CEO'luğu bırakan yönetime giremeyecek
Almanya'daki en büyük şirketlerin yönetim kurullarında üst üste patlak veren yolsuzluk skandalları hükümetin şirketlerin yönetim kurullarına ilişkin yeni düzenlemeler getirmesine neden oldu.

Financial Times gazetesinin manşetten duyurduğu habere göre bundan sonra Alman şirketlerindeki CEO'ların görevlerinden ayrıldıktan sonra şirketin yönetim kurulu üyesi olarak kalma şansı ortadan kalkıyor.
Üzerinde çalışılan yeni kısıtlamalara göre, koltuklarını bırakan icra kurulu başkanları, yürütmede söz sahibi olmadığı halde yönetim kuruluna girip şirket için kritik kararların altına imza atma şansı kalmayacak. Bu girişim Volkswagen ve Siemens'te yaşanan yönetim kurulu skandallarına karşı bir tepki olarak değerlendiriliyor. Angela Merkel'in başında olduğu Hıristiyan Demokratik Birliği Partisi tarafından geliştirilen inisiyatifin bir çok Alman yöneticide "artık daha da yukarı merdivenlere tırmanma günlerinin sona erdiği" fikri uyandırdığı belirtiliyor.
Siemens ve Volkswagen skandalları Merkel'i tetikledi
Geçen kasım ayının ortasında elektronik devi Siemens'in dünya çapında gizli hesaplar yoluyla 265 milyon dolar dolandırıcılık yaptığı ortaya çıkmış, şirketin yönetim kurulu üyelerinin de bu yolsuzluklarda haberdar olduğu iddia edilmişti. Sonrasında hakkında soruşturma açılan ve 7'si tutuklanan Siemens yöneticilerinin bu parayı İsviçre ve Avusturya'daki hesaplara aktardığı ortaya çıkmıştı.
Siemens'in eski CEO'su olan ve görevinden ayrıldıktan sonra 2004 yılında Siemens'in yönetim kuruluna seçilen Thomas Ganswindt'in İsviçre ve Avusturya'daki gizli hesaplardan haberdar olduğunun ortaya çıkması ise skandalı daha da alevlendirmişti. Hatta Siemens'in Finlandiyalı cep telefonu devi Nokia ile birleşme planları da bu neden dolayı sarsıntıya uğradı. Nokia ve Siemens bu hafta içinde yaptıkları açıklamalarda birleşme planlarının yolsuzluk soruşturmaları gerekçesiyle olumsuz etkilendiğini duyurdu. Ülkenin en büyük otomotiv üreticisi olan Volkwagen'de ise 2005 yılının yazında yönetim kurulu üyelerine şirketin yeniden yapılandırılmasına ilişkin kritik kararları kabul etmeleri için rüşvet verildiği ortaya çıkmıştı.
Hatta hayat kadınlarının bile rüşvet olarak kullanıldığı durumu iyice içinden çıkılmaz bir hale getirmişti. O zamandan bu yana hakkında açılan yolsuzluk davaları ile baş etmeye çalışan Volkswagen'in o dönem yönetim kurulunun başında Klaus Volkert bulunuyordu. Skandalın patlak vermesiyle birlikte istifaya zorlanan Volkert, şirketteki rüşvet skandalının merkezindeki isim olarak gösterilmişti. Bir başka Alman şirketi olan enerji devi E.ON ise Avrupa Birliği Komisyonu tarafından fiyat sabitlemede yolsuzluk yaptığı yönünde suçlamalala karşı karşıya kalmıştı.