Gündem


Toygun ATİLLA

Bu isim benim için diğerlerinden biraz farklıydı. Çünkü şirketin patronunu gıda sektörünü takip eden herkes tanıyor:

Şemsi Kopuz.

Kopuz uzun yıllar Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun başkanlığını yaptı. Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği’nin de başkanıydı.

Yani yalnızca gıda hammaddesi satan bir tüccar değildi. Türkiye’de gıda sanayisinin sorunları konuşulduğunda masanın öbür tarafında oturan, sektör adına açıklamalar yapan, şeker politikasından hammadde fiyatlarına kadar Ankara’ya sektörün taleplerini anlatan isimlerden biriydi.

Bugün ise şirketinin adı Süleymancılar yapılanmasına yönelik soruşturmanın şirketler listesinde. Ben de Şemsi Kopuz dosyasını açtım.

ÖNCE ŞEKER

Şemsi Kopuz’un geçmiş açıklamalarını tararken karşıma ilginç bir devamlılık çıktı.

Şeker.

2013 yılına gittim.

Kopuz o tarihte Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği Başkanı olarak nişasta bazlı şeker tartışmalarının tam ortasındaydı.

NBŞ’nin içerisindeki glikoz ve fruktozun sağlık açısından hedef gösterilmesine itiraz ediyor, bu tartışmaların ticari rekabetten kaynaklandığını savunuyordu.

2017’ye geldim.

Bu kez mesele kotaydı. Kopuz, Türkiye’deki şeker kota sisteminin gözden geçirilmesini, hatta kota uygulamasının sonlandırılmasını istiyordu.

Gerekçesi de açıktı. Şekerli mamul sanayisinin en önemli girdilerinden biri glikoz ve fruktozdu ve sektör hammadde tedarikinde sıkıntı yaşıyordu.

Aradan yıllar geçti.

Şeker ve glikoz yine karşıma çıktı ama bu kez bir sektör toplantısında değil.

Bir telefon görüşmesinde.

BU DOSYANIN ŞEKER TARAFINA BAK”

İlk Süleymancılar yazımın ardından gıda sektörünü çok uzun yıllardır bilen bir isim beni aradı.

ŞMS Kopuz’un adını görünce özellikle konuşmak istedi

Bana ilk söylediği şey şuydu: “Bu şirketin şeker ve glikoz tarafına bak.”

Sonra oldukça ağır iddialar sıraladı.

Kaynağımın iddiasına göre ŞMS Kopuz yıllarca bazı üreticilerden kota dışında kaldığını ileri sürdüğü glikozu faturasız olarak satın aldı. Daha sonra piyasadan temin edilen başka faturalar kullanılarak bu ürünün sanayi kuruluşlarına satıldığını ileri sürdü.

Hatta bunun 10-15 yıllık dönemde çok büyük bir kayıt dışı ticaret ve vergi kaybı yarattığını iddia etti.

Rakamlar da söyledi.

O rakamları buraya yazmıyorum. Çünkü iddia ile belge arasındaki çizginin kaybolmasını istemiyorum.

NEYİ DOĞRULADIM?

Kaynağımın anlattıklarından sonra Şemsi Kopuz’un geçmişine ve şirketin faaliyetlerine baktım.

Şeker ve glikoz, Şemsi Kopuz’un yabancı olduğu alanlar değil. Tam tersine yıllardır içerisinde bulunduğu sektörün temel hammaddeleri.

ŞMS Kopuz’un ürün portföyünde de glikoz, fruktoz, şeker ve çeşitli endüstriyel gıda hammaddeleri bulunuyor.

Şemsi Kopuz’un yıllarca şeker kotası konusunda kamuoyuna açıklamalar yaptığını da doğruladım. Hatta 2017’de açıkça kota sisteminin kaldırılmasını savunmuş.

Ama başka bir şeyi doğrulayamadım.

ŞMS Kopuz’un faturasız veya kota dışı glikoz satın aldığı iddiasını doğrulayacak bağımsız bir belgeye ulaşamadım.

Bu nedenle bu iddiayı bir gerçek olarak değil, sektörden önemli bir kaynağın iddiası olarak yazıyorum.

SONRA YAĞA GEÇTİK

Kaynağımın anlattığı ikinci alan ise yağdı. Burada hikâye daha da ilginçleşiyor.

Çünkü ŞMS Kopuz bugün Türkiye’nin endüstriyel yağ ticaretinde önemli oyunculardan biri.

Üstelik arkasında dünya çapında Bunge var.

Mayıs ayında, yani daha üç ay önce, Bunge ile ŞMS Kopuz İstanbul’da büyük bir toplantı düzenledi.

ŞMS Kopuz, Bunge’nin Türkiye’deki “uzun soluklu distribütörü ve stratejik iş ortağı” olarak tanımlandı.

İki şirketin son üç yılda Türkiye pazarına 20’den fazla özel yağ çözümü sunduğu ve 70’in üzerinde aktif müşteriye ulaştığı açıklandı. Masada yine Şemsi Kopuz vardı. Yanında oğlu ve şirketin CEO’su Burak Kopuz.

Hedeflerini de açıkladılar: “Türkiye’nin 3,4 milyar dolarlık atıştırmalık ve şekerli mamul ihracatını 2030’lu yıllarda 10 milyar dolara taşımak”

Üç ay sonra aynı şirketin adı şimdi Süleymancılar soruşturmasının şirketler listesinde.

DAHİLDE İŞLEME İDDİASI

Kaynağım yağ tarafında daha teknik bir mekanizma anlattı.

Burada konu Dahilde İşleme Rejimi.

Türkiye’deki ihracatçı üreticiler belirli koşullarda üretimde kullanacakları hammaddeleri gümrük vergisi ödemeden ithal edebiliyorlar.

Kaynağımın iddiasına göre ise ŞMS Kopuz yıllar boyunca bazı üretici şirketlerin Dahilde İşleme İzin Belgelerindeki ithalat imkanlarından bedel karşılığı yararlanarak vergisiz yağ ithalatı yaptı.

İddiası bunun binlerce tona ulaştığı yönünde.

Bunu da araştırdım.

ŞMS Kopuz’un endüstriyel yağ ticaretindeki güçlü konumunu doğruladım. Bunge bağlantısını doğruladım.

Yağın şirketin temel faaliyet alanlarından biri olduğunu doğruladım.

Ancak kaynağımın anlattığı şekilde başka şirketlerin Dahilde İşleme İzin Belgelerinin usulsüz biçimde kullanıldığına ilişkin bir belgeye şu aşamada ulaşamadım.

Bu nedenle bunu da kesin bilgi olarak yazmıyorum.

FAKAT ŞİMDİ YENİ BİR DURUM VAR

Normal şartlarda sektör içerisindeki bu tür iddialar yıllarca konuşulur.

Birileri anlatır.

Diğerleri dinler.

Sonra unutulur gider.

Fakat bugün durum farklı.

ŞMS Kopuz artık bir sektör dedikodusunun değil, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen büyük bir mali soruşturmanın şirketler listesinde.

Üstelik soruşturmadaki suçlamalar arasında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, kamu kurumlarının zararına dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması da bulunuyor.

Bu durum elbette benim kaynağımın anlattığı glikoz ve yağ iddialarının doğru olduğunu göstermez.

İkisini birbirine yapıştırmak gazetecilik olmaz.

Ancak artık savcılığın cevaplayabileceği son derece somut sorularımız var.

ŞİMDİ BELGELERE BAKMA ZAMANI

Öncelikle ŞMS Kopuz’un son 10-15 yıllık Dahilde İşleme İzin Belgeleri ve bu belgeler kapsamında gerçekleştirdiği ithalatlar incelenmeli.

Şirketin kendi belgelerinin yanı sıra ticari ilişki içerisinde bulunduğu üreticilerin DİİB’leri üzerinden yapılan işlemlere bakılmalı.

Hangi şirket ne kadar yağ ithal etti?

Bu yağ hangi üretimde kullanıldı?

İhracat taahhütleri kapatıldı mı?

Belge sahibi ile ithalatı finanse eden ve ürünü fiilen kullanan şirket aynı mıydı?

Aynı şekilde glikoz tarafında da üreticiden son kullanıcıya kadar fatura zincirinin çıkarılması gerekiyor.

Çünkü kaynağımın anlattığı mekanizma doğruysa, bunu ortaya çıkaracak şey söylenti değil:

Fatura.

Banka hareketi.

Gümrük beyannamesi.

Dahilde İşleme İzin Belgesi.

Vergi kaydı.

Yani iz bırakması gereken belgeler.

KISIKLI’DAN ÜMRANİYE’YE

Şirketin adresi konusunda da ilginç bir ayrıntıyla karşılaştım.

Eski ticari kayıtlarda ŞMS Kopuz’un adresi Kısıklı Mahallesi, Gurbet Sokak’taki Rumeli Plaza olarak görülüyor

Bugün şirketin kendi internet sitesinde ise merkez adresi Yamanevler Mahallesi, Ümraniye olarak veriliyor.

Kısıklı adresini özellikle not ettim.

Çünkü Süleymancılar yapılanmasının tarihsel merkezlerinden birini araştırırken de karşıma Kısıklı çıkmıştı

Ancak burada da aynı çizgiyi koruyorum.

Bir şirketin geçmişte Kısıklı’da bulunması tek başına cemaat bağlantısının kanıtı değildir.Bugünkü soruşturmada şirketin neden listeye girdiğini ortaya koyacak olan savcılığın mali tespitleridir.

ŞEKER, YAĞ VE PARA

Şemsi Kopuz’un hikâyesini ilginç yapan aslında tam olarak bu. Bir tarafta yıllarca Türkiye’nin gıda sektörünü temsil etmiş bir isim.

Şeker kotasının kaldırılmasını isteyen bir sektör başkanı. Diğer tarafta glikozdan endüstriyel yağa uzanan büyük bir hammadde ticareti.

Dünya devi Bunge ile kurulmuş uluslararası bir tedarik ağı.

Bugün ise Süleymancılar soruşturmasının şirket listesine giren ŞMS Kopuz. Kaynağımın bana anlattığı iddiaların doğru olup olmadığını bugün söyleyemem.

Söylemeyeceğim de.

Ama artık sorulması gereken soruları biliyorum.

Bundan sonra yapılması gereken iş, paranın izini sürmek.

patronlardunyasi.com

İLGİLİ HABER

33 şirket, 100 milyar lira paraya hükmeden 'Süleymancılar Holding’in patronu, yarış atı sahibi cemaat lideri Alihan Kuriş operasyonunun perde arkası

33 şirket, 100 milyar lira paraya hükmeden 'Süleymancılar Holding’in patronu, yarış atı sahibi cemaat lideri Alihan Kuriş operasyonunun perde arkası