Dolar
49,7228
0,11%
Euro
55,8955
0,19%
Sterlin
66,6863
0,26%
Bitcoin
4.039.661
0,27%
BİST-100
11.220,37
-3,08%
Gram Altın
6.433,59
0,11%
Gümüş
54,6
-5,79%
Faiz
39,28
0,00%

Ertuğrul Özkök güreş minderine alınmayan Nesrin Baş ile yüzme bilmeden iki paralimpik altın madalya kazanan Umut Ünlü'nün hikâyesini anlattı

Biri Tokat’ın Turhal ilçesinde, “Kızlar güreş yapmaz, mindere çıkarlarsa abdestimiz bozulur” diyenlere meydan okudu. Diğeri Van’ın Gevaş ilçesinde, intiharın eşiğinden dönüp yüzme bilmeden başladığı sporda iki paralimpik altın madalya kazandı. Ertuğrul Özkök, Mustafa Koç Spor Ödülleri töreninde tanıdığı iki mucizenin hikayesini yazdı. 

22.10.2026 20:23 • Güncelleme: 22.10.2026 21:02
Ertuğrul Özkök güreş minderine alınmayan Nesrin Baş ile yüzme bilmeden iki paralimpik altın madalya kazanan Umut Ünlü'nün hikâyesini anlattı
16px
32px

Ertuğrul ÖZKÖK

Bir erkeğin ağzından bir kız için şöyle bir cümle duysanız ne hissedersiniz?

“O kız mindere çıkarsa biz çıkmayız. Abdestimiz bozulur.”

İrkilirsiniz, değil mi…

Önceki akşam bu cümleyi işittiğimde ben de irkildim.

Ama sonra hikâyenin devamı gelince sonunun iyi bittiğini gördüm ve rahatladım.

BU CÜMLE ŞİMDİ ANLATACAĞIM HİKÂYE İÇİNDE KÜÇÜK BİR AYRINTI

Bu cümleyi önceki akşam Mustafa Koç Spor Ödülleri töreninde işittik.

Ama anlatacağım hikâyenin içinde küçücük bir ayrıntı bu.

Anlattığımda siz de göreceksiniz.

Asıl hikâye, bu irkiltici cümleden çok daha önemli ve çok daha umut verici.

Yıllardır Koç Grubu’nun neredeyse bütün ödül törenlerine katılıyorum.

Yıllardır her törenden aynı duygularla ayrılıyorum.

BU DUYGUYU İKİ AİLENİN ÖDÜLLERİNDE HİSSEDİYORUM

100’üncü yılını dolduran Koç Grubu4nun çok sağlam bir kültürü var.

Çok sağlam jüriler oluşturuyor.

Ve öyle insanlara ödüller veriyor ki salondaki herkes “Tam yerini bulmuş” diyor.

Bu duyguyu bir de geçen yıl Aydın Doğan Ödülü, kısa süre önce aramızdan ayrılan Prof. İoanna Kuçuradi’ye verildiğinde hissetmiştim.

“FABRİKA VOLEYBOL” ADINI İLK DEFA DUYUYORUM

Üç kişiye verildi ödül.

Bunlardan birincisi, Yaşam Boyu Spora Katkı Ödülü’ydü.

Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’a verildi.

Kim ne diyebilir ki?

Bu ülkeye voleybol sevgisini aşılayan, kadın ve erkek voleybol takımlarımızın büyük başarılar elde etmesini sağlayan, kadın voleybolcuları bütün saldırılara karşı aslanlar gibi koruyan ve bugün bu ülkede, okullarda, ilçelerde on binlerce genç kızın voleybol oynamasını sağlayan insan.

Bütün bir millet olarak “Evet, ödül banko onun hakkı” diyebileceğimiz bir insan.

Önceki akşam bir şeyi daha öğrendim.

“Fabrika Voleybol” adı altında voleybol altyapı okulları açmışlar.

Benim gönlümün ödülü de ona.

BİRİ TURHAL’DAN, ÖTEKİ GEVAŞ’TAN İKİ OLAĞANÜSTÜ HİKÂYE

Öteki iki ödülü alan iki sporcunun ise olağanüstü birer hikâyesi var.

Biri Tokat’ın Turhal, öteki Van’ın Gevaş ilçesinden iki millî sporcumuzun insanı gururdan ağlatan hikâyeleri.

Önce olimpik kategoride Yılın Sporcusu Ödülü’nü alan Nesrin Baş’tan başlayayım.

Tokat’ın Turhal ilçesinde, altı kız kardeşin beşincisi olarak dünyaya gelmiş.

KIZIM, SENİN ELLERİN BÜYÜK GÜREŞÇİ OLMAK İSTER MİSİN?

Ortaokulda beden eğitimi dersinde voleybol oynarken öğretmeni ve güreş antrenörü Şenay Konaçoğlu, ellerinin büyüklüğünü görünce Nesrin’i yanına çağırıp şöyle demiş:

“Kızım, sen gel yanıma. Güreş yapmak ister misin?”

“Yapmak isterim ama ailem izin vermez” diye cevap vermiş.

Öğretmeni “Ben ailenle konuşur, ikna ederim” deyince Nesrin’in hikâyesi başlamış.

TOKAT KÜÇÜK YER KADINLAR GÜREŞ Mİ YAPAR?

Annesi “Ben evet derim ama bir de babasına sorun” diye cevap vermiş.

Devamını babasından dinleyelim:

“Karar almıştı. Nesrin benden habersiz başlamış zaten.”

İşte o andan itibaren zorluklar da başlamış.

“Bizim Tokat küçük bir yer.”

İlçede babasına gidip gelenler, “Kadınlar güreş mi yapar? Kadınlar spor mu yapar?” demeye başlamış.

“Bu spor biraz açık” diyenler olmuş.

Hatta babası izin vermediği için ilk müsabakasına gidememiş.

Nesrin o günleri şöyle anlatıyor:

“Çok ağlamıştım. Çünkü o zaman güreşi çok seviyordum ve güreşe gitmek istiyordum. Ama ‘Sana artık güreş yok’ demişti.”

KIZ KARDEŞLERİNİN YARDIMIYLA EVE GİZLİCE GİRİP ÇIKIYOR

Ama genç kız yılmıyor. Hatta inatlaşıyor.

“Her kadın yapıyorsa ben de yaparım” diyor.

Bunun sonucunda gizli gizli antrenmanlara gitmeye başlıyor.

“Mesela okuldan üçte çıkıyorduk, bizim dörtte antrenmanımız oluyordu. Biraz da karanlığa falan kalıyordum. Ablam kapıda bekliyordu. Gizli şekilde eve girip çıkıyordum.”

Ablası o günleri şöyle anlatıyor:

“Hani babam evdeyse, mesela mutfakta oturuyorsa biz mutfağın kapısını kapatıyorduk. Nesrin geçiyordu, ‘Ek dersten geldi’ diyorduk. Bu şekilde, yakalanmadan bir altı ay idare ettik babamızı.”

BABASI İKİNCİLİĞİNİ ÖĞRENİNCE KAHVEYE GİDİYOR VE NE DİYOR?

İşte tam o günlerde ilk başarı geliyor.

Nesrin, katıldığı ilk Türkiye Şampiyonası’nda ikinci oluyor.

İkincilik madalyasını alınca ilk olarak babasını arayıp “Baba, ben Türkiye ikincisi oldum” diyor.

Bu ikincilik en çok babasını sevindiriyor.

Haberi alınca doğru kahveye gidip arkadaşlarına şunu söylüyor:

“Kız çocuğundan güreşçi olur mu dediniz? Aha, oldu. Üstelik Türkiye ikincisi oldu.”

Aslında intikam soğuk içilen bir şerbettir ama babası çayını ısmarlıyor ve keyifle içiyor.

VE ANTRENMAN SALONUNDA O ABDEST BOZMA OLAYI YAŞANIYOR

Yıl 2017’ydi…

Evdeki sorun bitmiş ama dışarıda hiç beklemediği zorluklar çıkmaya başlamıştı.

Onun ve sporcu arkadaşlarının yolu hâlâ engellerle doluydu.

İlk zorluk, antrenman yaptığı salonda çıkacaktı.

Orada antrenman yapan erkek sporcular arasında “Bayan güreş yapmaz, bayan mindere girmez” diyenler vardı.

Bazı erkek sporcular daha da ileri giderek tavır koyuyordu:

“Bayanlar mindere çıktıktan sonra biz o mindere giremeyiz, abdestimiz bozulur” diyorlardı.

Yani antrenman yapacakları salona sokulmuyorlardı.

HOCAMIZ BİR İKİ MİNDER BULUP BİZİ ÇALIŞTIRIYOR

Millî güreşçimiz o günleri şöyle anlattı:

“Gerçekten çok zorlandık. Salona almıyorlardı. Şener Hoca, büyük bir yetimhane gibi bir yere iki üç tane minder koymuştu. Bizi o şekilde çalıştırmıştı.”

MUTLU SON: BİZE KARŞI ÇIKAN ARKADAŞLARIMIZ ŞİMDİ BİZİ TEBRİK EDİYOR

Ama aradan yıllar geçti. Şampiyonluklar geldi.

Nesrin’in ilk zamanlarda alınmadığı o antrenman salonunda şimdi kocaman bir resmi var.

Nesrin’den sonra gelen kız çocukları o salonda antrenman yapıyor.

Ve Nesrin, o döneme ait hikâyesini şu cümlelerle bitiriyor:

“O bizi istemeyenlerin, kadın güreşine karşı çıkanların çoğu şu an bizi tebrik ediyor. Bu da bizi mutlu ediyor yani.”

GURUR KÖŞESİNDE ASILI MADALYALAR

Şimdi onun madalya köşesinde şunlar asılı:

Avrupa şampiyonalarında iki altın, bir gümüş, bir bronz madalya.

Dünya Güreş Şampiyonası’nda bir gümüş madalya.

U23 dünya şampiyonalarında üç altın, bir bronz madalya.

U20 Dünya Güreş Şampiyonası’nda bir altın madalya.

U20 Avrupa Şampiyonası’nda bir altın madalya.

Nesrin, kovulduğu salondaki mindere işte boynunda bu altın madalyalarla döndü.

KADIN MİLLÎ TAKIMIMIZIN MAYOLARINI ÇOK BEĞENDİM

Mustafa Koç Spor Ödülleri töreninde ödülünü alırken karşımızda, çok güzel elbisesiyle çok modern görünen ve harika konuşan bir kız vardı.

Hepimiz ayakta alkışladık.

Bu arada videoda gördüğümüz kadın millî güreş takımımızın mayoları çok güzel ve estetikti.

Kim tasarladıysa tebrikler…

ÜÇÜNCÜ SPORCUMUZ NESRİN KADAR ŞANSLI DOĞMADI

Gecede ödül alan üçüncü sporcumuz, Nesrin Baş kadar şanslı doğmamıştı.

Van’ın Gevaş ilçesinde engelli olarak doğan bir çocuktu.

Elleri ve ayakları ampute…

İki bacağı dizden aşağı yok.

Ellerini tam kullanamıyor.

Hayat ona önce derin bir umutsuzluk, sonra ondan çok daha derin bir azim vermiş.

Adı Umut Ünlü…

Türkiye Paralimpik Yüzme Millî Takımı’nın yüzücüsü.

Hikâyesini kendisi o kadar güzel ve heyecanla anlatıyor ki ben aradan çekilip sözü ona bırakıyorum.

HAYATININ EN DRAMATİK ANI: İNTİHARA TEŞEBBÜS

Çocukluğunun ilk yılları hastanelerde, ağır tedaviler ve ameliyatlarla geçti.

“İşi olmayan, işe gidemeyen bir bireydim ve maddi durumum da çok yetersizdi. Çalışmıyordum da. Her şey çok kötüydü. Hiçbir şey üretmiyordum. Çaresiz, bitmiş, tükenmiş bir bireydim.”

Tam o günlerde hayatının en dramatik anı gelir.

İntihara teşebbüs eder ama hayatta kalır.

MADEM ÖLEMİYORUM GÜZEL ŞEYLER YAPAYIM

İşte o gün karar verir:

“Ölemedim, bari hayatımı güzel biçimde ilerletmeyi deneyeyim.”

Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’na bir e-posta gönderir ve “Ben spor yapmak istiyorum” der.

Federasyona her gün böyle yüzlerce mesaj gelmektedir.

Onun federasyonla yazışmaları da böyle başlar ve bir melek ona sihirli değneğiyle dokunur.

Ve peri tozları içinde yepyeni bir hayat başlar.

O melek, Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’ndan bir antrenördür.

Dr. Duran Aslan’dır.

Paralimpik Millî Takım yüzme antrenörü.

YÜZME BİLMEYEN ÇOCUK ÜÇÜNCÜ AYDA AVRUPA VE DÜNYA BARAJLARINI GEÇTİ

Ama ortada bir sorun vardır.

Umut hayatında hiç suya girmemiştir ve yüzme bilmemektedir.

Devamını antrenöründen dinleyelim:

“Umut’un ilk antrenmanlarında şunu gördük: Çok hızlı öğreniyor. Yaklaşık üçüncü veya beşinci derste kendi başına yüzmeye başladı. Üçüncü ayda Avrupa ve dünya barajlarını geçiyordu…”

Hayat artık Umut için bambaşka bir anlam taşımaktadır.

“O e-postadan sonraki her günüm inanılmaz geçti.”

İşte böyle diyor.

İLK YARIŞTA HER ŞEYİ BİTİREBİLECEK HÜSRAN

Ama bu havuz ona yeni bir hedef de vermiştir.

Artık yalnızca yüzmek değil, millî takımda yarışmak istiyordu.

O azimle yarışa da girdi.

Ne var ki bu yarış çok talihsiz, hatta her şeyi bir anda bitirebilecek bir hüsranla sonuçlandı.

Avrupa ve dünya barajlarını geçmişti ama ilk yarışında, normalde 50–55 saniyede yüzeceği bir mesafeyi beş dakikada yüzebildi.

HOCAM, ÖLÜYORDUM 50 METREYİ ZOR YÜZDÜM

Ondan çok umutlu olan antrenörü, o anı şöyle hatırlıyor:

“Yarış bitti, benim başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor. Herkese duyurmuşum, bütün antrenör arkadaşlara: Bu çocuk rekorlar kıracak, şampiyon olacak falan. Yarışı zor bitirdi. ‘Umut, ne oldu? Sana ne oldu böyle?’ dedim.”

Umut’un cevabı:

“Hocam, ölüyordum ben de… 50 metreyi zor yüzdüm…”

ANTRENMANDA MONTUMUN FERMUARINI BİLE ÇEKEMİYORDUM

Hocası o an anlıyor ki Umut fiziksel olarak istediği her şeyi yapabilir ama psikolojik desteğe ihtiyacı var.

Bu alanda uzman arkadaşlarından destek alıyor.

“Ben önceden antrenmana gittiğimde montumun fermuarını çekemezdim. Duran Hoca beni soyunma odasına koyardı. Montumu verirdi, fermuarımı çekene kadar çıkmama izin vermezdi. Böyle böyle bana hayatı öğretti aslında. Benim bir ihtiyacım olduğunda onu karşılıyordu. Mesela tavuk yemem gerekiyordu. Maddi durumum olmadığı için tavuk alamıyordum. Duran Hoca kendi cebinden her hafta bana 10 kilo tavuk getiriyordu. Hemen eve götürüyordum, annem pişiriyordu.”

ALTINCI AYINDA ALTI TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ

19 yaşında intiharın eşiğinden dönen bir insanı hayatın şimdi getirdiği yer şu:

Yüzmeye başladıktan sonraki altıncı ayında Türkiye şampiyonu oldu. Üstelik ilk girdiği yarışlarda altı Türkiye birinciliği kazandı.

Ve yüzmeye başladıktan sonraki beşinci yılında, 2024 Paris Paralimpik Oyunları’nda iki altın madalya…

AKÜLÜ ARABAM AYAKKABIDAN PAHALI, BEN DE KEYFİNİ ÇIKARIYORUM

Şimdi geriye baktığında şunu görüyor:

“Ayaklarım yok, ellerim yok ve ben önceden bunlardan utanırdım. Ellerimi göstermek istemezdim, kendimi saklardım. Metrobüse, Marmaray’a, metroya binmek nedir bilmiyordum. Evden dışarı da çıkmıyordum. Şimdi tek başıma yurt dışına bile gidip gelebiliyorum.”

Ya ruh hâli?

“Kendimi engelli olarak görmüyorum. Akülü arabam var… (Gülerek) Ayakkabılardan daha pahalı bir araç. Onun için daha keyifli oluyor.”

Ve çok etkileyici bir cümle:

“Son üç dört yıldır engelli olduğum için üzüldüğüm tek bir anım bile olmadı.”

TEK SIKINTIM SUYA BATAMAMAK

Konuşmasında çok ilginç bir şey söyledi.

Programın sunucusu “Peki, bir sıkıntınız, probleminiz var mı?” diye sorunca şu cevabı verdi:

“Tek sıkıntım suya batamamak. Ayaklarım ampute olduğu için ayakları olan insanlar gibi suya dalamıyorum. Batmıyorum yani. Böyle olunca havuzda bir şey düşürdüğümde dalıp çıkaramıyorum.”

ÖDÜL TÖRENİNE SİYAH KRUVAZE TAKIMLA GELDİ

Umut Ünlü ödül almaya o akülü arabasıyla geldi.

Üzerinde siyah, çok şık bir kruvaze takım elbise vardı.

Siyah gömleğinin üzerine kravat takmıştı.

Nesrin Baş gibi o da kendine has, harika bir stil yaratmıştı.

ARTIK HER GÜNÜMÜ EN GÜZEL GÜN OLARAK YAŞIYORUM

Yaptığı konuşmada o sözünü tekrarladı:

“Ben artık her günümü en güzel gün olarak yaşıyorum…”

Baktım, ön sırada Koç ailesinin bütün üyeleri tam kadro oturuyordu.

Hepimiz bu üç insanı ayakta, yüreğimizden gelen en kuvvetli duygularla alkışlıyorduk.

Aramızdan bazıları ağlıyordu…

Bu kapkaranlık dünyada bize hâlâ umut veren güzel şeyler oluyor…

Tabii Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Alpaslan Erkoç ile Türkiye Millî Paralimpik Komitesi Başkanı Murat Aksu’yu da çabaları için kutluyorum.

patronlardunyasi.com

benzer haberler
A Milli Takım'da Sergen Yalçın'la 4 yıllık sözleşme
A Milli Takım'da Sergen Yalçın'la 4 yıllık sözleşme