Mildon ailesinin de adının karıştığı ABD'deki skandalda 15 günde Washington'da yaşananlar ve Patronlar Dünyası'nın dikkat çektiği noktalar
Patronlar Dünyası'nın Türkiye'de ilk kez mercek altına aldığı Mildon ailesi, şimdi Amerikan basınının en çok konuştuğu dosyalardan birinin merkezinde. New York Times'ın Venezuela araştırmasıyla başlayan süreç, Trump'ın yakın çevresindeki anlaşmazlığa, 17,6 milyon dolarlık Kongo kaynaklı para transferine ve Beyaz Saray'ın incelemesine uzandı. Son 48 saatte iki yeni gelişme daha yaşandı. Siyasi erişim vaadi içerdiği ileri sürülen bir mesaj ortaya çıktı. Richard Grenell'in resmî görevinin aylar önce sona erdiği öğrenildi. Ben de son 15 günde Washington'da yaşananları ve PD'nin bu dosyadaki gazetecilik serüvenini yazdım.

Toygun ATİLLA
Bazı haberlerin gerçek önemi, yayımlandıkları gün anlaşılmıyor. Aradan aylar, hatta yıllar geçiyor…
Yeni belgeler ortaya çıkıyor. Yeni isimler dosyaya giriyor. Bir ülkede başlayan araştırma, dünyanın başka bir başkentinde bambaşka sorularla yeniden gündeme geliyor.
Mildon ailesiyle ilgili gelişmeleri son 15 gündür takip ederken aklımdan geçen tam da bu.
Bugün Washington’da yaşananlara baktığımda, iki yıl önce Patronlar Dünyası’nda açtığımız dosyayı hatırlıyorum.
O günlerde Mildon ailesinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki ticari faaliyetlerini, kamu projelerini, Miller Holding ve Milvest bağlantılarını araştırıyorduk.
Kongo’daki siyasi ilişkiler, milyarlarca dolarlık projeler ve kamu kaynaklarıyla ilgili tartışmalar dikkatimizi çekmişti.
Türkiye’de Mildon ailesinin bu yönüne ilk kez Patronlar Dünyası’nda tanıklık etmişti okurlarımız.
Haberlerimizden biri erişim engeliyle karşılaştı.
Ancak dosyayı kapatmadık.
Şimdi aradan iki yıl geçti.
Aynı ailenin adı, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın yakın çevresindeki bir anlaşmazlığın merkezinde.
Üstelik tartışılan konulardan biri yine Kongo bağlantılı bir para transferi.
Tam 17,6 milyon dolar.
Elbette iki yıl önce araştırdığımız ticari ilişkilerle bugün gündeme gelen para transferi arasında kanıtlanmış bir hukuki bağlantı bulunduğunu söylemiyorum.
Bütün bunların gazeteci için dikkat çekici bir kesişme noktası olduğunun açık olduğunu söylüyorum.
12 EKİM: NEW YORK TIMES DOSYAYI AÇTI
Her şey New York Times’ın 12 Ekim’de yayımladığı kapsamlı araştırmayla yeni bir boyut kazandı.
Gazetenin Venezuela muhabiri Anatoly Kurmanaev ile Beyaz Saray muhabiri Tyler Pager, Turhan Mildon’un Venezuela’daki ticari faaliyetlerini ve Washington’daki ilişkilerini mercek altına aldı.
Araştırmada Mildon’un Venezuela’daki devlet bağlantılı çimento işletmeleriyle ilişkileri, eski Maduro yönetimi döneminde kurduğu temaslar ve Trump yönetiminin çevresindeki isimlerle yakınlığı ele alınıyordu.
Dikkat çekici isimlerden biri Richard, yani Ric Grenell’di.

Ric Grenell ve Alina Habba.
Trump’ın eski Almanya Büyükelçisi, eski Ulusal İstihbarat Direktör Vekili ve Venezuela özel temsilcisi.
Bir dönem Kennedy Center’ın yönetiminde de bulunan Grenell, Mildon’un Washington’daki ilişkilerinin önemli isimlerinden biriydi.
New York Times’ın araştırmasını okuduğumda yalnızca haberde yazılanlarla yetinmek istemedim.
Washington’daki kaynaklarımı aradım.
Dosyanın henüz kamuoyuna yansımayan bir boyutuyla karşılaştım.
13 EKİM: WASHINGTON’DAKİ KAYNAĞIM NE SÖYLEDİ?
13 Ekim sabahı Patronlar Dünyası’nda bir yazı yayımladım.
Başlığım bir soruydu. Turhan Mildon nedeniyle Alina Habba ve Ric Grenell arasında gerilim Başkan Donald Trump’a kadar ulaştı mı?
Washington’daki kaynaklarım, Trump’ın yakın çevresindeki iki isim arasında Mildon nedeniyle ciddi bir anlaşmazlık yaşandığını söylüyordu.

Turhan Mildon.
İsimlerden biri Grenell’di.
Diğeri Trump’ın eski kişisel avukatı ve Turhan Mildon’un eşi Alina Habba.
Üstelik kaynaklarıma göre anlaşmazlık bizzat Trump’a kadar ulaşmıştı.
Gerilimin nedenine ilişkin bazı bilgiler de edinmiştim.
Ancak bunları ikinci bir kaynaktan doğrulayamadığım için yazmadım.
Gazetecilikte bazen yayımlamadığınız bilgi, yayımladığınız kadar önemlidir.
Bir gün sonra Amerikan basınından gelen haber, Washington’daki kaynaklarımın aktardığı temel bilgileri destekledi.

Richard Grenell.
14 EKİM: TRUMP’IN ÖNÜNE GİDEN DOSYA
Axios’un Washington muhabiri Marc Caputo, 14 Ekim’de dikkat çekici bir özel haber yayımladı.
Habere göre Alina Habba, 9 Ekim’de Oval Ofis’te Trump’la görüşmüş ve Grenell hakkında ciddi iddialar dile getirmişti.
İddianın merkezinde Kennedy Center’a yapılması planlanan yaklaşık 5,6 milyon dolarlık bağış vardı.
Habba, eşi Turhan Mildon’un bu bağış için para gönderdiğini, ancak paranın Kennedy Center’a ulaşmadığını ileri sürüyordu.
Trump’ın Beyaz Saray Hukuk Müşaviri Will Scharf’tan konuyu incelemesini istediği bildirildi.
Grenell ise suçlamaları kesin bir dille reddetti.
İşte o gün dosyanın boyutu değişti.
Bir Türk iş insanının uluslararası ticari ilişkileri, Amerikan Başkanı’nın yakın çevresindeki bir anlaşmazlığın konusu olmuştu.
Ancak önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor.
Beyaz Saray’da iddiaların incelenmesi, bunların doğrulandığı anlamına gelmiyor.
17 EKİM: 17,6 MİLYON DOLARIN KAYNAĞI
Sonraki büyük gelişme 17 Ekim’de yaşandı.
New York Times, Mildon’un avukatları tarafından Beyaz Saray’a sunulan finansal belgelerle ilgili yeni ayrıntılara ulaştı.
Bu kez konu 17,6 milyon dolarlık transferdi.
İlk anlatımlarda paranın Turhan Mildon tarafından gönderildiği belirtilmişti.
Ancak gazetenin ulaştığı bilgilere göre transfer, Mildon’un kişisel banka hesabından değil, Demokratik Kongo Cumhuriyeti hükümetiyle bağlantılı bir hesaptan yapılmıştı.
Paranın gönderildiği adres ise ABD’nin Teksas eyaletindeki savunma ve teknoloji şirketi TX-AT idi.
Dahası vardı.
Grenell, geçmişte bu şirkete danışmanlık yaptığını kabul ediyor, ancak transferin gerçekleştiği dönemde şirketle bağlantısının bulunmadığını söylüyordu.
Patronlar Dünyası bu gelişmeyi de aynı gün okurlarına duyurdu.
Benim için haberin en önemli tarafı paranın büyüklüğü değildi.
Paranın kaynağıydı.
Çünkü Kongo’daki ticari ilişkilerini daha önce araştırdığımız Mildon’un adı, bu kez aynı ülkenin hükümetiyle bağlantılı milyonlarca dolarlık bir işlemde geçiyordu.
Tekrar altını çiziyorum.
Bir devlet hesabından özel bir şirkete para gönderilmesi tek başına hukuka aykırı bir işlem yapıldığı anlamına gelmez.
Burada asıl sorulması gereken, ödemenin hangi sözleşmeye dayandığıdır.

Richard Grenell ve ABD Başkanı Donald Trump.
19 EKİM: TRUMP’A ERİŞİM VAADİ Mİ?
19 Ekim’de Axios yeni bir özel haber yayımladı.
Bu kez ortaya çıkan ayrıntı, 3 Mayıs 2025 tarihli olduğu ileri sürülen bir mesajdı.
Mesajın Richard Grenell tarafından Turhan Mildon’a gönderildiği iddia ediliyordu.
İçeriği ise son derece dikkat çekiciydi.
Mesajda, paranın ABD’deki şirkete ulaşmasının ardından Kennedy Center’a bağışın düzenleneceği, Mildon’un özel etkinliklere katılabileceği ve Trump yönetiminin üst düzey isimleriyle, hatta Başkan’la yakın temas kurabileceği belirtiliyordu.
Bu iddia doğruysa tartışmanın niteliği değişir.
Çünkü mesele artık yalnızca yapılmadığı ileri sürülen bir bağış değildir.
Bağış karşılığında siyasi erişim sağlanıp sağlanmadığı sorusu da gündeme gelir.
Ancak burada son derece önemli bir ayrıntı var.
Grenell mesajı gönderdiğini reddediyor.
Mesajın gerçekliği henüz kesin olarak doğrulanmış değil.
Beyaz Saray Hukuk Müşavirliği’nin de dijital kayıtları incelemekte olduğu bildiriliyor.
Dolayısıyla bugün bu mesajı kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmak doğru olmaz.
Axios’un aynı haberinde ikinci önemli bilgi de yer aldı.
17,6 milyon dolarlık transferin, Kongo hükümetiyle bağlantılı herhangi bir hesaptan değil, doğrudan Kongo Maliye Bakanlığı hesabından yapıldığı ileri sürüldü.
Bilgi, Axios’a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisine dayanıyordu.
İşte benim asıl dikkatimi çeken ayrıntı bu oldu.
Çünkü artık şu soruyu sormak gerekiyor:
Kongo Maliye Bakanlığı, Teksas’taki bir savunma ve teknoloji şirketine 17,6 milyon doları hangi sözleşme kapsamında gönderdi?
Bu paranın Kennedy Center’a yapılacağı ileri sürülen bağışla ilişkisi neydi?
Ve Turhan Mildon bu işlemde hangi sıfatla yer alıyordu?
20 EKİM: GRENELL’İN UNVANINDAKİ YENİ AYRINTI
Tam bu gelişmeler tartışılırken, 20 Ekim sabahı Patronlar Dünyası yeni bir haberi daha okurlarına duyurdu.
Kaynak bu kez The Daily Beast’ti.
Habere göre Richard Grenell, Trump’ın özel temsilciliği görevinin Şubat 2026’da sona erdiğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Grenell’in artık kurumda görev yapmadığını doğruladı. Ancak ayrılışın kesin tarihini teyit etmedi.
Peki, neden önemli bu gelişme?
Çünkü Grenell, ekim ayının ilk günlerinde sosyal medya paylaşımlarında hâlâ özel temsilci unvanını kullanıyordu.
Kamuoyunun bildiği resmî konumuyla fiili görevinin sona erdiği tarih arasında açıklığa kavuşturulması gereken bir farklılık bulunuyordu.
Ancak tarihleri birbirine karıştırmayalım.
Tartışmalı para transferi Mayıs 2025’te gerçekleşmişti.
Grenell’in özel temsilcilik görevinin sona erdiğini söylediği tarih ise Şubat 2026.
Dolayısıyla son gelişme, Mayıs 2025’teki transferin hukuka aykırı olduğunu göstermiyor.
Yalnızca Grenell’in görev süresi ve kullandığı unvan hakkında yeni sorular doğuruyor.

Richard Grenell ve ABD Başkanı Donald Trump.
15 GÜNDE NEREDEN NEREYE?
Şimdi bütün bu gelişmeleri yan yana koyalım.
12 Ekim’de New York Times, Mildon’un Venezuela’daki faaliyetlerini ve Washington ilişkilerini araştırdı.
13 Ekim’de Patronlar Dünyası, Habba ile Grenell arasındaki gerilimin Trump’a ulaştığını yazdı.
14 Ekim’de Axios, Kennedy Center bağışı nedeniyle Beyaz Saray’da inceleme başlatıldığını duyurdu.
17 Ekim’de New York Times, 17,6 milyon doların Kongo hükümetiyle bağlantılı hesaptan gönderildiğini bildirdi.
19 Ekim’de Axios, siyasi erişim vaadi iddiasını içeren mesajı ve Kongo Maliye Bakanlığı hesabına ilişkin yeni ayrıntıyı gündeme getirdi.
20 Ekim’de The Daily Beast, Grenell’in resmî görevinin aylar önce sona erdiğini ortaya çıkardı.
Bütün bunlar sekiz gün içerisinde yaşandı.
Daha geniş açıdan bakıldığında ise son 15 gün, bir Türk iş insanının uluslararası ilişkilerinin Washington’da nasıl kapsamlı bir tartışmaya dönüştüğünü gösteriyor.

Turhan Mildon, Donald Trump'ın eski avukatı ve danışmanı Alina Habba ile 27 Eylül'de evlenmişti.
İKİ YIL ÖNCE KONGO’YU SORUYORDUK, BUGÜN YİNE KONGO’YU SORUYORUZ
Bu dosyayı yaklaşık iki yıldır takip ediyorum.
Mildon ailesiyle ilgili araştırmalarımız sırasında ticari ilişkileri, kamu projelerini ve uluslararası bağlantıları sorguladık.
Şimdi aynı ailenin adı, ABD Başkanı’nın yakın çevresindeki bir tartışmada geçiyor.
Fakat ben bu gelişmeleri yalnızca Washington’daki siyasi anlaşmazlık üzerinden okumuyorum.
Benim dikkatimi çeken, dosyanın yeniden Kongo’ya uzanması.
Bir yanda Türkiye’de daha önce araştırdığımız Kongo bağlantılı ticari faaliyetler.
Diğer yanda Kongo Maliye Bakanlığı hesabından çıktığı bildirilen 17,6 milyon dolar.
Bunların birbirleriyle hukuken bağlantılı olduğu henüz gösterilmiş değil.
Ancak bu benzerlik, yeni belgelerin peşine düşmemiz için yeterince önemli.
Mildon’un avukatları, Grenell ve TX-AT’nin açıklamaları kadar Kongo hükümetinin vereceği yanıt da belirleyici olacak.
Çünkü burada üç temel sorunun cevabı hâlâ yok:
17,6 milyon dolar hangi iş için ödendi?
Bu ödemenin 5,6 milyon dolarlık bağış iddiasıyla bağlantısı neydi?
Turhan Mildon bu işlemin neresindeydi?
Bu soruların yanıtı bulunmadan hiç kimseyi suçlu ilan edemeyiz.
Masumiyet karinesi, yalnızca mahkeme salonlarında değil, haber merkezlerinde de geçerli olmalı.
Ancak aynı ilke, gazetecilerin kamu yararı taşıyan soruları sormasına engel değil.
Patronlar Dünyası olarak Mildon ailesinin uluslararası ticari ilişkilerine Türkiye’de ilk dikkat çeken yayınlardan biri olduk.
13 Ekim’de Washington’daki gerilimi Amerikan basınındaki ayrıntılı haberlerden önce duyurduk.
Şimdi de yeni belgelerin izini sürmek gerekiyor.
Benim için bu hikâyenin en dikkat çekici tarafı, dosyanın Washington’da ne kadar büyüdüğü değil.
İki yıl önce Kongo’daki ticari ilişkileri araştırırken sorduğumuz soruların, bugün Beyaz Saray’daki milyonlarca dolarlık bir tartışmanın ortasında yeniden karşımıza çıkması.
Görünen o ki bu dosyada henüz yanıtlanmamış çok önemli sorular var.
patronlardunyasi.com
















