Bankacılık sektörü kredi-mevduat faiz makasının asimetrik etkisiyle net faiz gelirini ikiye katladı
Bankacılık sektörü, indirim sürecine rağmen faizlerin hala yüksek olduğu ortamda kredi-mevduat faizleri arasındaki makasının yol açtığı asimetri sayesinde net faiz gelirini rekor düzeyde artırdı. Kredilerden aldığı faizi daha sınırlı, mevduata verdiği faizi ise daha fazla düşürmesi sektörün kârını büyüttü.

Merkez Bankası, sıkı para politikasında kontrollü ve kademeli gevşeme ile Aralık 2024’te yüzde 50’den yüzde 47,5’e indirerek başladığı indirim sürecinde politika faizini bu yıl şubat sonuna kadar olan dönemde toplam 13 puan indirdi. Politika faizindeki düşüş mevduata büyük oranda yansırken, kredi faizlerine yansıma sınırlı kaldı.
Özellikle ticari ve tüketici kredi faizleri, politika ve mevduat faizlerindeki düşüşe tam paralel inmedi. Aralık 2024’te sektör ortalamasında yüzde 65,2 olan ihtiyaç, konut, taşıt toplamında tüketici kredisi faizi 9,5 puanlık düşüşle Şubat 2026’da yüzde 56,7’ye; ticari kredi ortalama faizi de 10 puanlık düşüşle yüzde 60,2’den yüzde 50,2’ye inerken, tüm vadeler ortalamasında TL mevduat faizi ise 12,4 puan düşerek yüzde 56,1’den yüzde 43,7’ye indi.
Mevduat ile tüketici kredisi faizi arasındaki aleyhteki makas 9,1 puandan 12 puana; ticari kredi faizi ile aradaki de 4,1 puandan 6,5 puana çıktı. İndirimlere rağmen faizler hala yüksek kalırken, süreç bankaların net faiz marjını (spread) geniş tutmasını sağlayarak asimetrik etki yarattı. Mevduat-kredi faiz farkı, bu yıl ilk iki ayda bankaların kârlılığını (net faiz geliri) güçlü şekilde destekleyen ana faktör oldu. Gelinen aşamada bankaların hem tüketici kredisi hem de ticari kredi faizleri hâlâ oldukça yüksek seviyelerde.
BANKALARIN NET FAİZ GELİRİNDE YÜZDE 101 ARTIŞ
İndirim sürecinde faizde kredi-mevduat makasının açılması, bu yılın ilk iki ayında bankacılık sektörü net faiz gelirini rekor düzeyde büyüttü. Faiz geliri ve giderindeki artışlar arasındaki 18,8 puanlık farkla sektör net faiz gelirini ikiye katladı. Geçen yılın aynı dönemine göre kredilerden alınan faizlerin sektör toplamında hacmi yüzde 32,4 artışla 975,5 milyar liraya ulaşırken, mevduat ve katılım fonlarına verilen faiz/ kâr paylarının toplamı yüzde 13,6 ile enflasyonun çok altında bir artışla 855,7 milyar lira oldu.
Diğer faiz/kâr payı gelirleri ile birlikte bu alandan elde edilen toplam gelir yüzde 26,2 artışla 1 trilyon 497,9 milyar liraya ulaşırken, diğer faiz/kâr payı ödemeleri ile birlikte bu nitelikteki toplam gider sadece yüzde 11,5 artışla 1 trilyon 107,1 milyar lirada kaldı. Böylece sektörün iki aylık “net” faiz/kâr payı geliri geçen yıla göre yüzde 101,1 oranında 196,4 milyar liralık artışla 390,8 milyar liraya ulaştı.
Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, ocak-şubat dönemleri itibarıyla bankaların tüketici kredilerinden aldığı faizlerin yüzde 34,9 artışla 137,7 milyar, kredi kartlarından aldığı yüzde 30 artışla 91,7 milyar, taksitli ticari kredilerden yüzde 40,8 artışla 135,2 milyar ve diğer kredilerden elde ettiği faiz/kâr payı gelirlerinin de yüzde 30,5 artışla 610,9 milyar lira olduğu belirlendi.
İki ayda 390,8 milyar liralık net faiz gelirine ulaşan sektör, takipteki alacaklar için 86,5 milyar lira özel provizyon ayırdı. Bu dönemde toplam 388,5 milyar liralık faiz/kâr payı dışı gelir elde eden sektörün faiz/kâr payı dışı gideri de 433,1 milyar lira oldu. Diğer bir kalem olarak bankacılık sektörünün, sermaye piyasası ve kambiyo işlemleri ile olağanüstü gelir kalemlerinin iki aydaki toplam neti ise 35,6 milyar liralık bir zarar yazdı. Ocak-şubat döneminde vergi öncesi kârı yüzde 49,9 artışla 224 milyar lira olan sektör, 54,6 milyar liralık vergi provizyonu sonrası 169,4 milyar lira ile geçen yılın eş dönemine göre yüzde 43,3 daha yüksek net kâr açıkladı.
FAİZ MAKASININ ASİMETRİK ETKİSİ
Bankalar, kredi faizlerini politika faizi + risk primi üzerinden çok hızlı ve esnek şekilde yukarı çekebiliyor. Özellikle ticari kredilerde risk primi yüksek olduğu için faizler daha sert yükseliyor. Mevduat faizleri ise rekabet nedeniyle çok fazla yükseltilmiyor.
Merkez Bankası’nın TL mevduatı teşvik eden zorunlu karşılık uygulamaları ve bazı düzenlemeler, bankaların mevduat maliyetini görece düşük tutmasına imkân veriyor. Bankalar, repo, tahvil ihracı gibi daha ucuz fonlama kanallarını mevduata tercih ederek ortalama maliyeti baskılıyor. Klasik “faiz makası” stratejisi ile faizde gelir tarafı (kredi) çok hızlı yükselirken, gider tarafı (mevduat) yavaş yükseliyor. Bunun sonucunda bankalar fonlama maliyetindeki artıştan daha fazla gelir elde ediyor. Bu yılın ilk iki ayında net faiz gelirindeki ikiye katlanmanın ana kaynağını bu durum oluşturuyor.
Merkez Bankası’nın indirim sürecinde bankaların, kredi faizlerini risk primiyle birlikte hızla yukarı çekerken, mevduat maliyetlerini rekabet ve regülasyonlar sayesinde daha kontrollü tutabildiği görülüyor. Bu durum, sektörün kısa vadede çok güçlü bir kârlılık sağlarken, uzun vadede bu makasın sürdürülebilirliği, enflasyonun seyri, Merkez Bankası politika adımları ve mevduat rekabetine bağlı bulunuyor. Makasın aşırı açılmasının, ileride regülatör müdahalesi veya müşteri tepkisi riskini de beraberinde getirebileceği belirtiliyor.
Öte yandan uzmanlar, yüksek faiz ortamının tam olarak bitmediği, sadece dozajının azaldığını belirtiyor. Politika faizindeki yavaşlama ve enerji fiyatları, jeopolitik riskler nedeniyle artan küresel belirsizlikler dolayısıyla 2026’nın kalan döneminde faiz indirimlerinin daha temkinli devam etmesi bekleniyor.
patronlardunyasi.com















