Almanya'nın en zengin 500'ündeki üç Türk'ün ardında, Almanya-Türkiye hattındaki 65 yıllık bir ekonominin hayatları nasıl değiştirdiğinin hikâyesi var
Manager Magazin’in Almanya’nın en zengin 500’ü listesinde Uğur Şahin, Özlem Türeci ve Hakan Koç var. O insanların geçmişlerini geriye doğru okuduğumda servetten daha ilginç bir tablo çıktı. Ford işçisinin oğlundan bir Anadolu doktorunun kızına, Almanya’dan Türkiye’ye dönen emekli anne-babanın roaming faturasından doğan teknoloji şirketine… Üç isim, Türkiye’den Almanya’ya 65 yıl önce başlayan göçün ekonomide geldiği yeni noktayı gösteriyor.

Toygun ATİLLA
Manager Magazin Almanya’nın en zengin 500 kişi ve ailesini açıkladı.
Listede Türkiye kökenli üç isim var.
Uğur Şahin ve Özlem Türeci.
Servetleri 3,8 milyar euro.
71’inci sıradalar.
Bir de Hakan Koç var.
AUTO1’i birlikte kurduğu Christian Bertermann ile hesaplanan servetleri 1,2 milyar euro. 200’üncü sıradalar.
Ben bu haberi okuduğumda, Almanya ile Türkiye arasında 65 yıldır gidip gelen insanların hayatına uzandım.

FORD İŞÇİSİNİN OĞLU
Uğur Şahin 1965’te İskenderun’da doğdu.
Dört yaşındayken annesiyle Köln’e gitti. Babası Ford’da işçiydi.
Türkiye ile Almanya arasındaki işgücü anlaşmasının imzalanmasının üzerinden henüz birkaç yıl geçmişti.
Almanya fabrikalarına işçi arıyordu.
Türkiye’den insanlar gidiyordu.
Şahin ailesi de o göçün içindeydi.
Bugün Ford işçisinin oğlunun BioNTech’teki doğrudan ve dolaylı payı yaklaşık yüzde 17,2. ABD sermaye piyasası kayıtlarında 41,4 milyonun üzerinde hisse görünüyor.

Bebek Özlem Türeci, annesi Şule Yurdakul, babası Yurdanur Türeci ve teyzesi ile
ÖZLEM TÜRECİ’NİN HİKÂYESİ FARKLI
Özlem Türeci’yi de aynı “işçi ailesi” kalıbına sokmak yanlış olur.
Babası İstanbul’dan Almanya’ya giden bir doktordu.
Aşağı Saksonya’daki küçük Lastrup kasabasında Katolik hastanesinde cerrah olarak çalışıyordu.
Türeci çocukluğunu hastanenin içinde, hastalar ve rahibeler arasında geçirdiğini anlatıyor. Bir dönem rahibe olmayı bile düşündüğünü söylemişti.
Sonra tıp okudu.
Uğur Şahin’le tanıştı.
2001’de Ganymed’i kurdular.
2016’da Astellas’a sattılar.
2008’de kurdukları BioNTech ise onları dünya çapında tanınan bilim insanlarına ve milyarder girişimcilere dönüştürdü.
Şimdi üçüncü kez başlıyorlar.
2026 sonunda BioNTech’in yönetiminden ayrılıp yeni mRNA şirketlerine geçecekler. BioNTech de yeni şirkete teknoloji ve hak aktaracak.
HAKAN KOÇ’TA İSE ÇOK DAHA İLGİNÇ BİR AYRINTI BULDUM
Hakan Koç, Christian Bertermann ile AUTO1’i 2012’de kurdu.
İkinci el otomobili bir otomobil işinden çok veri işine çevirdiler.
Koç bunu yıllar önce çok basit anlatmıştı:
Bir otomobili detaylı biçimde kayıt altına alıyor, onu veri setine dönüştürüyor ve böylece sınırlar arasında ticareti yapılabilir hale getiriyorlardı. 2017’ye gelindiğinde 800 bin müşteri ve 35 bin ticari ortağa ulaşmışlardı.
AUTO1 büyüdü.
Borsaya gitti.
Koç milyarderler listesine girdi.
Fakat ikinci şirketinin çıkış noktası bana daha ilginç geldi.

ANNE-BABASI TÜRKİYE’YE DÖNÜNCE…
Hakan Koç’un anne ve babası emekli olduktan sonra Türkiye’ye dönüyor.
Koç ve kardeşleri onları ziyaret etmeye başlıyor.
Bir sorunla karşılaşıyorlar:
Roaming faturaları.
Türkiye Avrupa Birliği roaming alanının dışında.
Koç daha sonra bu tecrübesini anlatırken, anne-babasını ziyaret ettiklerinde telefon maliyetlerinin ne kadar yüksek olduğunu fark ettiklerini söylüyor.
Ve şöyle düşünüyor:
Bu yalnız bizim sorunumuz değil.
Türkiye ile Almanya arasında yaşayan yüz binlerce ailenin sorunu.
Yeni şirketi 1GLOBAL’in çıkış noktalarından biri işte bu deneyim oluyor.
2022’de Pyrros Koussios ile şirketi kuruyor.
Ardından İngiliz Truphone’un varlıklarını satın alıyorlar. İşlem İngiltere, Almanya ve ABD’de ulusal güvenlik incelemelerinden geçiyor. Şirket eSIM ve küresel mobil bağlantı altyapısına yöneliyor.
Şimdi hikâyenin başladığı yere dönelim.
Hakan Koç’un ailesi bir zamanlar Türkiye’den Almanya’ya gitmişti.
Anne-babası emekli olunca Türkiye’ye döndü.
Oğulları ise iki ülke arasında gidip gelirken yaşadıkları sorundan yeni bir teknoloji şirketi çıkardı.
Bence zenginler listesindeki en güzel ayrıntılardan biri bu.
MEĞER MESELE ÜÇ KİŞİ DE DEĞİLMİŞ
Biraz daha araştırınca bunun istisnai üç biyografi olmadığını gördüm.
Alman Startup-Verband’ın 2025 araştırmasına göre Almanya’daki startup kurucularının yüzde 14’ü ülke dışında doğmuş.
Almanya’da milyar dolarlık değerlemeye ulaşmış unicorn şirketlerin kurucularında ise oran yüzde 23.
BioNTech ve AUTO1 tesadüfen aynı zenginler listesine girmiş iki şirket değil.
Startup-Verband yıllardır ikisini de Almanya’nın göçmen kökenli girişimcilerinin yarattığı şirketlerin önde gelen örnekleri arasında sayıyor.
Üstelik tabanda da hareket devam ediyor.
Destatis’in geçen ay güncellediği rakamlara göre yalnız 2025 yılında Türk vatandaşları Almanya’da 1.716 yeni ana işletme kurdu.
BİR LİSTE, ÜÇ AYRI KUŞAK
O nedenle ben bu habere artık “Almanya’nın en zenginleri arasına üç Türk girdi” diye bakmıyorum.
Şahin’in babası Ford işçisiydi.
Türeci’nin babası Anadolu’dan değil İstanbul’dan gelen bir doktordu.
Koç ise Almanya’da yetişen işçi göçü kökenli yeni girişimci kuşağının temsilcilerinden biri.
Üçünün ortak noktası servetlerinin kaynağı değil.
Serveti üretme biçimleri.
Miras aldıkları büyük bir Alman sanayi şirketi yok.
Biri mRNA’yı ürüne çevirdi.
Diğeri otomobili veriye çevirdi.
Sonra ailesinin Türkiye-Almanya arasında yaşadığı telefon sorununu başka bir teknoloji şirketine çevirdi.
Almanya’ya Türk işçi göçünün üzerinden 65 yıl geçti.
İlk kuşak fabrikaya girdi.
Sonraki kuşak üniversiteye.
Şimdi onların arasından çıkan bazı isimler patentin, şirketin ve sermayenin sahibi.
patronlardunyasi.com















