Dolar
43,6222
0,16%
Euro
51,6411
0,38%
Sterlin
59,4888
0,60%
Bitcoin
3.063.367
9,76%
BİST-100
13.521,96
-0,49%
Gram Altın
6.962,75
3,20%
Gümüş
77,93
5,13%
Faiz
35,06
0,00%

99 yıl önce İstanbul'dan ABD'ye gitmek isteyen bir Türk'e 'Koca Kafa'lı denilerek vize verilmemişti

ABD'nin vize alacaklar için geçen hafta duyurduğu 'Sosyal Medya'yı herkese açık hale getirme şartı, bundan 99 yıl önce İstanbul'dan ABD'ye gitmek isteyen ama 'Kafan kocaman' denilerek absürt bir gerekçeyle ABD vizesi verilmeyen Pazarola Hasan'ın hikayesini hatırlattı.

08.02.2026 05:28Güncelleme: 08.02.2026 05:39
99 yıl önce İstanbul'dan ABD'ye gitmek isteyen bir Türk'e 'Koca Kafa'lı denilerek vize verilmemişti
16px
32px

Burak ARTUNER 

İstanbul'daki Amerikan konsolosluğu, 1927 yılında vize başvurusunu son derece ilginç bir gerekçeyle reddetti: Ailesiyle beraber Amerika'ya gitmek isteyen Pazarola Hasan'ın kafası fazla büyüktü ve koca kafalıların Amerika'ya girmesi katiyetle mümkün değildi!

Amerika Birleşik Devletleri, 19 ve 20'nci yüz yıllarda da sahip olduğu imkanlar nedeniyle dünyanın pek çok yerinden olduğu gibi Türkiye'den de insanların gitmeye çalıştığı bir ülkeydi. Gerek 19, gerekse de 20. yüzyılda, Türkiye'den Amerika'ya göçler olmuş, göçmenlerin çoğunu gayrimüslimler teşkil etmişti.

1920'li yılların sonuna doğru Türkiye'den, Amerika'ya gitmek isteyen bir gayrimüslim ailenin göç macerasını, ünlü tarihçilerimizden Vahdettin Engin de yazmıştı. Beyoğlu'nda, Yemişçi Sokak'ta ikamet eden Madam Topara'nın kocası, yerleşmek amacıyla 1927 yılında Amerika'ya gitmişti. Orada bir süre kaldıktan sonra ailesini de yanına almak istedi. Bunun üzerine Madam Topara, her şeyini sattı ve yol hazırlıklarına başladı. Amerika'ya gidecekler için önceden bir liste hazırlanıyor, listede adları ön sıralarda yer alanlar Amerika'ya daha evvel gitme hakkını kazanıyorlardı.

LİSTEYE YAZILABİLMEK İÇİN ARACI BULDU 

Madam Topara, kocasının yanına bir an önce gidebilmek için listenin ilk sıralarında yer almanın çarelerini aradı. Bu amaçla, Amerika ile ticari ilişkileri olan Mikail Efendi adlı tüccar ile temas kondu. Mikail, Madam Topara'ya şunları söyledi: "Ben tüccarım. Böyle şeylerden anlamam. Ama sana birisini bulayım. O işini halleder"

Kadının kabul etmesi üzerine, Mikail, Madam Topara'nın işini halledecek adamı buldu. Topara adama 100 dolar yani o günkü döviz kuruyla 185 lira ödeyerek kendisinin ve iki çocuğunun adını Amerika'ya gidecekler listesinin ön sıralarına yazdırdı.

ABSÜRD RET GEREKÇESİ 

Fakat listeye girmiş olmak Amerika'ya gitmek için yeterli değildi. İşin bu aşamasında, Amerikan konsolosluğunun, bu ülkeye gitmek isteyenler hakkında yaptığı ön incelemeden de başarıyla çıkmak gerekiyordu. Madam Topara araştırmanın bir gereğiolarak iki çocuğumu yanına alıp Amerikan konsolosluğuna gitti. Orada kendisini son derece üzen ve şaşırtan tuhaf bir durumla karşılaştı. Konsolosluk görevlileri, büyük oğlu Hasan'ın Amerika'ya gitmesinin mümkün olmadığını söylemişlerdi. Çok şaşıran ve telaşlanan Topara sebebini sordu, kendisine 'Oğlunun kafası normalden çok büyük. Böyle acayip kimseler Amerika'ya giremez. İstersen sen küçük oğlun ile git' cevabı verildi.

100 yıldan uzun bir süre ABD İstanbul Başkonsolosluğu olarak hizmet veren Beyoğlu Tepebaşı'ndaki Corpi Sarayı.

ARACIYA DAVA AÇTI 

Büyük hayal kırıklığı yaşayan kadın, seyahatten vazgeçti ama aldatıldığı hissine kapılarak işin peşini bırakmamaya karar verdi. Kendisini dolandırdığı iddiasıyla Mikail Efendi hakkında ikinci ceza mahkemesinde dava açtı. Dava gerekçesinde Tüccar Mikail, "Bizi Amerika'ya gönderme vaadiyle kandırıp 100 dolarımızı aldı. Fakat göndermeyi başaramadı. Paramı iade etmesini istiyorum" dedi. 

BERAAT KARARI ÇIKTI 

Dava görüşülürken Mikail'in avukatı, müvekkilini "Evet böyle bir para aldık ve karşılığında da Madam'ın işini hallettik. Yani listeye yazdırdık. Fakat oğlunun kafası büyükse bizim ne kabahatimiz var" diye savundu. Hakim, bu tuhaf dava karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Mahkeme sonunda  Mikail Efendi'nin 'emniyeti suistimal suçlamasından beraatine karar verdi. 

Madam Topara'nın hayalleri suya düşmüştü. Hem parasını kaptırmış, hem Amerika'ya gidememiş, hem de oğlunun koca kafası yüzünden ABD'ye alınmadığı haberleri ile bütün İstanbul'a rezil olmuştu.

Fakat oğlu Hasan kısa sürede İstanbul'un ilgi odağı olmuştu. İstanbul’da Unkapanı’nda doğduğu ve orada yaşadığı bilinen Pazarola Hasan Bey dönemin meşhur dergisi Haftalık Mecmua’ya da kapak olacak kadar ünlendi. Esnafa söylediği işin rast gitsin anlamındaki “Pazar Ola” temennisi ile Pazar Ola Hasan olarak anılmaya başlandı. 

Bir rahatsızlık sonucu kafatası vücuduna oranla oldukça büyük olan Pazarola Hasan Bey’e ailesi kafasına göre bir fes bulmakta da büyük zorluk yaşamıştı. Bunun için elleriyle özel fes hazırlanır, fesin boş bıraktığı yere de üstünde “Maşallah Hasan Bey” yazılı bir bez sararlar. Bez üşümesin diye sarılsa da bu bez ve yazı ile de  İstanbul'un tanınmış kişileri arasında yer alır. 

Tepebaşı'ndaki eski ABD İstanbul Başkonsolosluğu binası (1900'ler)

AHMED RASİM BİLE YAZDI

Ünlü yazarlarımızdan Ahmed Rasim ise Pazarola Hasan Bey’i konu alan bir yazısında kendisinden şu şekilde bahsetmişti: “Hasan Bey’i kim tanımaz? Zamanın tek güler siması. Tabiatın sahte bir gösterişle iki arşınlık gövdesine taktığı kocaman bir kafası üzerinde kendine has fes ve sarılı ‘Maşallah Hasan Bey’ yazısı ile meşhurdur. Ne zaman rastlasam yüzündeki gülümsemeyi taptaze bulurum. Meczupluk haline vergi bir temiz bakışla çevresine bakınarak her dükkâna, her satıcıya, işine ve malına göre; -Pazarola bakkalbaşı, -Pazarola balıkçıbaşı, – Pazarola aşçı baba, – Pazarola kasapbaşı diyerek yürür gider.”

patronlardunyasi.com