Bollinger, Neue Zürcher Zeitung gazetesine verdiği röportajda, bu tür bir sicilin Alman, ABD, Birleşik Krallık, Hong Kong ve Singapur gibi finans merkezlerinde zaten var olduğunu hatırlattı. Ona göre böyle bir uygulama, mesleki yükümlülüklerini ihlal eden finans profesyonellerinin sektörde “başka bir kapıdan” işe dönmesini engelleyerek sistemin şeffaflığını artıracak.
MEVCUT SİSTEM GENİŞLETİLSİN
CEO, İsviçre’de hâlihazırda yönetim seviyesinde bir yeterlilik kontrolü sistemi bulunduğunu ancak bunun “daha geniş bir sicille” desteklenmesinin sektöre uzun vadede fayda sağlayacağını belirtti. Bollinger, benzer modellerin uluslararası alanda başarıyla uygulandığını vurguladı.
SWISNESS GÜVEN VERİYOR
Bollinger, röportajda ayrıca İsviçre bankalarının sahip olduğu küresel itibara da değindi. UBS gibi büyük bankaların ABD’ye taşınabileceğine dair spekülasyonlara rağmen, “Swissness” yani İsviçre kimliğinin istikrar ve öngörülebilirlik arayan uluslararası müşteriler için hala önemli olduğuna dikkat çekti.
MALİ SONUÇLAR
Julius Baer, 2025 yılını 764 milyon İsviçre frangı net kârla kapattığını açıkladı. Bu sonuç, bir önceki yıla göre %25’lik bir düşüşe işaret etse de analist beklentilerini aştı ve bankanın yıla dair toparlanma sinyallerini destekledi.