FED Başkanı Kevin Warsh ile Hazine Bakanı Scott Bessent'in faiz restleşmesi
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın faiz oranlarının tamamen piyasa dinamikleriyle belirlenmesi gerektiği yönündeki savunmasına karşılık, Hazine Bakanı Scott Bessent'in tahvil alımlarını iki katına çıkararak doğrudan müdahalede bulunması, Washington yönetiminde derin bir yaklaşım krizini ateşledi.

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh ile Hazine Bakanı Scott Bessent arasındaki görüş ayrılığı, finans piyasalarının geleceğine dair sert bir restleşmeye dönüştü. Warsh, finansal piyasaların ekonomik verilere doğrudan tepki vermesini ve faiz oranlarının serbest piyasa dinamikleri çerçevesinde şekillenmesini savunurken; Hazine Bakanı Bessent’in piyasalara müdahale etme konusundaki kararlı tutumu, Washington'ın finansal dalgalanmaları ne ölçüde tolere edebileceği sorusunu gündeme taşıdı.
Evercore ISI Başkan Yardımcısı Krishna Guha, müşterilerine gönderdiği analiz notunda, "Aktivist Hazine politikasının —iyi ya da kötü— en az merkez bankası politikası kadar belirleyici olduğu kritik bir dönemden geçiyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Guha’ya göre Warsh, ekonomiyi dengelemek için gerekli faiz seviyesini piyasaların belirlemesine izin verilmesini ve Fed'in geri planda kalmasını istiyor. Ancak yatırımcıların Bessent liderliğindeki Hazine’nin uzun vadeli faiz oranlarını yönlendirme çabalarını fark etmesi, Fed’in bu bağımsız yaklaşımını hayata geçirmesini zorlaştırıyor.
"HAZİNE TAHVİL ALIMLARINI İKİ KATINA ÇIKARIYOR"
ABD Hazine Bakanlığı, çarşamba günü yaptığı açıklamayla uzun vadeli tahvil geri alım miktarını iki katına çıkaracağını duyurdu. Bu hamle, 30 yıllık ABD tahvil getirilerinin 2007 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşarak piyasalarda sert bir satış dalgası yaratmasının ardından geldi. CNBC’ye açıklamalarda bulunan Hazine Bakanı Scott Bessent, piyasaya dönük adımların artabileceği sinyalini vererek ihraç başına tahvil geri alımlarının 4 milyar doların üzerine çıkarılabileceğini belirtti. Bessent, gerçekleştirilen müdahalenin temel amacının, Hazine’nin "tahvil getirilerinin ABD ekonomisinin mevcut temel göstergelerini doğru yansıtmadığı" yönündeki değerlendirmesini piyasaya net bir şekilde iletmek olduğunu ifade etti.
Fed Başkanı Kevin Warsh ise geçen ay düzenlenen Fed toplantısının ardından yaptığı açıklamada, uzun vadeli faizlerde yaşanan tırmanışın yatırımcıların ekonomik görünümü bağımsız bir şekilde değerlendirdiğinin bir kanıtı olduğunu vurgulamıştı. Warsh, piyasa aktörlerinin artık "hakeme değil, doğrudan topa odaklanmayı öğrendiklerini" belirterek, piyasa fiyatlamalarının yatırımcıların öngördüğü yön ve ölçüde serbestçe hareket etmesi gerektiğinin altını çizmişti. Ancak Fed’in bu kararlı duruşuna rağmen açıklamalardan hemen sonra uzun vadeli tahvil satışları hız kazandı. Karardan önce yüzde 5,09 seviyesinde bulunan 30 yıllık tahvil getirisi, ertesi sabah yüzde 5,21’e yükseldi ve ilerleyen haftalarda tırmanışını sürdürdü.
ETKİSİ SINIRLI KALDI
Hazine’nin tahvil alımlarını artırma kararının piyasalar üzerindeki rahatlatıcı etkisi oldukça kısa sürdü. 30 yıllık tahvil getirisi perşembe sabahı yeniden yüzde 5,25 seviyesine tırmanarak, Hazine’nin müdahale öncesindeki yüksek seviyelerine geri döndü. Uzun vadeli tahvil getirilerinin hızla yükseldiği bu süreçte Fed ile Hazine arasındaki stratejik fikir ayrılığı daha belirgin bir hal aldı. Warsh, yükselen faizleri piyasaların ekonomik dinamiklere verdiği doğal bir tepki olarak okurken; tırmanan tahvil getirileri hanehalkı ve reel sektör için borçlanma maliyetlerinin doğrudan artması anlamına geliyor. Axios’un analizine göre bu durum, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin daha düşük borçlanma maliyetleri sağlama ve ekonomik erişilebilirliği artırma hedefleriyle açık bir biçimde çelişiyor.
patronlardunyasi.com















