Dolar
45,2208
-0,04%
Euro
53,2223
0,62%
Sterlin
61,5921
0,50%
Bitcoin
3.691.350
0,00%
BİST-100
14.911,82
2,87%
Gram Altın
6.838,759
3,16%
Gümüş
77,6
6,55%
Faiz
41,05
-0,41%

15 milyon $’a kurduğum gözbebeğimi kapattım

Denizli'de fabrikalar kapılarına birer birer kilit vuruyor milyon dolarlık makineler susuyor.

23.11.2008 15:44
Haberi paylaşın
15 milyon $’a kurduğum gözbebeğimi kapattım
16px
32px

Sanayinin lokomotif kentlerinden Denizli'de son 1 yılda resmi rakamlara göre 5 bin, gayriresmi rakamlara göre ise 10 bin kişi işini kaybetti. Krizden ağır hasar alan Denizli'de fabrikalar kapılarına birer birer kilit vuruyor milyon dolarlık makineler susuyor

Birkaç yıl öncesine kadar dünyaca ünlü içgiyim markası Victoria's Secret'a mal üreten Gökhan Tekstil'in sahibi Gökşin, makinelerin tozunu siliyor: Şimdi bu makineleri satmaya çalışıyoruz. Oysa bu fabrika bin kişiyi doyuruyor, 3 vardiya çalışıyordu

Sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın gündemi şu iki kelimeden oluşuyor: Ekonomik kriz... “Delip geçmez teğet geçer,” “Hamdolsun üstesinden geliriz”, “Bizim bankalarımız sağlam” sözleri arasında Türkiye de küresel ekonomik krizin etkisinde kendisine bir rota arıyor.

Başbakan konuşuyor, bankalar kendini savunuyor, sanayici feryat ediyor, işçi-memur eller şakakta ay sonunu getirmek için kara kara düşünüyor, esnaf sevgili bekler gibi müşteri yolu gözlüyor.

Kimi iktisatçılar “Panik havası yaratmayın, Türkiye bu krizden de alnını akıyla çıkar” derken kimileri ise daha temkinli: “Bu sefer ki ekonomik kriz diğer krizlere benzemiyor, acil önlemler alalım.”

Peki, tüm sözleri bir kenara bırakıp Türk sanayisinin lokomotif kentlerindeki iş adamlarına, esnafa, girişimcilere kulak kabarttığımızda nasıl bir tablo çıkacak karşımıza? İşte bu sorunun cevabını bulmak için gazetemiz yazarlarından Necati Doğru ve foto muhabiri arkadaşımız Burak Kara ile bir yol haritası belirledik. İlk durağımız geçen yıl 2.5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren havlunun, çarşafın başkenti Denizli...

2 bin yıllık bir tekstil geleneğinden gelen Denizli'de hava ağır. Kurşun gibi. Ama bunun nedeni ekonomik krizin şehrin üstüne karabasan gibi çökmesi değil, hava kirliliği. Son 2 yıldır kent merkezinde, 4 yıldır da sanayi tesislerinde doğalgaz kullanılırken, nereden çıktı bu ağır kömür kokusu? Bu soruya aldığımız ilk yanıt Denizli'de bizi nelerin beklediğinin de habercisi gibiydi: “Doğalgaza gelen zamlardan sonra fabrikalar da evler de bir bir doğalgazdan kömüre geçiyor!”

Denizli'de umutlu olanlar, 'Krizi fırsata dönüştüreceğiz, 2009 Denizli'nin yılı olacak' diyen de var '15 milyon dolara aldığım iplik fabrikabımı kapattım, işçileri çıkardım'diyen de... Gördük ki Denizli'de fabrikalar bir bir kapılarına kilit vuruyor milyon dolarlık makineler susuyor. 50 bin tekstil işçisine sahip kentte resmi rakamlar son 1 yılda 5 bin tekstil işçisinin işini kaybettiğini söylüyor gayri resmi rakamlara göre ise bu rakam 10 bin. Yani her beş işçiden biri işini kaybetmiş durumda. Kiminle konuşsak, “Bu rakam artar mı?” sorusuna 'evet' yanıtı alıyoruz.

15 milyon $'a kurduğum gözbebeğimi kapattım

Çok değil bundan 2 yıl öncesine kadar dünyaca ünlü iç giyim markası Victoria's Secret'a mal üreten Gökhan Tekstil'in sahibi Ahmet Gökşin, “Sadece bu firmaya yıllık ihracatımız 7 milyon dolardı. Ama son iki yıldır onlar da mallarını Uzakdoğu'da yaptırıyor” diyor sonra da ekliyor: “Sanılıyor ki Denizli'ye kriz birkaç ay önce geldi. Hayır! Denizli 4 yıldır krizin pençesi altında. Denizli tekstil üreticisinin belini düşük kur politikası kırdı. Maliyetler yükseldi, yüksek faiz düşük kur politikası nedeniyle kârsız satışlar yapıldı. Niçin? Ayakta kalmak için. Ama bir de buna şimdi küresel ekonomik kriz eklendi. Pazar daraldı. Ben de ister istemez 2 iplik fabrikamdan birini, 1996'da 15 milyon dolarlık yatırımla kurduğum göz bebeğimi kapatmak zorunda kaldım. 200 işçimi çıkarttım. Diğer iplik, dokuma, boyama ve konfeksiyon entegre tesisimden ise geçen hafta 150 kişi çıkardım. 2003'te her iki fabrikamda 1600 kişi çalışıyordu, şimdi bu rakam 950.”

1.000 kişiyi doyuran bu makineler satılık

Kapanan iplik fabrikasını geziyoruz. Ahmet Gökşin'in oğlu Gökhan Gökşin eliyle makinelerin tozunu siliyor: “Şimdi de bu makineleri satmaya çalışıyoruz. Oysa eskiden bu fabrika 1000 kişiyi doyuruyor 3 vardiya soluksuz çalışıyordu. Ama finans problemine bir de pazar daralması eklenince... Bu durum kaçınılmaz oldu.”

İşçiler kart batağında işten atılan seviniyor

Ahmet Gökşin 2007'de 22 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini, 2009 da ise bu rakamın en iyimser tahminle 15 milyon dolar olacağını söylüyor:

“3 yıldır Soft Cotton adıyla kendi markamızı yarattık ve Dubai, İran, Rusya, Körfez ülkeleri gibi başka pazarlara açılmaya başladık. Ama kapasitemizi planlı olarak daraltıyoruz. Eskiden fabrikamdan 3-5 kişi çıkar sonra yerlerine başkaları girerdi. İlk kez bu yılın başında 200 kişiyi birden işten çıkarttım. Çok zordu. Tüm işçileri topladım, durumu anlattım. Hepsinin yüzü düştü. Ancak geçen hafta 150 kişiyi işten çıkartırken tuhaf bir şey oldu. Aralarında işten çıkarıldığı için sevinenler vardı. Nedenini sordum, işçilerin hepsi kredi kartı batağı içinde. Alacakları tazminatla kredi kartı borcunu ödeyeceklermiş. Eskiden işçi işini kaybettiğinde üzülürdü, şimdi seviniyor. Nereden nereye?”

Fabrikama aylık 330 bin YTL doğalgaz faturası geldi 750 bin euro ödeyip gazdan kömüre geçiyoruz

Tekstil işçilerinin en büyük umudu işsizlik sigortasından alınan para. 600 gün primi olan asgari ücretli 6 ay, 900 gün primi olan 8 ay, 1080 gün primi olan ise 10 ay işsizlik sigortası adı altında 320 YTL alıyor. Bu para da işsiz kalanlara kısa süreli nefes almayı sağlıyor. Ya 6 ay sonra? Gökşin, krizin işte o zaman gerçek etkilerini göreceğimizi söylüyor: “Tekstil sanayicisinin belini kıran, uluslararası alanda rekabet gücünü zayıflatan enerji girdileri. Çözüm olarak ne yaptım? 3 vardiyayı 2 vardiyaya düşürdüm. Elekriğin en pahalı olduğu 15.00-23.00 saatleri arasında fabrikada makineler susuyor. Geçen ay 330 bin YTL doğalgaza ödedim. 330 bin YTL! 4 yıl önce 250 bin euro ödeyerek fabrikalarımı kömürden doğalgaza geçirmiştim. Şimdi 750 bin euro harcayarak tekrar kömüre dönüyoruz. Bunu sadece biz değil birçok fabrika yapıyor. Çünkü hesap ettik, 1 ton buharın maliyeti doğalgaz ile 40 doları kömürle 20 doları buluyor.”

Gökşin tüm bu olumsuz tabloya rağmen panik havasının yaratılmaması gerektiğinin altını çiziyor: “Piyasaların beklediği IMF ile anlaşılması. Global krizin en büyük nedeni güvensizlikten kaynaklanıyor. Reel sektör unutuldu, hükümet bizleri hatırlasın, teşvik etsin. İşletmeleri ayağa kaldırsın. Çünkü hepimiz aynı geminin içindeyiz.”

“Dolar 1.5 YTL'nin altına inmesin” diye dua ediyorum

Denizli'nin en köklü tekstil firmalarından Ozan Tekstil'in sahibi Zafer Katrancı, krize rağmen umutlu bir tablo çiziyor. Bir dönem Denizlispor Kulübü Başkanlığı da yapan Katrancı, Ozan Tekstil'i 35 yıl önce kurmuş. Bugün ise 3 fabrikasında 3 bin kişi çalışıyor. 150 dönüm arazi üzerine kurulu dev tesisinde görüştüğümüz Katrancı diğer Denizlili iş adamları gibi krizi son 3-4 yıldır zaten yaşadıklarını söyledi: “Hükümetin para politikası ihracatçıyı çok sarstı. ABD'den başlayıp Avrupa ülkelerinde devam eden ve Asya'ya doğru uzanan ekonomik krizden elbette Denizli de nasibini aldı, alacak. Son 2 aydır kurun yükselmesi ise biraz olsun biz ihracatçılara nefes aldırdı. Doların 1.5, euronun ise 2 YTL'nin altına inmemesi için dua ediyorum.”

Katrancı, krize rağmen bir tek işçisini bile çıkarmadığının altını gururla çizdi: “3 bin işçimin 2 bin 500'ü kadın. 2008 yılını 1 yıl önceden görüyorduk. 2009'u da şimdiden görebiliyorum. Diyorum ki, 2009 bu yıldan çok daha iyi olacak! Evet küresel krizden dolayı siparişler azalabilir ama Denizli havlu, bornoz, çarşaf üreten bir şehir. Havlularımızın satış fiyatı 6 euro. Avrupalı tasarrufa gidecektir ama başka kalemlerden gidecektir. 6 eurodan tasarrufa gideceğini düşünmüyorum. Hatta alışveriş merkezlerine gidenler, alışveriş hobisini bizim mallarımızla bile giderme yolunu tercih edebilir. 2009 Denizli için aydınlık bir yıl olacak.”

Şu an sarı ışık yanıyor bence yeşile dönecek

Katrancı, Ozan Tekstil olarak 2007'de 90 milyon dolar, 2008'de ise 70 milyon dolar ihracat yaptıklarını söyledi ve ekledi: “2009 hedefimiz 100 milyon dolar. 2008'deki daralmayı önceden öngördüğümüz için ihracatımızı düşürdük. Hesabımızı kitabımızı ona göre yaptık. Ekonomi trafik lambasına benzer. Şu an sarı yanıyor. Sonraki ışık ya yeşil olacak ya kırmızı. Işığın yeşile döneceğine inanıyorum.”

FABRİKADAKİ 3 BİN ÇALIŞANIN 2 BİN 500'Ü KADIN

Ozan Tekstil'de çalışan 3 bin işçinin 2 bin 500'ü kadınlardan oluşuyor. Katrancı, kadın işçilerin Denizli'deki verimi büyük ölçüde artırdığına dikkat çekerek, “Denizli'nin tekstil birikimi fark yaratıyor. Bunda kadınlarımızın emeği çok büyük” dedi.

Denizli'de evler boşaldı ev sahipleri kiraları indiriyor

Denizli Ticaret Odası Meclis Başkan Yardımcısı Mehmet Gökçe, Denizli'deki ekonomik daralmayla ilgili çok çarpıcı bir örnek verdi: “Denizli'de işten çıkarmalardan sonra kent boşalmaya başladı. Her yerde kiralık, satılık ev ilanları var. Artık iş öyle noktaya geldi ki Denizli'de son bir yıldır ev kiralarına zam gelmiyor aksine ev sahipleri indirime gitmek zorunda kalıyor.”

Gökçe'ye küresel krizi soruyoruz, “Biz zaten yanıyorduk” diyor: “Denizli, düşük kur nedeniyle zaten krizdeydi. Buna finansal kriz eklendi. Bankalar çok ketum. Geri aramalar başladı. Ya kredi faizlerini yükseltmek istiyorlar ya da ek teminatlar. İhracat pazarlarındaki talep azaldı, durgunluk başladı. Ciddi bir krizle karşı karşıya olduğumuz kesin. 2009'u yok sayıyoruz. Ancak ölecek miyiz? Hayır! Herkes başının çaresine bakacak. Firmalar küçülüyor, yeni pazar arayışları başlıyor. Hükümet de bir an önce önlemlerini almalı. Vergilerin ertelenmesi, işçi sigorta primlerinin ödenmesinde yeni bir yapılanmaya gidilmesi bile tüm esnafa, tüccara, sanayiciye kredi vermek demektir.”

Zor durumdaki firmalara borcunun % 10'u kadar kredi verilsin, nefes alalım

Denizli'de tekstil sektörünün duayenleri arasında DEBA (Denizli Basma) Yönetim Kurulu Başkanı Esat Sivri gösteriliyor. 75 yaşındaki işadamı, 34 yıl önce DEBA'yı 17 bin lira sermaye ile kurduklarını söyledi: “Güvendiğim ve benim 'namuslu diktatörlüğüm' altında toplanmayı kabul eden 100'ü aşkın arkadaşımla yola çıktık. 250 işçimiz vardı. Çalıştık, çabaladık. Entegre olduk, ihracat kanallarımızı geliştirdik. Ama yine geldi kriz çattı. Denizli'de her gün tezgahlar kapanıyor. Bugün 500 işçimiz var. Çok değil birkaç ay öncesine kadar 100 işçimizle yollarımızı ayırdık, daha doğrusu onlar bizi bıraktı. ABD'ye olan satışlarımız neredeyse bitti. Müşteri gidiyor ve gidince onu geri getirmek zordur.”

Hükümete öneri

Sivri, hükümete de şu öneriyi getiriyor: “Çalışabilecek firmalara hükümet, borcunun yüzde 10'u kadar kredi versin. Bunu istismar edenlere de yüklü cezalar getirsin. Bu bile sektörün nefes almasını, önünü görmesini sağlar.”

Son dönemde Denizli'de en iyimser tahminle 5 bin kişi işini kaybetti

Denizli Sanayi Odası Genel Sekreteri Bülent Uygun içinde bulunulan panik havasından bir an önce kurtulmak gerektiğini söylüyor ancak çok karamsar bir tablo çiziyor: “Kimi zaman sipariş var, pazar var ama finansal daralma yüzünden çark dönmüyor. Elimizdeki rakamlar son dönemde 3 bin 500 kişinin işten çıkarıldığı yönünde. Ama Eylül ve Ekim ayları buna dahil değil. İyimser bir tahminle bu rakam toplamda 5 bini bulur”

1200 üyeli Denizli Sanayi Odası'nın Genel Sekreteri Bülent Uygun Denizli'de 146 bin SSK'lı olduğunu belirtiyor: “Bunun 50 bini tekstil sektöründe çalışıyor. 50 binin yarısı da kadın. Denizli'ye güç katan zaten kadın ve genç istihdamın fazla olması. Dünyanın en zor beğenen ülkelerine ihracat yapmak kolay değil. “Tekstil Batı'da başladı, Doğu'ya kaydı” denilerek Türkiye'de tekstil sektörü gözden çıkarılmak isteniyor. Oysa 2 bin yıllık bir geçmişi var tekstilin Denizli'de. Buradaki insanların genlerine yerleşmiş.”

Uygun, Denizli sanayisinin gelişmesinde üç önemli milatın olduğunun altını çiziyor: “Birincisi elektriğin gelmesi, ikincisi Sümerbank İplik Fabrikası'nın açılması, üçüncüsü ise 80'lerin ortasında Özal teşvikleri. Ama gelinen noktada yüzler gülmüyor. Denizli zaten düşük kur nedeniyle krizdeydi bir de buna küresel mali kriz eklendi. Bankalarda panik havası var. Oda olarak Denizli'de şubesi olan 50'nin üzerinde banka müdürleriyle toplantı yaptık. Onları dinledik. Gördük ki kamu bankaları daha yapıcı. Kredi almış iş adamlarından ek teminatlar isteniyor, faizler yükseltilmeye çalışıyor. Borcuna karşılık ihracat gelirlerine el koyan bankalar var. Bu durum özellikle küçük işletmelere ağır darbeler vutuyor. Çekleri kıramadıkları için hammadde alınamıyor, kimi zaman sipariş var, pazar var ama finansal daralma yüzünden çark dönmüyor. Elimizdeki rakamlar son dönemde 3 bin 500 kişini işten çıkarıldığı yönünde. Ama Eylül ve Ekim ayları buna dahil değil. İyimser bir tahminle bu rakam toplamda 5 bini bulur. Bu panik havasından kurtulmamız şart. Tüm bu zorluklara rağmen Denizli bir çıkış yolu bulacaktır. Denizli kolay kolay 'havlu'atmayacaktır. Ve tekstile bağımlı olan Denizli sektör çeşitliliğine yöneldi. 2003 te ihracatın yüzde 80'ini tekstil oluştururdu, şimdi bu rakam yüzde 52'ye düştü. Şimdiden sanayicimiz yeni pazarlar arıyor. Haritada yerini gösteremeyeceğimiz ülkelere ihracat yapanlar var.”

Felaket tellallığı yapılmasın, derdimiz para kazanamamak

Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Raşit Güntaş Denizli tekstilinin 'doğal bir küme'olduğunu ve kendiliğinden meydana geldiğini belirtiyor: “Denizli, Özal'la birlikte 80'li yıllarda ihracat hamlesini ilk gören merkezlerden oldu. Bu kentin ciddi tekstil kazanımları var. Denizli'deki firmaların çoğu aile şirketi yapısındadır. Firma sahipleri 24 saat işinin başındadır. Ama bu krizden etkilenmemek mümkün değil. Az hasarlı atlatmak için ise acil kararlar alınıp uygulanmalı. Yangın neredeyse su oraya dökülsün. Hükümet bir paket ortaya koysun. IMF'yse IMF. Eximbank'ın kredi ayağı güçlendirilmeli. Ama bu arada felaket tellallığı yapılmasın. 2 yıl önce batan şirketler sanki bugün batmış gibi gösteriliyor. Sıkıntımız var ama iş sıkıntımız yok. Derdimiz para kazanamak.”

Bülent Günal/Vatan