Kimileri onu çağımızın en büyük girişimcisi, kimileri ise en tartışmalı patronu olarak görüyor. Benim için ise Elon Musk’ın hikâyesini anlamak için “Sabah neden uyanıyorsun?” sorusuna bakmak lazım.
John D. Rockefeller tarihin ilk dolar milyarderi oldu. Kimilerine göre modern kapitalizmin en büyük dahilerinden biriydi, kimilerine göre ise rakiplerini ezerek büyüyen acımasız bir tekelci. Petrolle kurduğu imparatorluk onu dünyanın zirvesine taşıdı. Servetini dağıtma biçimi ise onu tarihin en büyük hayırseverlerinden biri yaptı. Aradan geçen onlarca yıla rağmen Rockefeller hakkında verilen hüküm hâlâ kesin değil.
Köle bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Yetim kaldı, çamaşırcılık yaptı, kendi geliştirdiği ürünleri kapı kapı dolaşarak sattı. Sonra yalnızca bir şirket değil, binlerce kadına ilham veren bir başarı hikâyesi yarattı. Madam C. J. Walker’ın hayatı, fırsat bekleyenlerin değil fırsat yaratanların hikâyesiydi.
Enzo Ferrari yarışlar kazandı, efsane otomobiller üretti, dünyanın en güçlü markalarından birini yarattı. Ama hayatındaki en büyük mücadele pistlerde değil, oğlu Dino’yu kaybettikten sonra yaşandı. Ferrari’nin hikâyesi biraz da geride kalanların ölümsüzlük arayışının hikâyesi.
Ray Kroc, Kaliforniya’dan gelen sıra dışı bir siparişin peşine düştüğünde 52 yaşındaydı. Karşısına çıkan küçük hamburger restoranında ise birçok kişinin göremediği bir şeyi gördü. Dünyanın en büyük markalarından birine dönüşecek bir iş modelini yarattı. McDonald’s’ın küresel yükselişinin arkasında işte bu vardı.
Birçok insan hata yapmaktan korktuğu için hiç başlamaz. Üzeyir Garih ise tam tersini düşünüyordu. Ona göre hata yapmamanın tek yolu hiçbir şey yapmamaktı. Türkiye’nin en önemli sanayi gruplarından birinin temelinde de işte bu cesaret yatıyordu.
Dünyanın konuştuğu teknoloji girişimcisiydi. 30 yaşındaydı. Sonra her şeyini verdiği, kurduğu Apple’daki gücünü kaybetti. Steve Jobs’un hayatındaki en büyük kırılma, yıllar sonra dünyanın en büyük geri dönüş hikâyelerinden birine dönüştü.
Soichiro Honda bir gün şöyle dedi: “Başarı, yüzde 99 başarısızlıktır.” Bu sözü söylediğinde artık dünyanın en büyük sanayicilerinden biriydi. Adını taşıyan milyonlarca otomobil ve motosiklet dünyanın dört bir yanında dolaşıyordu. Honda, başarıya giden yolu geriye dönüp baktığında zaferlerle değil, hayal kırıklıklarıyla hatırlıyordu. O defalarca ayağa kalkma hikâyesini yazan adamdı.