türk sanayisi üzerindeki olumsuz etki tablosunu ortaya koydu. Martta 47,9 düzeyinde bulunan PMI nisanda 2,2 puan düşerek 45,7’ye indi.
İSO PMI ve alt endeksleri, 10 temel alt sektörden yaklaşık 800 şirketten oluşan paneldeki satın alma müdürlerine gönderilen anketlere verilen yanıtlar kullanılarak S&P Global tarafından oluşturuluyor. Endeks 0-100 arasında değer alıyor. PMI değerindeki gerileme ve genel olarak 50’nin altındaki değerler sektörde “daralma” olgusu olarak kabul ediliyor. ISO PMI şubatta 49,3’e kadar çıkmıştı. 28 Şubat’ta başlayan savaş ve sonrasında petroldeki yükseliş sürecinde PMI iki ayda toplam 3,6 puan düşüş kaydetti. Aynı dönemde Euro bölgesi imalat PMI ise 1,4 puan arttı.
MALİYETLER ARTTI, SİPARİŞLER YAVAŞLADI
İSO PMI raporuna göre, enflasyonist baskıların güçlenmesi yeni siparişlerdeki yavaşlamada etkili olurken, girdi maliyetleri enflasyonu üst üste beşinci ay artarak Ocak 2024’ten bu yana en yüksek düzeye ulaştı. Nihai ürün fiyatları da iki yıldan uzun bir dönemin en keskin artışını kaydetti. Katılımcıların önemli bir bölümü, savaşa bağlı olarak akaryakıt ve petrol maliyetlerinin artışına vurgu yaparken, firmalar ayrıca tedarikçilerin teslimat sürelerinde gözle görülür bir artış yaşandığını ifade etti.
Tedarikçi performansındaki bozulma Şubat 2023’ten bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti. İmalatçılar, yeni siparişlerdeki düşüşe bağlı olarak istihdam, satın alma faaliyetleri ve stoklarını azaltmayı sürdürdü. Girdi stoklarındaki düşüş de son altı yılın en yüksek hızına ulaştı. Sanayiciler, navlun, yakıt ve petrol kaynaklı hammaddelerin fiyatlarındaki sıçramayı en büyük sorun olarak işaret ediyor. Üretim, yeni siparişler ve istihdamda yavaşlama gözleniyor.
EN SERT ETKİLENEN SEKTÖRLER
Yüksek petrol fiyatları ve jeopolitik gerilimler, özellikle enerji yoğun ve petrol türevi hammadde kullanan sektörleri sert vuruyor. İSO Türkiye İmalat PMI verilerine göre Nisan 2026’da girdi maliyetleri enflasyonu son 26 ayın en yüksek seviyelerine çıkarken, 10 sektörün 8’inde maliyet artışı gözlendi. Üretim daralması 9 sektörde devam etti.
İSO’nun nisan ayı İmalat PMI Raporunda yer alan tespitlere göre savaş sürecinde başlıca sektörlerde yaşanan gelişmeler şöyle:
Kimya, plastik ve kauçuk: En ağır darbeyi alan alt sektör oldu. Sektörde girdi maliyetleri enflasyonu 27 ayın zirvesine ulaştı. Etilen, nafta, plastik hammaddeler gibi petrol türevleri doğrudan etkilendiği için marjlar eridi, tedarik süreleri belirgin uzadı, maliyet artışları nihai ürün fiyatlarına en sert biçimde yansıdı. Kimya, plastik ve kauçuk sektörü, ihracat rekorunda öncü olmasına rağmen karlılık açısından en büyük baskıyı yaşıyor.
Otomotiv ve kara taşıtları: Yeni siparişlerde en keskin düşüş yaşanan sektörlerden biri. Enerji ve nakliye maliyetlerindeki artış (yakıt ve plastik/parça bileşenleri), üretim ve istihdam üzerinde baskı yarattı. İhracat performansı güçlü kalsa da iç pazar ve kar marjları olumsuz etkilendi.
Ana metal ve metalik olmayan mineraller: Enerji yoğun üretim nedeniyle elektrik ve yakıt maliyetleri doğrudan yükseldi. Ana metalde yeni siparişler sekizinci aydır düşüş gösterirken, girdi maliyetleri Şubat 2024’ten beri en yüksek hızda arttı. Firmalar bu maliyetleri satış fiyatlarına tam yansıtmakta zorlanıyor; istihdamda da sert düşüşler gözlendi. İnşaat ve otomotiv talebine bağlı olan bu sektörler, çimento, tuğla, gaz beton gibi alt dallarda da ek baskı altında.
Tekstil, giyim ve deri: Dolaylı etki daha baskın. Lojistik/ navlun maliyetleri, ambalaj ve gübre zamları nihai ürüne yansıdı. Ancak girdi maliyetleri enflasyonu görece daha ılımlı seyretti. Giyim ve deri, nisanda üretim artışı gösteren tek sektör oldu.
Elektrik-elektronik ve beyaz eşya: Plastik bileşenler ve enerji maliyetleri üretim maliyetlerini yukarı çekti. Tedarik zinciri aksamaları belirgindi.
MAKROEKONOMİK TEHDİT
Yüksek petrol fiyatları, Türkiye gibi net enerji ithalatçısı olan bir ekonomide cari işlemler dengesini doğrudan ve dolaylı yollardan bozuyor. Enerji ithalat faturasındaki artış, dış ticaret açığını genişletirken, bu baskıyı dengeleyecek olan turizm ve ihracat gibi pozitif kalemler de aynı süreçte baskı altında kalıyor. Petrolün varil fiyatında her 10 dolarlık petrol artışı Türkiye’ye yaklaşık 2,5-5 milyar dolar ek enerji ithalat faturası getiriyor bu da cari açığı büyütüyor. Mevcut jeopolitik ortamda bu alanlardaki riskler belirgin şekilde artmış durumda.
Enerji grubu enflasyonu, ulaştırma, gıda ve konut zamlarını tetikliyor. Akaryakıt zamları, nakliye ve market fiyatlarına yansıyor. Maliyet artışları kısa sürede zincirleme biçimde tüm tüketim mallarına yansıyarak tüketici enflasyonuna yansıyor. Temelinde savaş gerilimine bağlı petrol fiyatındaki artışın bulunduğu süreç, Türk ekonomi yönetiminin dezenflasyon patikasına karşı güçlü direnç oluşturuyor.
patronlardunyasi.com















