Enerji şirketlerinden zamma tepki
Elektrik Üreticileri Derneği Başkanı Önder Karaduman, doğalgaz zamlarının özel elektrik üreten şirketleri zor durumda bıraktığını savunurken, AB Enerji Ajansı'na fiyatları şikayet edeceklerini açıkladı.

Elektrik Üreticileri Derneği Başkanı ve Ak Enerji Genel Müdürü Önder Karaduman, doğalgaz zamlarının özel elektrik üreten şirketleri zor durumda bıraktığını savunurken, Avrupa Birliği (AB) Enerji Ajansı'na, Türkiye'deki fiyat yapısına ilişkin bir dilekçe göndererek, şikayette bulunacaklarını bildirdi.
Karaduman, özel elektrik üretim şirketlerinin katıldığı toplantıda, doğalgaza yapılan zamlara ilişkin durum değerlendirmesi yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti: 'Biz bu noktalara gelmeden önce Sayın bakanımızı çeşitli defalar uyarmıştık. (Bizim için tehlike çanları çalıyor.
Biz sizden elektriğe zam talep etmiyoruz. Ancak doğalgazın üzerinde hiçbir ülkede bulunmayan ÖTV var. Elektrikte TRT payının hükümet programınızda olduğu gibi kaldırılmasını istiyoruz. Ayrıca iletim bedellerinin eskisine göre 3 misli arttığı unutulmamalı. Bunlar kaldırıldığında hem elektrik ucuzlayacak, hem özel sektör olarak yaşayacağız) dedik. Ancak maalesef bu mücadelesinde çok başarılı olamayan Sayın Bakan bize hak verdiğini, ÖTV'de hemfikir olduğunu, TRT payının olmaması gerektiğini iletti.'
'DEVLET, HAKİM GÜCÜNÜ KÖTÜYE KULLANIYOR'
Önder Karaduman, AB Enerji Ajansı'nın gerçek maliyet esasına dayalı bir üretim modeli üzerinde enerji piyasasını yönlendirdiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: 'Türkiye'de ise fiyatlar gerçek maliyet esasına göre olmuyor. Çünkü TRT, ÖTV gerçek maliyet değil. Bunlar AB'nin süreci içinde kesinlikle düzeltilecek konulardır. Şimdi aramızda şöyle bir karar aldık; AB Enerji Ajansı'na Türkiye'de gerçek olmayan fiyat yapısını bir dilekçeyle, hatta dernek müdürümüzü Brüksel'e göndererek bir nevi şikayette bulunacağız. Diyeceğiz ki; (Türkiye'de liberal enerji politikası böyle yürüyor)
Gerçek maliyete dayalı bir enerji politikası olmadığını, devletin özel sektörle rekabet eder duruma getirildiğini, tabiri caizse devletin hakim gücünü kötüye kullandığı şeklinde durumu izah etmeye çalışacağız. Zaten AB Enerji Ajansı'nın birinci prensibi, gerçek maliyete dayalı fiyatlar üzerinden liberal fiyatların oluşturulmasıydı. TEDAŞ'ın ve Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş.'nin bütçeleri şeffaf değil. Bütçeler Hazine'ye dayalı. Onların bütçelerinin bilançoları da bizim gibi ortaya çıkarılsa o zaman görülecek.'
'LİMİTLERİMİZ ÇOK ZORLANDI'
Karaduman, Türkiye'de elektrikte bir politika olmadığını savunarak, konuyu AB'ye iletmeden önce her şirketin kendi hesabını yapacağını, ancak zarar eden santralin zararına çalıştırılamayacağını söyledi. Doğalgaz zamlarının özel elektrik üreten şirketleri çok sıkıştırdığını, bir yıldır Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e defalarca anlattıklarını kaydeden Karaduman, 'Bununla ilgili hepimizin limitleri çok zorlandı. Her türlü riski üzerine alan özel sektör maalesef artık kapanma noktasına gelmiştir. Yine Yap-İşlet-Devret'ler galip çıkmıştır' diye konuştu.
Karaduman, zarar eden santrallerin kapatılması dışında sanayiciye uygulanan tenzilat oranlarının düşürülebileceğini belirterek, 'Santraller kapatıldığında ise sanayicileri kendi portföyümüzden çıkarıp, tekrar TEDAŞ'a yönlendirmek zorunda kalacağız. O takdirde sanayici ucuz elektrik alamayacak' dedi.
'ÇÖZÜM KONUSUNDA ÜMİTSİZİZ'
Önder Karaduman, sorunun çözümü konusunda ümitsiz olduklarını dile getirerek, 'Türkiye'de enerjide bir otorite boşluğu olduğu düşüncesindeyiz. Türkiye çok ciddi bir şekilde arz güvenliğiyle karşı karşıyadır' şeklinde konuştu.
SPK’nın son kararında iki ayrı hisse soruşturması nedeniyle suç duyurusu listesine giren Jorma Juhani Alanne’nin, Finlandiya sermayeli Aura Portföy’ün yönetiminde görev yaptığı belirlendi. Şirketin yüzde 8,79’u Finlandiya merkezli Taaleri Investments’a ait. Fon soruşturmasının Finlandiya bağlantısı daha önce TBMM’de de gündeme gelmiş, Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablasının Helsinki Büyükelçiliğine atanması ve Emre Tezmen’in Finlandiya’daki görevi hakkında sorular yöneltilmişti.
#SPKFon soruşturmasında gündeme gelen milyon dolarlık yurt dışı transferleri, Türkiye’deki finansal denetim sistemini yeniden tartışmaya açtı. Mevzuata göre 50 bin doları aşan belirli transferlerde bankaların 30 gün içinde bildirim yapma yükümlülüğü bulunuyor. Ancak bu bildirim, Merkez Bankası’nın her işlemi önceden onayladığı anlamına gelmiyor. Peki, bankalar neyi kontrol ediyor, MASAK ne zaman devreye giriyor ve şüpheli bir para transferi nasıl durduruluyor?















