İstanbul'da beton apartmanlar arasına sıkışan kültür envanterindeki tarihi bir köşkün yanışı, havadan çekilen bir fotoğrafın anlattıkları
Bu sabah uyandığımda bir haber gözüme takıldı. Haberin drone ile çekilmiş hava fotoğraflarına baktığımda, Kadıköy Merdivenköy Çavuş Kuşu Sokak'ta dört tarafı yüksek apartmanlarla çevrilmiş bir araziden dumanlar tütüyordu, İstanbul'un tarihi köşklerinden biri daha yanıp kül olmuştu. Peki bu yangın bana ne hatırlattı ?

Burak ARTUNER
Bu gece yarısı Kadıköy Merdivenköy’de, Çavuş Kuşu Sokak’taki üç katlı ahşap bir köşk alevlere teslim oldu. Saat 01.30 sıralarında çıkan yangında can kaybı ya da yaralanma yaşanmadı. Ancak köşk kullanılamaz hale geldi. Yangının çıkış nedeni henüz bilinmiyor.

Yanan köşkü biraz araştırıyorum...
Kültür Envanteri’nin 10 Aralık 2025’te güncellenen kaydında, üç katlı ahşap yapı olarak yer alıyor; kullanılmadığı belirtiliyordu.

Köşkün yenilenmeden önceki hali.
İBB Kültürel Miras haritasında da bulunan köşkün sahibi, geçmişte kimlerin burada yaşadığı ve bir restorasyon geçirip geçirmediği belirtilmiyor.
Ancak Vikipedi'de yaptığım kısa bir araştırmada köşkün yenilendiğini görüyorum. Özgür Arda Bayram tarafından köşkün yenilenmeden önceki hali ve sonraki halinin fotoğrafları çekilip Vikipedi'ye konulmuş...

Köşkün yenilenmeden sonraki hali.
TARİHLE BAĞIMIZ KOPUYOR
Bir zamanlar İstanbul’un Anadolu yakasında köşkler vardı. Bahçelerinde ağaçlar, pencerelerinde hayat, odalarında kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeler…
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Kemal Tahir’in, Reşat Nuri Güntekin'in, Sabahattin Ali'nin romanlarında karşımıza çıkan ailelerin izlerini taşıyan köşkler birer birer yok oluyor.
Yangından sonra dronle çekilen fotoğraf tam da bu yok oluşu anlatıyordu. Bu kısa yazıyı o fotoğrafı görünce yazmadan edemedim...
O geniş salonlarda konuşulanları, bahçelerde büyüyen çocukları, dağılan aileleri, değişen hayatları…

İSTANBUL'DA NELER OLDU ?
Sonra İstanbul büyüdü.
Arsalar değerlendi, bahçeler küçüldü, ağaçların yerini beton aldı.
Köşkler birer birer kayboldu. Ayakta kalanlarsa yüksek apartmanların arasında, geçmişten kalmış mahzun tanıklar gibi yaşamaya çalıştı.
Merdivenköy’deki köşk de betonların arasında direniyordu.
Ama bir yapının kültür envanterine girmiş olması, onu yaşatmaya yetmiyor.
Tarihî mirası korumak, yalnızca geçmişin fotoğrafını çekmek değil, onu geleceğe ulaştırabilmek demek.
Beton dökmek en iyi bildiğimiz işlerden biri, binaları yükseltmek...
Ama bir köşkün ahşabına sinmiş hayatı, bir pencerenin gördüğü manzarayı, bir bahçenin hatırasını yeniden yapabilmek mümkün müdür ?

Bu gece Merdivenköy’de bir köşk yandı.
Yanan sadece bir köşk deyip geçebilirsiniz ama;
Ben o köşkte "Bu yeni İstanbul'da çok sıkıldım, gitme vakti" geldi diyen çevresine, zamana uyum sağlayamayan eski İstanbul'u gördüm sanki...
Geçmişin, betonların kuşatması altında bir kez daha küle dönmesiyle hüzünlendim...
patronlardunyasi.com















