Çocuklar için şiddetin gölgesinde değil vicdanlı bir medya sorumluluğu
Çocukların gözlerinde geleceğin ışığını gördüğümüz, seslerinde ise yarının heyecanını duyduğumuz, onları şiddetin, korkunun ve yanlış haber temsillerinin gölgesinden uzak tutmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu hatırlatarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz.

Halide TONGA
Çocuklar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz canlı mesajlardır. Bu söz ABD'li eğitimci ve yazar Neil Postman'a ait. Medya teorisyeni de olan Postman aslında kültür eleştirisi yaparken çocukların yalnızca bireysel bir varlık değil, toplumun değerlerini, korkularını ve umutlarını taşıyan en kırılgan temsilciler olduğunu vurguluyordu. Ona göre bir toplumun çocuklara nasıl baktığı, onları nasıl anlattığı ve hangi hikayelerin içine yerleştirdiği, o toplumun geleceğe neyi miras bırakmak istediğini açıkça ortaya koyar.
SALDIRILARIN GÖLGESİNDE BİR BAYRAM
Bu nedenle çocukları medyada nasıl temsil ettiğimiz aslında yarına ne bırakmak istediğimizle de doğrudan ilgili. Doktora yıllarımda konuyla ilgili bir çalışmamda çocuk ve medya içeriklerinde "şiddet, saldırgan, katil, ölüm/öldürme, gasp" gibi kelimelerin ne kadar fazla olduğuna dikkat çekmiştim.
Ve bugün maalesef kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün armağan ettiği "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı"nı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları ve sonrasında yaşanan gelişmelerin gölgesinde karşılıyoruz. Aynı kelimeler çocuklarla ilgili haberlerde hala gündemde.
ÇOCUKLARIN MEDYADA TEMSİLİ TOPLUMSAL BİR SORUMLULUK
Çocuklar çoğu zaman birer özne olmaktan çıkıp haberin dramatik unsuru haline geliyor, hikayeleri eksik, sesleri kısık, hakları görünmez kalıyor. Oysa çocukların medyada temsili, yalnızca bir anlatım tercihi değil, aynı zamanda toplumsal vicdanın, etik sorumluluğun ve geleceğe bakışımızın da aynası. Mahremiyetin korunması da bu vicdanın bir parçası.
MEDYADA GÖRÜNMEZ OLAN GÖRÜNÜR OLUR
Diğer taraftan ise şiddet konusu haline gelmiş bir çocuğun olayı nasıl işlediğine dair bilgilerin ve görüntülerin yoğun ve tekrar eden bir şekilde sunulması bu tarz davranışların normalleşmesine yol açabilir. Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, “Televizyon görünmez olanı görünür kılar ama çoğu zaman önemli olanı görünmez hale getirir” savını ortaya attığında henüz internet bu kadar yayılmamıştı.
YASAL DÜZENLEMELER YOLDA
Medyanın dili, seçilen görseller, metinler ve olayların sunuş biçimi, toplumsal davranışlar ve kararlar üzerinde doğrudan etkili bir sorumluluk alanı oluşturur. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı ve AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas da dün yaptığı açıklamada, dijital dünyada çocukların korunması, bilinçlendirilmesi ve yönlendirilmesi gerektiğini, ticari içeriklerle olumsuz alanlara çekilmelerine karşı ise yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmayıp bunun toplumsal ve kurumsal bir sorumluluk olduğunu söyledi. Yasal düzenlemelerle ilgili çalışmaların sürdüğünü de belirtti.
ÇOCUKLAR İÇİN İNTERNET NE DEMEK?
Çocuklar için internet dünyası kimi zaman bir oyunda kendine yer edinmeye çalışan, hiyerarşide bir konum elde etmeye çalışan profil, kimi zaman sosyal medyada bir simülasyon içerisinde varlığını hissetmesine sebep olan sayfa, kimi zaman bambaşka bir dünyanın gerçekle hiçbir zaman buluşması mümkün olmayan bir hayali.
AİLELER DE ÖĞRENMELİ
Aileler için sorumluluk büyük. Ebeveynlerin özellikle çocuklarının tüm dijital mecralarında güvenlik ayarları, varsa aile sınırı konulması, şifreleme sistemleri, arama alışkanlıkları gibi bilgilere sahip olması önem taşıyor. İnternetten kaçınmak mümkün olmadığına göre interneti birlikte ve sağlıklı şekilde aynı zamanda denetim ve gözetimle kullanmanın yollarına başvurmak gerekir.
Tüm dünya çocuklarının hem dijitalde hem de gerçek hayatta korunması, bilinçle ve sorumlulukla büyümesi, yalnızca geleceğin değil bugünün de bizler için ses olduklarının unutulmaması dileği ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun…
patronlardunyasi.com















